| |
Nis 15
Efenim bu yazı sadece ve sadece kişisel tatmin olsun diye yazılıyor,bir sınav ardından dökülen isyan cümleleri olacak bu yazı..Hergün bakıp bakıp lanet edicem bu heriflere..
Aristotales Amcayla başlıyorum,bu hacı Platon’un öğrencisiymiş,Büyük İskenderin’de Makedonya TED Kolejindeki felsefe hocasıymış!Bi de bu Aristo Hacı’nın İslam Felsefesi üzerinde etkisi pek büyükmüş,Muallim-i Evval denirmiş ayrıca kendisine.(Bu bilgi hayatım boyunca ancak ve ancak Kim 500Bin ister türü programlarda işime yarıyacak bir bilgi olabilir) Bu kadar bilgi bu itoğluna fazla bile,Aristo’ya bacaaam girsin(Bugün çok terbiyesizleşicem,kusra kalma)
Bak bi de Epikürizm diye bişey var dayı..Modern çağdaki faydacılık ve hazcılık bu felsefeye dayanıyormuş.Hayatın anlamı,amacı,mutlulukmuş bu heriflere göre..Yani diyor ki,çakarım biramı,kurarım rakı soframı,alevli meyve tabağımda varsa,ohhh..Bi de bu itoğulları,bilgi akılla değil duyumla elde edilir diyor..Vay dangalak!
Stoa Ekolü: Hah,asıl bomba bunlar,insan beyni boş bir levhadır diyor.Doğuştan bilgi olmaz diyor herifçioğlu.Evrenin temeli ateşmiş bunlara göre.Ulan evrenin temeli para oldu artık be dayıcım ya..Ateş-mateş boş iş..Meşhur bir de sözleri varmış, “Doğaya göre yaşa” diyorlar.Tüm insalar eşitmiş bunlara göre.Ulan dangalak,dünyada böyle bir eşitlik mi var?Hay senin felsefe anlayışına tükiriyim!Bush oğlu Bush’la Fidel Castro gibi bir devrimci eşit olabilir mi?Hem Stoacı dayılar,sizin haberiniz yok ama bizde bir manken-filozof var,adı Aysun Kayacı,bu bilge(!) insana göre onun oyuyla,dağdaki çobanın oyu eşit olamazmış..Yaa gördün mü kadındaki felsefi derinliği,hey yavrum hey,bi de filozof diye geçinirsiniz!Bak ama bu herifçioğullarının güzel bir kategori olayı var;Tüm erdemlerin kökü bilgeliktir diyor ve bilgelik şunlardan oluşurmuş; 1)Vukuf 2)Cesaret 3)Adalet 4) Kendi kendini kontrol
Saint Agustin diye bi eleman var.Bu amcoğlu da diyor ki,bir adil yasa bir de adil olmayan yasa var.Adil olan yasa Tanrı’nın yasası,diğeri de insanların yasasıymış.Tanrı devletine giden her yol mübahmış,Haçlı seferleri de bunun iyi bir göstergesiymiş.Yani bu Dayıya göre,Tanrı Devleti Kurmak için Uyuşturucu Ticareti yapan bir devlet olsan bile bu mübah..Vay Hayvan!
Rene Descartes;Çoğu kişi adını duymuştur bu dayının..Akıl herkese eşit dağıtılmıştır diyor,yanılgıya bak,lan benden zeki milyonlarca kişi varken,benden akılsız da milyonlarca kişi var,akıl herkese eşit dağıtıldıysa,başarıya giden yolda öne geçmek için şans mı en önemli faktör?De get!
Kant:Alman aydınlanmasında öncü olmuş bu hacı.Koyu katolikmiş.Özgürlük,ahlaki değerlendirmenin ön koşuludur demiş.Değer yargısı subjektiftir demiş.Bu dayı ahlaka çok önem vermiş,demiş ki; “Ancak,aynı zamanda genel bir yasa olmasını isteyebileceğin bir ilkeye göre hareket et,bu evrensel yasa olsun..” bak bu sözü az biraz tuttum..Ama evrensel yasa dediğin şeylerde pek bi sınırlı be hacım.Tamam dünyanın her yerinde adam öldürmek suçtur,hırsızlık suçtur,ama bunlar çok sınırlı.Oysa insan davranışları o kadar çeşitli ki!Amerika da bir eyalette suç olan diğer eyalette suç değil..Evrensel yasa hikaye Kant Dayı..Ama sanırım sen şu “Küreselleşme” olayını yüzyıllar öncesinden gördün..Baksana yavaş yavaş tek hukuk düzenine doğru gidiyor dünya.Küreselleşmeye Hayır Ulan!
