Güney Afrika’da Irkçılık Politikaları

Beyin Kıvrımları 2 Tatava Var »

Güney Afrika’da ırkçılık diyince, hani konuyla ilgili bir bilgin yoksa,siyahların beyazlar aleyhinde ırkçılık yaptığı akla gelebilir..

Ama tabi ki tam tersi.Siyahların oluşturduğu bir toplumda, beyaz adam geliyor ve olaylar başlıyor..

Fanon şöyle tanımlamış Güney Afrikayı o yıllar için(1950′li) ;

Nedir Güney Afrika? 2.530.300 Beyazın, 13.000.000 Siyahı, sopa zoruyla tıktığı bir kazan..

Güney Afrika’da ırkçılığın gelişimini kısaca özetlemeye çalışıcam,bu yazıda amacım,önemli sözlere daha çok yer vermek..

Güney Afrikaya yaşam amaçlı gelen ilk kişiler Hollandalı’lar.1500′lü yıllarda geliyorlar ve ilk yıllarda afrikalılarla aralarında sorun yok.Hollandalılar Afrikalılardan et satın alıyor,gül gibi geçiniyorlar.Zamanla yeni Hollandalılar geliyor.Daha çok et satın alınıyor Afrikalalılardan,sığır sürülerini çalıyorlar, ta ki satacak tek sığırları kalmayana kadar.Ardından artık besicilik yapamayan Afrikalılar, Hollandalılar ve diğer Avrupa’lılar için köle gibi çalışmaya başlıyorlar.Karşı koymaya çalışıyor Afrikalı’lar,  ancak ok-yaya karşı,beyaz adamın barutu var..

1815 yılında İngilizler, Hollandalılar’ın elinden bu yerleşim bölgelerini alıyor (Cape Town) Beyazlar gittikçe artıyor,beyazlar arttıkça,siyahlar tehdit olarak görülüyor..

İşin şöyle bir ilginç yanı var..Ulan illa ki ırkçılık yapacaksan bunun da bir raconu,teamülü bir şeyi olmalı..Hollanda’da zencilere karşı ayrımcılık yapsan hadi bi yerden anlaşılır diyelim de, a be öküzler Afrika’ya gidip “zenci istemezük” demek nasıl bir mantığın ürünüdür? Japonya’yı işgal edip “tüm çekik gözlüler 2. sınıftır” demek gibi bişi..

Moeller Van Den Bruck idealizm hakkında şöyle demiş ;

İdealizmin en büyük tehlikesi,insanları birer aptala çevirmesi gerçeğinde yatmaktadır.Yüksek ideallere ulaşma konusunda her gün sarf edilen aşırı çaba, realiteyi ortadan kaldırabilir.

2. Dünya Savaşı sırasında bir seçim yapılıyor Güney Afrika’da ilginç bir seçim.Sadece beyazlar oy kullanabiliyor.Ve bu seçimde seçilen hükümet tam 44 yıl iktidarda kalarak 1994′e kadar utanç olarak tarih sahnesinde kalmayı sürdürüyor.

Bu hükümetin çıkardığı, ırk ayrımcılığına dayanan yasaları mevcut, bu yasaların adı da “Apartheid Yasaları”..

Bu yasadan örnekler;

  • Irklar arası evlilik ve cinsel ilişki yasağı.
  • Seyahat yasağı.Eğer bir siyah kadın ya da erkek kayıtlı olduğu yerden başka bir yere gidecekse,akrabasını ziyaret edecekse izin almalı.Siyah ve beyazların yaşam alanları tamamen ayrılıyor ve siyahlar hükümetten izin almadan beyazlara ait bölgelere giremiyorlar.Girdikleri takdirde de bu süre 72 saati geçemiyor.Sırf bu kanuna muhalefetten 3,5 milyon siyah ceza alıyor.
  • Kamu Hizmetlerinden Ayrı Yararlanma Zorunluluğu.Bu öyle bir yasa ki; siyah ve beyazların yararlanabileceği her tür kamu hizmetleri ayrı binalara ayrılıyor.Aklına ne gelirse..Ayrı tiyatro,kütüphane,park,pastane,kasap ve hatta mezarlıklar..
  • Siyahların barışçıl amaçla dahi olsa gösteri yapma,toplanma yasağı.

