Garip Dernekler ve Oluşumlar

Tebessüm 2 Tatava Var »

O kadar yerleşmiş kötü espirilerimiz ve klişelerimiz var ki, düşünüyorum da bunları devam ettirmek için bir takım dernekler, yurtdışı kaynaklı vakıflar, fon aktaran kurumlar falan mı var?

Bir yılbaşı hadisesi düşünün ki, o ortamda biri şuna benzer bir espiri yapmasın;

Tarih 31 Aralık ve saat 23:00 civarlarıdır.Evdeki biri şöyle der

-Çay demle de içelim be..

-Seneye demlerim, kikiri-mikiri.

Aga napıyosun ya? Komik değil, sempatik hiç değil. Düşündürücü-eğlendirici bir yanı yok. Allah bilir milattan beri yapıla geliyordur bu espiri,belki de ilk olarak Hz. İsa’nın havarilerinden biri yapmıştır bu espiriyi..Tek tesellim bu espirinin senede bir kez yapılabiliyor olması..

Var mı la acaba böyle bir dernek? Yılbaşında “Seneye Yaparım” Espirisini Yapma-Yaşatma-Bezdirme-Sündürme Derneği..

Bu derneğin Olağan Genel Kurul Toplantısı nasıl geçiyordur acep?

—————–

-Ihımmm, 2009′u geride bıraktık Yılbaşında “Seneye Yaparım” Espirisini Yapma-Yaşatma-Bezdirme-Sündürme Derneği Başkanı olarak bizim açımızdan pek verimli bir yıldı.Şimdi konuşmasını yapmak ve 2009 Faaliyet Raporunu sunmak üzere Başkan Yardımcımız Nurhan Hanımı davet ediyorum..

Nurhan Hanım: Öncelikle 2010 hayırlı olsun.Lafı fazla uzatmadan 2009′un 31 aralığında neler yaptığımıza göz atalım..Sevgili arkadaşlarım 2008 senesinin 31 Aralık’ını hiç birimiz hatırlamak istemeyiz.Zira derneğimiz için felaket bir tarihti..

Seneye Yaparım espirisini yapmak isteyen 8 dernek üyemiz ülkenin çeşitli yerlerindeki espiri anlayışları değişmiş gençler tarafından dövüldü ve çeşitli hakaretlere maruz kaldılar.

Peki biz ne yaptık? 2008′den büyük bir ders çıkararak, nerelerde hata yaptığımıza baktık,öz eleştiri yaptık..Şimdiki kuşağın iddia ettiği gibi “Seneye Yaparım” espirisi kesinlikle kötü bir espiri değil,asla kabul etmiyoruz.Ancak hatalarımız şunlar oldu ; aynı mekan içerisinde “seneye yaparım” espirisinin birden fazla kez yapılması, “seneye yaparım” espirisinin Türk gelenek-göreneklerinde ne gibi bir yere sahip olduğunun anlatılamaması, zamanında nice kuşakların bu espiriyle büyüdüğünün kamuoyuna aktarılamaması.

Hatalarımızı tespit ettikten sonra ne yaptık? Halkla iç içe olduk. 2009′un Nisan ayından başlayarak halkı “Seneye Yaparım” espirisine alıştırmaya çalıştık.Kermesler düzenledik,aşure dağıttık, yeri geldi şehirlerin dört bir yanına afişler astık..

Sonuç olarak sevgili dernek üyelerim, 2009 yılı 31 Aralık Gecesi  elime ulaşan raporlara göre  tam 8 Milyon 682 Bin 723 Kere ” Seneye Yaparım” muhtevası içeren espiri yapılmış. Sadece 22 istenmeyen olay yaşanmış ve bu olayların 17′si tatlıya bağlanırken kalan 5 olay karakola intikal etmiş..

Yani bizim için çok verimli bir sene oldu 2009.