Sonuncu olarak FULLER dayım var,bu dayının hukuk kurallarında nelerin olması gerektiğini çok güzel anlatmış,kanım ısındı şerefsize..
1)Kurallar genel terimlerle ifade edilmeli
2)Açıkça ilan edilmeli
3)Kanunlar ileriye yürüyebilmeli
4)Kanunlar birbirleriyle tutarlı olmalı
5)Kanunlar sık değiştirilmemeli
6)Kanunlar,ifade ediliş biçimlerine uygun uygulanmalı
7)Bireylerden güçlerinin ötesinde davranışlar istenmemeli
Bi bu dayıyı gözüm tuttu,diğerleri fıss..
Şimdi bana,ulan dangalak,sen kim,filozof eleştirmek kim,bu adamların sıçtığı bok olamazsın deme..Herkes felsefe öğrenmek zorunda mı?Hayatı boyunca “felsefe” sözcüğünü bile duymamış olan biri çok mu büyük eksiklik içindedir?Felsefe yenir mi?Ruhun gıdası mıdır?20 milyon kişinin asgari ücretle geçindiği ülkemde Felsefe eğitim ve öğretimi,ıssız bir adada yaşayan Robinson Crouse’a adab-ı muaşeret dersi verip,Robinson çayını içerken sağ serçe parmağını doksan derecelik açıyla kaldırmadığı için sınıfta bırakmak gibi birşeydir..Velhasıl kelam,Aristo’ya kolum,Platon’a bacaaam,Spinoza’ya Dirseğim,Saint Agustin’e bileğim,Stoacılara Sağ işaret parmaam,John Locke’a Sırtım,Felsefeye’de komple vücudum girsin..(Ohh ulan dehşet rahatladım)
Etiketler: aristotales, david hume, gazali, Hukuk, hümanizm
Nis 10
Dünya iyiye gitmiyor değil mi?Gidiyor mu yoksa?Peki iyi olan ne?Kime göre,neye göre iyi?İyinin iyi olduğuna kim karar veriyor?Bu yazıyı yazdığıma göre şimdilik ben karar veriyorum..
Bir yandan Amerika ve kankaları yeni dünya düzeni için,sırasıyla dünyayı düzmekteyken bir yandan da sivil toplum örgütlerinin çabası göze çarpıyor..Aklına gelen dünya çapında bir sivil toplum örgütü var mı?Benim aklıma ilk Greenpeace geliyor..Ancak benim aklıma çok farklı bir şekilde geliyor bu Greenpeace’çi amcalar,teyzeler..Nasıl mı?Önce şu aşağıya yazacağım hikayeyi bir oku sonra anlatıcam(vallahi anlatıcam,anam babam ölsün)
Kudüs’te görevlendirilen bir gazeteci, Ağlama Duvarı’nın önünden her geçişinde, yaşlı bir musevînin orada öyle durup dua ettiğini fark etmiş. Bir hafta, iki hafta… sonunda adamla bir röportaj yapmaya karar vermiş. İzin alip teybini açmış, sormuş adama:
- Adınız ?
- David, Polonya Yahudisiyim. Yaşım 65. Smalla’da bir manav dükkânım var. Evliyim. İki çocugum Tel Aviv’de bir çiçek serasında çalışıyor…
- Sizi her gün burada, Ağlama Duvarı’nın önünde, dua ederken göruyorum.
- Evet, her sabah dükkânı açmadan buraya gelirim. Dünya barışı ve insanların kardeşliği için dua ederim. Öğle tatilinde bu sefer insanların mutluluğu, acıların sona ermesi için Yaradan’a yalvarırım.
Akşam da, eve dönerken, bu kez dürüst ve iyi insanların esenliği için dua ederim. Cumartesi günümü de burada, yine dua ederek geçiririm.
- Ne güzel! Kaç senedir bunu sürdüruyorsunuz ?
- İsrail’e göçtüğümden beri, yani 40 yılı geçti.
Gazeteci çok etkilenmiş, heyecanla sormuş:
- 40 yıldır her gün dua ediyorsunuz. 40 yıldır yılmadınız. Bugün nasıl bir duygu içindesiniz, neler hissediyorsunuz ?