Bundan başka yasalar da mevcut..Tüm ırklar tek tek ayrılıyor ve kimliklere işleniyor.Eğer bir kişinin ırkı üzerinde şüphe varsa, ırkı bulabilmek için uygulanan yöntem şu ; ırkından şüphe duyulan kişinin saçlarının arasına kalem koyulur, eğer kalem dik durabiliyorsa, siyah ırktan olduğu kabul edilir..

Beyaz Adam’ın nefretini “Siyah Deri” kitabında Fanon şöyle anlatmış, cuk oturtturmuş hatta ;

Avrupa’da bir fonksiyonu vardır Zencinin; Aşağılık duygusunu,bayağı eğilimleri, kısacası ruhun karanlık yüzünü simgeler Avrupa’da Zenci..Onun fonksiyonu budur.Zenci, Batılı İnsanın kolektif bilinçaltında kötülüğün,günahın,sefaletin,savaşın ve kıtlığın sembolü durumundadır. Leş yiyen kuşların hepsi siyahtır. Ne anlamlı bir tesadüf değil mi?

Dışarıdan bakıldığında deli saçması olarak görüldüğü açık olan bu yönetim, kimi zaman Sivil İtaatsizlik yöntemleriyle,kimi zaman şiddete başvurularak yıkıldı.1994 yılında genel oy ilkesine göre ilk seçim yapıldı..

Güney Afrikada ırkçılığın son bulmasındaki önderler, Desmond Tutu ve Mandela..

Ardından Güney Afrika Cumhuriyeti Anayasasıyla 11 Resmi Dil ve 3 Milli Marş kabul edildi.Anayasalarının önsözünün ilk cümlesi de şu oldu;

Biz Güney Afrika Halkı, geçmişimizdeki adaletsizlikleri tanırız..

Yararlanılan Kaynak: ABD ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Irk Ayrımcılığı Politikaları Yrd. Doç.Dr M. Emin Ruhi

Etiketler:, , , ,

Irk Ayrımcılığı ve Sivil İtaatsizlik

Beyin Kıvrımları, İlmi Siyaset 8 Tatava Var »

Konu tamamiyle ırk ayrımcılığı üzerine değil. Sivil itaatsizlik denen direniş biçiminin Irk Ayrımcılığına karşı Amerika’da nasıl zafer kazandığını anlatmaya çalışıcam.

Sivil İtaatsizlik nedir?

Sivil itaatsizliğin iki temel unsuru mevcut ;

1-Devlet otoritesi meşruiyetini, ancak yönetilenlerin rızasına dayanarak sağlayabilir.Adalet, hükümetin yaptığı pozitif yasalardan daha üstündür ve birey, yasaların adil olup olmadığını sorgulama hakkına sahiptir. Bu unsura örnek vermek gerekirse ; herhangi bir ülkede motorlu araçlarla yapılan kazalarda her zaman yayanın suçlu olacağına dair bir pozitif yasa olsa ve adamın biri arabasıyla yayaya çarpsa, ve ceza almasa, bu durum yasaldır ama adil değildir. Zaten bir ülkede yasalarla, toplumun vicdani ve ahlaki değerleri ne derecede örtüşüyorsa o kadar huzurlu bir yaşam alanı oluşur.

2-Eğer birey yasaların adil olmadığına kanaat getiriyorsa, bunlara itaat etmeme hakkına sahiptir, ancak bu itaatsizlik şiddet içermeyen yöntemlerle yapılmalıdır. (Sivil İtaatsizliğin Unsurları Hakkında ayrıntılı bilgi için “Hayrettin Ökçeksiz-Sivil İtaatsizlik 2. Baskı ALFA YAYINLARI”)

Yani Sivil İtaatsizlik hareketinin en temel prensibi “şiddete asla başvurmama”

Amerikada bu hareketin mimarı Martin Kuther King, sivil itaatsizlik eyleminde Gandi’den etkilendiğini belirtmiş..

Gandi’nin öncülüğünü yaptığı Sivil İtaatsizlikle ilgili güzel sözlerinden birkaçı;

Cesurca çekilen acılar,bir taşın bile kalbini yumuşatabilir.. Adalet, adaletsizlikle elde edilmeye çalışılırsa, elde edilen sonuçta mutlaka adaletsizlik gömülü olur..Uğruna öleceğim çok davam var, ama uğruna öldüreceğim hiçbir dava yok..

