| |
Ağu 21
Farklı fikirlere,sana yapılan eleştirilere tahammül eder misin?
Etmeli misin?
Etmediğin takdirde,tekrar mı eleştirilirsin?
Yoksa şu genel kabul görmüş görüşten misin ; “İnsanlar eleştirileri sindirmeli,açık görüşlü olmalı,zart-zurt”
Yok ya!
Neden ki?
İnsanlar,kendilerine yöneltilmiş eleştirileri hazmetmeli görüşü kadar, “insanlar kendilerine yöneltilmiş eleştirilere,bi hassktir çekebilmeli” görüşü de savunmaya değmez mi?
Yani,neden ben,senin eleştirini hazmetmeliyim,tahammül etmeliyim?
Neden senin eleştirin sebebiyle,kendimi kötü hissedeyim,huzursuz olayım,canım sıkılsın,kafa yorayım?
Bana gelip desen ki, “çok dar kafalısın”,ben bunu oturup bi düşünmeli miyim?Düşünmem için eleştiren kişinin kıstası ne olmalı?
Bunu diyen dostun olsa ne tepki verirsin,ailenden biri olsa,sevgilin olsa,üçüncü bi tekil şahıs olsa?
Bana “çok dar kafalısın” ya da “müzik zevkin kötü” diyen birine,gönül rahatlığıyla “bi sktir olup gider misin” diyebilme özgürlüğüm var mı?
Eğer karşı taraf beni eleştiriyorsa,var agacım..
Bu eleştiri olayı,iç güdüdür,taa çocukluktan gelir,bunu anlamama sebep olan olayı,ilkokuldan arkadaşım (belki okuyosundur lan burayı Tunay,bakalım hatırlıcak mısın bu hatırayı) Tunay yaşatmıştı..
İlkokulda resim dersinde,hoca bi konu verir,1 ders saati içinde,biz de bişiler yapmaya çalışırdık.Resimler bittikten sonra,herkes birbirine “nası olmuş benim resim” diye sorardı ve diyalog şöyleydi ;
Öğrenc 1:Nası olmuş benim resim?
Öğrenci 2: Çok güzel olmuş..
Öğrenci 1:Ya benim ki?
Öğrenci 2:Seninki de çok güzel olmuş..
Sınıfta var 56 kişi,56 kişi de birbirine onaylatırdı..Günlerden bir gün,Simge adında bi arkadaş,Tunay’a sordu;
Simge: Tunay,nasıl olmuş resmim?
Tunay:Şimdi ben sana güzel yapmışsın dersem,sen de benim resme güzel diyceksin,kötü olmuş dersem,benim resme kötü diyceksin..
Simge:Böhüüü,salakkk!
Tunay işi,daha 9 yaşındayken çözmüştü..
Yaşlarımız büyüdü,ama olgu hala aynı..
İyi zamanlarda,herkes birbiriyle iyidir..
Şöyle bi deney yapalım..
Deneyin adı; “Yumuşak Karnı Dürtme Deneyi”
Etrafınızda,samimiyetinizin çok olmadığı,arkadaş olarak takıldığınız,iyi geçindiğiniz kişileri,bir kereliğine eleştirin..Sadece bir kereliğine ve olacakları izleyin..
Yumuşak karnına dokunun..Emin ol,sen birşey dediğinde,şimdiye kadar iyi geçindiğin kişi,seni eleştirecektir..“Sen önce kendine bak,aynaya hiç bakmıyosun galiba,sen kim oluyosun da beni eleştiriyorsun vs vs..” gibi sözlerle sana geri tepki verecek..
İyi zamanlarda herkes iyidir..
Umursayacağın eleştiri olacaksa,bunlar dostunun,ailenin eleştirisi olsun,geri kalanlar faydasız,geri kalanlar,eleştirenin kendi gediğini kapamak için,önce sana saldırması..
Tahammül etmek zorunda değilsin..
Ve birini eleştireceğin zaman,bi nefeslen,eleştirme..Herkes,kendi benliğine o kadar önem verir ki,eleştirilmek pek sarsar insanı..Savaş suçları mahkemesinde yargılanan soykırımcı Sırp Komutanlar bile,kendilerini savunurken ; “Yaptıklarımın yanlış olduğunu bana söyletemezsiniz” derken,sen normal bi vatandaşı eleştiriceksin,bu sarsar insanı..