Uzun uzun ic geçirmiş yaşlı Musevî; sonra bezgin bir sesle cevap vermiş:
- Vallahi artık bilemiyorum, demiş. İçimde, sanki gerçekten duvara
konuşuyormuşum gibi bir his var..
Ahan da olay bu..Ha gelelim yukarıdaki mevzuya,Greenpeace eylemleri hep ses getirmiştir,açık denizde balina avlarına karşı çıkmıştır bu örgüt,atmosfere gaz salınımları sebebiyle bilgilendirme kampanyaları yapmıştır,çaba sarfetmiştir hep..Şöyle düşün,bilim adamları küresel ısınma diye bas bas bağırıyor di mi?Kyoto protokolüne imza koymayan devletlerden biri de Amerika değil mi?Sanıyor musun ki umrunda mı dünya Amerika’nın..Umrunda değil..Amerikanın düşüncesi şu bence;dünyanın eğer 100 yıl ömrü kaldıysa,bu 100 yıllık sürede kral gene ben olmalıyım..Ozon tabakasıymış falan alayı tırt diyor : ) Greenpeace’le olayı nasıl bağlayacağıma gelirsek..Bence bu Greenpeace örgütü Amerika destekli (Yuhhh,ohhaaaa,çüşşşş dediğini duyar gibiyim ama bi dinle) niye mi?Dünyaya en çok zarar veren zararlının Amerika olduğu Ay ışığında parlayan beyaz adam kıçı gibi ortada,ama Amerika şöyle düşünmüş olmalı,ben bir örgüt kurdarıyım ve bu diğer dünyadaki insanlarda sanmasın ki bana hiç karşı çıkan yok..Yani olay, suni muhalefet..Çok mu abartılı geldi,komplo teorisi mi diyorsun?Belki öyle belki de değil..
Ha bir de düşüncelerimi yukarıdaki hikayeyle bağdaştırayım da sonradan,hay senin üslubuna tüküreyim deme..Dünyaya zarar vermek için uğraşan böylesine bir güç varken,sen istediğin kadar sivil toplum örgütü kur,gökdelenlerin bilmem kaçıncı katında pankart aç,kendini birbirine zincirle,hatta zincirlemeye çinden başla,peru’da bitir,hiç bir boka yaramaz dostum,hiç bir boka..Ha rüzgara karşı işemişsin,ha duvara karşı konuşmuşsun,hiç farkı yok..!Bak İngilizce de bir deyim varmış, “face the music” diyor gavurlar,yani yaptığın hatalarla yüzleş gibisinden,aslında Türkçeye tam çevirisi şu olmalı “gör ebeninkini”
Amerikaaa,Amerikaaa face the music laann!Gör Ebeninkini
Etiketler: ağlama duvarı, amerika, greenpeace, israil, sivil toplum
Nis 09
Doğrucu Davut diye bir tabir vardır,ha bi de Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar mevzusu..Sanır mısın ki?Bu kovma sebebi,doğruyu sevmememizden falan?Alakası yok..Sebebi basit..3-D kuralına uymamak.3-D kuralı nedir dersen,3-D kuralı şudur,eğer bir şey söyleceksen Doğru Yer,Doğru Zaman ve Doğru Kişiyi kolla.Kolla ki 9 köy gezme,diyar diyar gezerkene yollarda harap olma..10uncu köyden medet umma..Bilgin çok olabilir ama önemli olan bilgiyi iyi satabilmek..Ahan da bu olayla ilgili bir hikaye var..Ama öyle hikayeden bir hikaye değil,baya baya hikaye(Ulan baya baya hikaye ne demekse???)
Eski günlerin birinde, çok meşhur bir hoca varmış. Bilgisiyle, tecrübesiyle, yetiştirdiği kiiiler ile ülkede bilmeyeni yokmuş. Yükselmek, büyük adam olmak isteyen herkes muhakkak bu meşhur hocaya gelip ondan ders alırmış. Onun ilminden yararlanırmış.
Devlet adamı olup büyük mevkilere gelmek isteyen bir genç köy delikanlısı bu hocanın ismini duymuş. Onun ilminden faydalanmak, ondan ders alabilmek için köyünü terk etmis. Düşmüş yollara. Aylar sonra hocaya ulaşmış.