Tanım ve açıklamalardan sonra, ABD’deki Sivil İtaatsizlik eylemlerinin sebebi olan ve Obama’nın şu anda başkanlık koltuğunda oturmasında belki de en büyük payı olan Rosa Parks’ı anlatmam elzem..

Olay Amerika’nın Montgomery şehrinde geçiyor.Şehirde 70 Bin kadar Beyaz, 50 Bin de siyah yaşamakta.Yasaya göre otobüslerin ön koltuklarında sadece beyazlar oturabilmekte.Siyahların otobüsün orta kısmında oturabilmesi,orta kısımda hiçbir beyazın oturmaması koşuluna bağlı.

1 Aralık 1955 günü, Rosa Parks isimli siyahi 42 yaşında bir kadın otobüse biniyor ve orta koltuklardan birine oturuyor.Bir kaç durak sonra 6 beyaz yolcu otobüse biniyor.5 beyaz yolcu önde yer bulup,1 beyaz ayakta kalıyor.Bu durumda Rosa Parks’ın orta koltuğu boşaltıp en arkaya geçmesi gerekmekte.Diğer 3 siyahi yolcu arkaya geçiyor ama Rosa Parks yerinden kalkmıyor.Ardından polis geliyor ve Rosa Parks göz altına alınıyor.Sivil İtaatsizlik eylemlerini tetikleyen olay budur..

Amerika’da siyahi vatandaşların ikinci sınıf statütüsünden kurtulmasındaki olayları tetikleyen bu kişiye,Rosa Parks’a 1996 senesinde Başkan Bill Clinton, 1999 senesinde de Kongre tarafından  altın madalya verilmiş..

Rosa Parks’ın gözaltına alınıp, yasa gereği cezalandırılmasından sonra, Martin Luther King önderliğindeki Sivil İtaatsazlik eylemlerinin ilki başlar ; OTOBÜSE BİNMEME eylemleri..

King önderliğinde alınan kararla günde ortalama 17500 siyahinin bindiği otobüslere binmeme kararı alınır.Siyahi taksi şoförleriyle anlaşılarak, taksi kullanmak isteyen siyahilerden otobüs ücreti olan 10 Cent’in alınması istenir ve taksiciler kabul eder. Araba havuzları oluşturulur, siyahiler yaya olan diğer siyahileri gidecekleri yere bırakırlar ve bu eylem tam 381 gün sürer.21 Kasım 1956′da Amerikan Yüksek Mahkemesi otobüslerdeki ırk ayrımcılığını kaldırır.Bu olay da Sivil İtaatsizlik eyleminin, uygulanış biçiminin ne derece doğru, etkin ve amaca yönelik olduğunu gösteriyor.

Bu eylemler sadece otobüs olayıyla kalmamış.Kuzey Carolina’da bir siyah genç restaruanta gidiyor.Garson da “biz zencilere hizmet veriyoruz” diyor.Joseph isimli bu öğrenci restaruanttan ayrılıyor ama ertesi gün yanına 2 arkadaşını alıp aynı restaruanta gidip tüm gün boyunca sadece oturup hizmet bekliyorlar.Ertesi gün Joseph ve arkadaşlarına katılan diğer siyahiler de oluyor.Gazeteler olayı duyurduktan sonra bu eylem biçimi tüm Güney Eyaletlere yayılıyor.Zencilerin yararlanması yasak olan kütüphane,park,tiyatro gibi yerlerde, zenciler en güzel kıyafetlerini giyip sadece oturuyorlar : )

Bunun gibi eylemler sonucunda, King önderliğindeki bu hareketle zenciler, beyazlar gibi aslında var olan ama kendilerine yasaklanmış hakları bir bir geri aldılar.

Sivil İtaatsizlik eylemlerinin ana unsuru olan şiddetsizlik, eylemin süre içerisinde vicdanlara seslenmesine sebep oluyor..

Peki ülkemizde durum nedir?

Bir gün belirlense ve o gün 10 Milyon Cep Telefonu Abonesi aboneliklerini iptal etse Cep Telefonu Şirketlerinin fiyat tarifesi sence nasıl şekillenir?

Sadece 1 hafta hususi oto sahipleri kontak kapatsa, benzinin durumu ne olur?

Doğalgaz kullanımı yerine sıksak dişimizi, 1 aylığına soba kursak, doğalgaz ucuzlamaz mı?

Nedir fikrin acaba?

Etiketler:, , , ,

David Diop ve Irkçılık

Beyin Kıvrımları 3 Tatava Var »

Beyaz adam babamı öldürdü,

Çünkü onurlu adamdı babam..