Farkındaysan,hemen eleştirmeyin derken bile,hemen eleştirenleri eleştiriyorum,bu paradoksta ilme-bilime katkım olsun : )
Hade godum
Etiketler: eleştiri, ilkokul, resim dersi, soykırım, tahammül
Ağu 05
- Bir günlüğüne sözleşip,hep beraber deli gibi bankaları arayıp,“bizde bok gibi para var,kredi verelim mi size?” diye sorsak ya..O zaman belki anlarlar millete verdikleri rahatsızlığı..
- İlkokulda,tahtaya sadece “konuşan öğrenciler” yazılacağına, “mantıklı konuşan öğrenciler,boş konuşan öğrenciler” yazılsa ya,daha yapıcı olmaz mı?
- Okuma-yazma bilmeyenlere,okuma-yazma kursunun yanında,ebeveynlerine de “toplumla kaynaşma kursu,ne biliyim eğitimin önemine ilişkin” bir kurs verilse ya.Daha da faydalı olmaz mı?
- Düğünlerde,özellikle ege bölgesi düğünlerinde,50 yaş üstü her amca “Zeybek” oynayabileceğini sanmasa ya..Hayır arkadaş,bi gazla çıkıyorsun piste,kutupta “turkish bath” görmüş eskimo şaşkınlığıyla öylece bakınıyorsun..Efendi gibi takını tak,düğün pastanı ye,git agacım..
- Erkek iç çamaşırı satan yerlerde,artık bayan tezgahtar çalıştırılmasa ya..Agacım hoş olmuyo “bi büyüğü var mı” demek falan..Öff!
- Maraş Dondurmacıları Etiği El Kitabı diye birşey olsa,en azından yanında hatun varken,şu oyunları yapmasalar ya..Hayır,paramla rezil oluyorum,efendi gibi ver,iki kat parasını veriyim ama yapma şunu agacım..
Etiketler: banka, düğün, iç çamaşırı, maraş dondurması
Ağu 03
- “Mp3″ ü neden “empe-üç” diye okuruz?Baştaki “m” harfini,ingilizce okuyorsak eğer neden geri kalanını da “em-pi-tırii” diye okumuyoruz?Ya da tamamen türkçe olarak “me-pe-üç” olarak?Hibrid telafuzun manası var mıdır?
- Düğünlerde pasta seronomisi sırasında “bıçak kesmiyo aaabü” çakallığını ilk hangi akıllı pastacı çıkarmıştır?Yıllar yılı bu yapıldı,bi delikanlı damat da çıkıp, “du lan bi bakıyım kesmiyo mu hakkatten” diyip bıçağı pastacının bacağa saplasa da,bu adet son bulsa be..(Yapabilirim,Türkiye Pastacılar Federasyonunu buradan uyarıyorum) Tamam insanların en mutlu gününde,görmezden geliniyor bu,o zaman yıllar yılı,düğünlerde servis yapan garsonlar neden “mal-mal” geziniyor?Siz de yapsanıza agacım; “Beyfendi,tabak masaya koyulmuyo ver ordan 10 kağıt,Kolanın kapağı açılmıyo ver ordan 5 kağıt daha..Kafayı kullanın abicim..
- Kapsamlı Sigara Yasağında ana sebep olarak “Genel Halk Sağlığı” gösteriliyor.Sadece Sigara İçenlerin yararlanabileceği kafelerin işletilmesine neden izin verilmiyor o zaman?Bu bir seçim meselesi,sadece sigara içenlerin olduğu bir ortamın,sigara içmeyenlere ne gibi bir zararı olabilir?Eğer hükümetin düşündüğü; “biz,size rağmen sizi koruyoruz” ise,neden hala ana haber bültenlerinde “Acil Servis’e kabul edilmeyen,hastane hastane dolaşıp vefat edenlerin,30 dakika mesafedeki hastaneden 1 saatte gelmeyen ambulans haberlerini” görüyoruz?Kapsamlı Sigara Yasağının sebebi A.B uyum süreci ile alakalıysa,A.B’ye uyum kapsamında her şey 4-4′lük yapıldı da sıra bunda mıydı?
- Her sene Hacı olmak isteyenler,Suudi Arabistan’ın ülkelere belirlediği kotalar sebebiyle,kura çekerek gidebiliyorlar.O zaman,imkanı olup,kurayı kazanamadığı için Hacca gidemeden vefat eden Yurdum İnsanlarının günahı Suudi Arabistan’ın puan hanesine mi yazılıyor?