‘Hocam ne olur beni kabul edin. Beni yetiştirin’ demiş. Hoca ‘İlmi diyanet mi, yoksa ilmi siyaset mi öğrenmek istersin’ diye sormuş. Genç köylü. ‘Bana ilmi diyanet öğretin hocam’ demiş. Eğitim başlamış…
Aylar geçmiş. Genç köylü ilmi diyanet konusunda iyice yetişmis, pişmiş. Hocası ‘Artık tamamsın, Şimdi de ilmi siyaset öğrenmek istermisin’ diye sormusş Köylü, ‘Hocam, ilmi diyanet bana yeter. Ben köyüme dönmek istiyorum’ demiş.
Genç köyüne dönmüş. Akrabaları kendisini büyük bir ilgiyle karşılamış.Diyanet konusunda çok derin bilgi sahibi olduğu için, köyün camisine gidip hocanın vaazlarını dinlemek istemiş. Camiye gitmiş. Hocayı dinlemiş. Duyduklarına inanamamiş. Hocanın söylediklerinden hiç memnun olmamış. Tam tersine, hocanın söylediği yanlış uydurma şeyler nedeniyle sinirlenmiş. Bir ara kendini tutamayıp cemaatin içinden yüksek sesle bağırmaya başlamış.
‘Söylediklerinin hepsi yanlış. Uydurma. Ne biçim hocasın. İnsanları kandırıyorsun’ . İşte bu sözler üzerine camide bir sessizlik olmuş. Herkes dönüp bu cümlenin geldiği yere bakmış. Hoca da gence dönüp kaşlarını çatmış. Itibarı zedelenmesin diye bu sesi susturmak için hoca cemaate dönüp bağırmış;
‘Ey cemaat, işte size bahsettiğim münafıklardan bir tanesi de burada, aramızda. Allaha inanmayan, camiye hakaret eden, hocaya baş kaldıran cehennemlik bir kafir içimizde oturuyor. Tutun onu. Gereken dersi verin. Atın dişarı’ demiş…
Cemaat genci yakalamış. Tekme tokat ve küfürlerle caminin dışına atmışlar. Her yeri yara bere içinde kalan genç inliye inliye evine dönmüş.
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra genç köylü karar vermis. Meshur hocaya geri gidip ‘ilmi siyaset’ ögrenmek gerektigine inanmis. Yeniden yollara düsmüs. Meşhur hocaya ulaşmış. ‘Hocam, ben geri geldim. Şimdi bana ilmi siyaset öğretmenizi istiyorum’ demiş.
Aylar geçmiş. Gencin ilmi siyaset eğitimi tamamlanmış. Genç, hocasının elini öpüp köyüne geri dönmüş. Hemen eskiden dayak yediği camiye gitmiş. Aynı hoca duruyormuş. Eski tas, eski hamam. Ayni hoca yine saçma sapan şeyler söylemiş. Cemaati yanıltan, kandıran ifadeler kullanmış.
İlmi diyanet’ten sonra ilmi siyaset eğitimini de almış olan genç köylü, cemaat içinde ayağa kalkmış. Hoca kaşlarını yine çatıp gence bakmış. Cemaat kafalarını çevirip ayaktaki gence dönmüş. Sessizlik olmuş. Genç köylü yüksek sesle cemaate seslenmiş:
‘Ey cemaat. Bu Hoca efendi çok doğru söylüyor. Bu Hoca efendi ne mübarek bir hocadır.Diyarı İslamı gezseniz böyle mübarek bir adam bulamazsınız. Ne yüce bir hocadır. Ey cemaat, her kim ki bu hoca efendinin bir kılını kopara ve ala, o kişi hiç süphe yoktur ki cennetin kapısını aralaya…. ‘
İşte bu sözlerden sonra cemaat bir anda ayağa kalkıp, hoca efendinin üstüne çullanmıs. Hocadan bir kıl koparmak isteyen onlarca insanın altında kalan hoca, bir daha o köyde hocalık yapamayacak hale gelmiş. Genç köylü de, ilmi siyasetin ne kadar güçlü bir silah oldugunu anlamış….
Ahanda hikaye böyle işte..İlmi siyaseti bileceksin ki,doğru bildiklerini doğru bir biçimde etrafındakilere aktarabilesin..
Sürçü lisanlarım,kaçacak yer arar..
Etiketler: din, düşünce, hoca, ilmi siyaset, islam
Nis 09
Dostlar hatrı sayılır e-posta aldım sizden,hangi wordpress eklentilerini kullandığıma dair.Paylaşıyım dedim sizle..