Annemi kirletti Beyaz adam,

Annem güzeldi çünkü..

Beyaz adam belini kırdı kardeşimin güpegündüz, yol ortasında

Çünkü güçlüydü kardeşim..

Ve sonunda bana döndü Beyaz adam,

Elleri kan içinde.

Önce nefretini tükürdü yüzüme

Sonra “Hey Velet” diye buyurdu

Bir Tanrı azametiyle..

“Hey velet, bir leğen getir bana,

Bir havlu

Ve su dök ellerime” ..

Irkçılığın acı gerçeğini en vurucu şekilde anlatabilen bir şiir.Yazarı David Biop Kuzey Afrika asıllı bir Fransız. 1960 senesinde uçak kazasında ölüyor..Irkçılığa karşı şiirleriyle savaşmayı seçmiş..

Irkçılık üzerine yazı dizisine başlamayı düşünüyorum.Dünyadan ve ülkemizden örneklerle. Yararlanacağım kaynaklar arasında Sayın Hocam Yrd. Doç. Dr M. Emin Ruhi’nin “ABD ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Irk Ayrımcılığı Politikaları” adlı kitabı en büyük yardımcım olucak.David Biop’un bu şiiri de kitabın ilk sayfasındandı..

Yazıyı İspanyol Tarihçi Gonzalo Fernandez de Oriedo’nun Kızılderilileri tasviriyle bitiriyorum, dehşet içinde okumak serbesttir ;

“Doğuştan tembel, kötü, melankolik, korkak ve genellikle yalancı, dönek bir halk. Evlilikleri kutsal değil, mundardır. Şehvet düşkünü ve homoseksüeldirler. Başlıca istekleri ; yeme, içme, putlara tapınma, eğlenme ve hayvanca açık-saçık dolaşmalarıdır. Onların kafaları öylesine kalındır ki, İspanyollar kendileriyle savaşırken, körelmesin diye kılıçlarını kafalarına vurmamaya özel çaba göstermektedirler.

Not: Site teması kaynaklı problemlerden dolayı 3 günde 12 kez blogu baştan kurup-kurup sildim.Yeni tema bu olucak.

Etiketler:, , ,

Hayvanlarla İlişki Anlatımı

En Köşeden Yazılar 2 Tatava Var »

İlişkiler  birçok kişi tarafından,birçok betimlemelerle anlatılmış.Kaç birey varsa, o kadar da ilişki tanımı var.

Bu da benim ilişki tanımım,hayvan odaklı ;

1)Çakal gibi Tetikteyim Evresi ; Bu evrede, gönül birine karşı hareketlenir.Gönülün meylettiği kişiyle “ortak zaman” yaratılmaya çalışılır.Mesela bir iş yerindeysen, işyerinin dahili telefonundan bir şey sorabilecekken, o kişinin yanına gidilir.Eğer üniversitedeysen, aslında daha 2 dakka evvel çay içmene rağmen, sırf aynı mekandaki H2O’yu solumak için tekrar kantine gidilir, çay alınır, o kişiyle göz göze gelebilme ihtimalinin en yüksek olduğu masa özenle seçilir. Bu evre tam bir tetikte bekleme evresidir.Ne yapılmalı ne edilmeli o kişiyle “ortak zaman, ortak mekan” yaratılmalıdır.Ama bu ortak mekanda bulunulurken,orda bulunma sebebi o kişiye çaktırılmamalı, gerçekten çay içmeye gelmişsin gibi bir imaj yaratılmalı.Çakallık işte burada.

2)Kedi Gibi Masumum Evresi ; Bu öyle bir evredir ki, sen dünyanın en şerefsizi,puştu da olsan, bunu da adın gibi bilsen, yani şerefsizliğinin, karaktersizliğinin farkında da olsan, senin gönlün birindedir ve o birini kazanmak için Makavelist anlayışın dibine vurarak amaç uğruna her türlü aracı mübah görürsün. Bu evrede hiç yapmadığın iyilikler, hiç yapmadığın jestler yaparsın, duygusal ve hiç olmadığın halde biraz da romantik.