Şimdi sizlere şunu soruyorum, neden 2010 Yılının 31 Aralık’ında 30 Milyon “Seneye Yapalım” Espirisi yapılamasın, neden herkes bu espiriye gülmesin?

Bu bir hayal değil,istersek başarırız..

————–

Lan yoksa var mı böyle gizli bir örgüt.Dehlizlerde falan mı toplanıyolar?

Etiketler:, ,

Masal(la)

Beyin Kıvrımları 10 Tatava Var »

Karlı yamaçlar gibiyim. Derin bir nefes alsam sanki çığ düşecek ve kendi karlarım altında can vereceğim. Parmaklarımın ucunda yürüyorum hayatı. Uyuyan devi uyandırmaktan çekinir gibi… Hansel’ le Gretel’ in kaybolduğu ormanda yürüyorum, yalnızım. Kötü kalpli cadının evi işte orada duruyor hala. Pastadan ve şekerlemeden evi görünce günlerdir aç yürüdüğümü fark ediyorum. Cadı camdan yüzünde sinsi bir gülüşle bana bakıyor. Nah yapıyorum cadıya. Kahkahalarım ağaçlardaki kuşları ürkütüyor. Oraya buraya kaçışıyorlar.

Yürümeye devam ediyorum, günlerdir yürümekten bitkin düşmüşüm, yalpalıyorum artık. Ormanın bittiği yerdeyim, ışıl ışıl bir dere çıkıveriyor önüme. Çıkarıyorum ayakkabılarımı derenin buz gibi suyuyla irkiliyorum. Balıklar ayaklarımı gıdıklıyor. Dereyi geçiyorum ve nihayet kasabaya giden patikaya ulaşıyorum. Az ileride bir köy görüyorum. Son bir gayretle oraya varmak için ince patikayı ağır ağır yürümeye başlıyorum.

Hava kararmak üzere, akşam ayazı üşütüyor fikrimi, beynim uyuşuyor. Birden burnumun direğini sızlatan bir hüzün sarıyor içimi. Burada böyle yalnız nereye gidiyorum, beyaz atlı prensler vardı hani masallarda nerdeler şimdi? Sonra vazgeçiyorum kendi kendime prens fikrinden. “Salak hepsi kızım” diyorum. Biri aşık olduğu kızın saçından kuleye tırmanacak kadar sadist ve alternatif üretemeyen düz mantıklı biri, diğeri de yine sevdiği kızın sanki bütün gece gözlerine bakmamış gibi balo gecesinden sonra elinde hatunun ayakkabısıyla ev ev gezecek kadar aptal. ayak fetişisti misin kardeşim sen!!

Belki de böyle düşündüğüm için yalnızım diyip boşveriyorum her zamanki gibi. Bütün bunları düşünürken bir de bakıyorum yolun sonundaki kırmızı başlıklı kızın büyükannesinin evine varmışım. Bu ev köye biraz daha uzakta… Kapının aralık olduğunu fark edip içeri kapıyı çalmadan giriyorum. Loş bir oda çıkıyor karşıma. Gözlüklerim yanımda olsaydı keşke hiçbir şey net değil diye hayıflanıyorum her zamanki gibi. Gözlerimi kısıp odayı inceliyorum. Yatakta büyükannenin kıyafetlerini giymiş olan kurdun yattığını fark ediyorum bir süre sonra. “Ha s..tir kalk şu yataktan günlerdir ormanda uykusuz yürüyorum uykum var yatacağım” diyerek bir tekmede evden atıyorum kurdu. Birazdan kırmızı başlıklı kızın getirdiği yemeklerle karnım da doyar düşüncesi beni gülümsetmeye yetiyor. Huzur içinde uykuya dalıyorum.

Not: Bu Yazı Bana Ait Değil, Mine Akyüz‘ e aittir. Mine Akyüz kimdir? En ufak bir fikrim yok, sitenin yazı gönder kısmından yollamış,pek beğendim.

Etiketler:, ,