- Akismet:Çoğu Blog’çunun derdi,spam yorumlar ve bu spam yorumlardan kurtulmanın en kolay yolu Akismet eklentisini kullanmak..Akismet’i kullanabilmek için www.wordpress.org adresinden bir API key almanız gerekiyor.WordPress.org mahkeme kararıyla kapalı olduğu için önce www.browseunblocked.com sitesine girip ardından wordpress.org adresine girip kayıt yaptırarak API key’i alabilirsiniz.API key’i aldıktan sonra eklentiler bölümünden gerekli alana API key’i yazın ve Akismet’i kullanmaya başlayın..Farkettiğim bir şey var.WordPress 2.3 kullanırken günlük spam yorum 10′u geçmezken 2.5′e geçtiğim gün spam yorumlar günlük 200′ü bulmaya başladı nedendir bilmem..
- Google Xml Sitemaps: Bu eklenti sayesinde bir site haritası oluşturabilir.Oluşturduğunuz site haritasını google-webmastertools sayfasından ekleyebilir,böylece sitenizin daha iyi indexlenmesine katkıda bulunursunuz.Bu eklentinin en beğendiğim yönü,mesela blogunuzda bir yazı yazdınız ve yayınla butonuna bastınız,yazı yayınlanırken,google ve diğer arama motorları bundan haber ediliyor,ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum,google en fazla 5 dakika içinde yazınızı index’liyor..Eklenti sahibinin sayfası: http://www.arnebrachhold.de/
- Guestbook Generator: Bu eklenti sayesinde bir ziyaretçi defteri oluşturabilirsiniz.Sade ve işlevsel tavsiye ederim..Eklenti sahibi sayfası: http://www.alleba.com/blog/
- Login Lockdown: Bu eklenti güvenlik için çok önemli.Mesela kötüniyetli biri “admin” hesabından art arda giriş yapmaya çalışıyor,bu eklentisi sizin isteğinize göre (benim tercihim 3) belli bir yanlış şifre yazma sonrası,denemede bulunan kişinin ip adresini banlıyor.Geliştirici sayfası: http://www.bad-neighborhood.com/
- Metin Seçme Engelleme: Bu eklenti sayesinde binbir emek verip yazdığınız özgün yazıların kolayca kopyala-yapıştır’a kurban gitmesini engelleyebilirsiniz.Geliştirici:http://www.dmry.net
- Sayfa Sayaç (Post Read Counter) Çok işlevsel bir sayfa sayacı.Yazılarınızın ne kadar okunduğunu “bugün” kaç defa okunduğunu ziyaretçilerinize gösterebilirsiniz. Geliştirici: http://www.dmrt.net
- Share This: Hoşuma giden eklentilerden biri,sayfanın sonuna gelen bu eklentiyle,bir yazıyı arkadaşınıza direk site üzerinden e-posta’yla gönderebilir,facebook’ta paylaşabilir,daha bir çok sitede yayınlatabilirsiniz.Sitenizin duyulması açısından önemli bir eklenti. http://sharethis.com/
- WordPress Automatic Upgrade:İşte sizi büyük bir dertten kurtaracak eklenti.Elle wordpress güncellemek bazen sorun yaratabiliyor.Sadece bir kaç tıklamayla bu eklenti sizi bu dertten kurtarıyor.Kesinlikle bu eklentiyi kurun..Adres: http://techie-buzz.com/
- WordPress Database Backup: Ve işte favori eklentim.Bu eklenti sayesinde,isterseniz her an,isterseniz her gün belli bir saatte,sitenizin dosyaları,belirttiğiniz e-posta adresine otomatik olarak yollanıyor.İnternet aleminde ne olacağı belli olmuyor,bir bakmışsınız,sabah sitenin yerinde yeller esiyor ve emek verdiğin her şey gitmiş..Bu eklentiyi mutlaka kurun..Adres: http://www.ilfilosofo.com/blog/
- WordPress Contact Form(iletişim Formu) Bu eklentiyle ziyaretçileriniz sizinle çok kolay iletişime geçebilecekler,formu doldurmaları yeterli,mesajları belirttiğiniz e-posta adresine gelmekte..
Şimdilik kullandığım eklentiler bunlar,sizlere de bu eklentileri tavsiye ederim.Kolay gelsin : )
Etiketler: blog, eklenti, plugin, website, wordpress eklentileri
|
|
Son Yorumlar