3)Köpek Gibi Seviyorum Evresi ; Kedi Gibi Masumum Evresinin başarılı tatbikinden sonra karşı tarafın buna kayıtsız kalamaması bütün kapıları sana açar. Artık karşı tarafta da kıpırdanmalar başlamış, gösterilen ilgiye karşılıklar başlamıştır.Bu evrede karşı tarafın sana kayıtsız kalamamasından alınan gazla, arkadaş ortamlarında sık sık şunu telafuz edersin kankalarına ; “Aaabi köpek gibi seviyorum,bu sefer başka,köpek gibi aşığım,kangal gibi sadığım”

4)Örümcek Gibi Ağıma Aldım Evresi ; Çakal gibi tetikteyim ve Kedi Gibi Masumum Evrelerinin mükemmel kombinasyonun getirdiği başarının Köpek Gibi Seviyorum evresiyle taçlandırılmasının ardından,bu formüllerin  semerelerini Örümcek Gibi Ağıma Aldım Evresi’nde görürsün.Bu evrede, o eski jestler, duygusal konuşmalar bakışmalar,eskiye nazaran değerini yitirir.Çünkü karşı taraf da artık bu senin yaşadığın evreleri yaşamaya başlar ve şöyle dersin ; “E o da aynı şeyleri yapıyor, iki kişinin yapmasına gerek yok,dinleniyim acıkk”

5)Koala Gibi Kendimi Saldım Evresi ; Bu evrede ilişki temellenmeye başladığından “lan artık benden vazgeçmesi az-biraz zor olur” yargısının getirdiği rahatlık, karakterinin aslının gözükmesine yol açar.Neysen o olmaya başlarsın,yani üstündeki 10 TL’lik araba cilası, yağmur ormanında sağanağa tutulmuş pamuk helva gibi silinir gider.

6)Öküze Bağlıyorum Evresi ; Koala Gibi Kendimi Saldım Evresi karşı tarafı afallatmıştır. Kedi gibi Masumum Evresindeki insan nereye gitmiştir? Bu sorun karşı tarafu huzursuz eder ve “Ya Nihat sen çok değiştin” önermesi ağızdan çıkar ve Nihat bu önermeyi şöyle karşılar “Ben böyleydim zaten kızım” Aslında Nihat doğru söyler ama Kedi Gibi Masumum evresindeki Bruce Wills’i Morgan Freeman’ı  kıskandıracak oyunculuk yeteneği karşı tarafın gözlerini kör eder.Öküze Bağlıyorum Evresi türlü öküzlüklerle devam eder.

7)Çita Gibi Hızlı Kaçarım Evresi ; Öküze Bağlıyorum Evresi’nin karşı taraf üzerindeki şok edici etkisi karşı tarafın sana olan sevgisinin kızgınlığa,öfkeye,nefrete dönüşmesine sebep olur.Durmadan karşı taraftan “E başlarda böyle değildin sen” “Sen acayip değiştin” “Ya Nihat noldu sana be” soruları yağar.Bu sorulara verecek cevabı olmayan Nihat’ın o en baştaki evrede arttırmaya çalıştığı “ortak zaman” ve “ortak mekan” anları süreci tam tersine işlemeye başlar.Artık bir çita gibi hızlı ve atik olunmalı mümkün olduğunca ortak zaman-mekan paylaşılmamalı,tehlike hissedildiği anda topuklanmalıdır.

8)Deve Gibi Kindarım Evresi ; Çita Gibi Hızlı Kaçarım Evresi eğer başarıldıysa kaçmayı başarmışsındır ancak unuttuğun şudur, artık kovalanmıyorsundur.Yani değeri olan şey kovalanır,oysa değerin kalmamıştır.Hızla koşarken bi ara arkadaya bakar ve “Lan?” dersin, “Lan kimse kovalamıyo ki..” kovalanmadığını anladığında, aslında sebep olduğun nefreti hazırlayan şeyleri kendinde değil karşı tarafta arar ve Deve Gibi Kindarım Evresine adım atarsın.

9)Çiftleşmeyi Reddeden Koruma Altındaki Panda Evresi ; bu evrede ilişki sonlandırılmış , ama hala açık kapılar mevcuttur. Arkadaşlar teselli kaynağıdır. “Olm seviyo musun seviyosun, e o zaman bitirme” gibi önermeler ilişkinin selametine yöneliktir.Ama bireyler Hayvanat Bahçesinde Koruma Altına Alınmış her türlü imkanı olan Pandaların çiftleşmeyi reddettiği gibi, tekrar biraraya gelmeyi reddeder.

Etiketler:, ,