- Haccdan dönerken şu “gümüşümsü yüzük” olayını kim başlatmıştır?Hayır arkadaş,değer veriyorsun,hatırlıyorsun bi hediye getiriyosunda,o yüzüklerin 3 tanesi 1 TL..Taksan olmaz,takmasan karşı tarafa ayıp olur..Bir de “Kutsal Topraklardan gelmiş bu yüzük,takmalıyım” diye düşünenleri uyandırıyım,Kutsal Topraklardan geldiğini düşündüğünüz yüzükler Çinli Mao-Şi,Zin-yan gibi isimlere sahip,günde 2 dolara torna tezgahında heder olan insanlar tarafından üretiliyor..
- Türk filmlerindeki “Paragöz Ev Sahibi Hacı” tiplemesi akımını kim başlatmıştır?Devlet,hacılara ekstradan konut edinme yardımında bulunuyor ya da Zemin Etüdü,harç vesaire masraflardan muaf tutuyor da,bizim mi haberimiz yok?
- Neden Karadeniz Bölgesinden çok müteahhit çıkmıştır.Karadenizdeki arsa sıkıntısı nedeniyle,bu bilinç altına işlemiş ve sürekli yurdun dört bir köşesinde bina yapma isteği mi doğmuştur?
Etiketler: düğün, hacı, karadeniz, müteahhit, sigara
Tem 28
Sene 2003,lise son,Öss kavramına aşinalığım,sınıf arkadaşlarının sınıfa getirdiği soru bankalarından ibaret..
Durum o kadar vahim ki; Bilirsin,okulun son haftası pek gelen olmaz.Bizim sınıfa da ben dahil,4-5 kişi geliyodu,biri Aslı’ydı (can dost). Aslı’ya serum bağlamıştık,bu sayede kantine gitme derdi olmadan,aralıksız 8 saat soru çözebiliyordu.Aslı,istersen altına ördek sür,tuvalet derdinden de kurtulup,zamandan kazanıp 84 soru fazla çözebilirsin dedik ama onu kabul etmedi. (Aslı önce Ankara Hukuk’u bitirdi,şimdi Atılım Üniversitesinde Araştırma görevlisi)
Peki biz ne yapıyorduk o sıra? Sınıfa 3 deste iskambil kağıdı götürüp (2 desteyi nöbetçi hocaya kaptırsak,kalan desteyle Batağa devam edebiliriz mantığı) oyun oynardık..
Sonuç..
Öss: 1 – Emrah: 0 Rövanş Maçı 2004 Haziran’a kaldı..
Durumun ehemmiyetini idrak edip,2004 Öss sezonuna sıkı hazırlandım.Ailemin Sosyo-ekonomik durumu “Yavrum,emrahım,canım evladımız,girdin girdin Öss’ye,yoksa sıçtık bacaaaana,Kaportacı Hasan Usta’ya çırak lazımmış” diye bağırıyordu..Yani özel üniversite diye bir seçeneğim yoktu,tıpkı Türkiyedeki gençlerin %99′u gibi (evet üşenmedim saydım,yüzdelik orana vurdum)
Kastık,girdik bir devlet üniversitesinde hukuka..
Öss tercih forumunda,insanın gözüne bir şeyler çarpıyor hani..Normalde devlet üniversitesinde,atıyorum Makine müh. 100 puansa vakıf üniversitesinde 20 puan..
İçten içe,parası olmayanın,ya da olup ta,babalar gibi beyin damarlarını çatlata çatlata çalışıp,devlet üniversitesini kazanan bünyelerde,özel üniversitede okuyan öğrencilere karşı “hamuaa godumun zengin piçleri” tepkisi oluşmakta..
İtiraf ediyorum,bende de vardı bu ilk zamanlarda..
Sonra,düşündüm..
Vakıf üniversiteleri neden var,vakıf üniversitelerinde okuyanlar,karaktersiz zengin piçleri mi,devlet üniversitesine girmek için götü morarana kadar çalışanlar mal mı?
Halk olarak,bizde bi servet düşmanlığı var,bu kesin..3-5 arkadaş arkadaş çay içerken,önünden son model arabada biri geçse “vay amk,paran var at havanı tabi” tepkisi yükselir..
Zenginin parası,fakirin çenesini fuck’ar.
Parası olan bir ebeveynin çocuğunda zerre zeka kırıntısı olmayabilir ya da bu çocuk,koalaları kıskandıracak bir şekilde tembel olabilir.
Bu durumu bilen ve parası olan ebeveyn,evladını sokağa mı atsın,ya da bizim mahalledeki kaportacı Hasan Usta’ya çırak mı versin?
Hangi aklı başında ana-baba yapar bunu?
Ya da vakıf üniversitesinde parayla okuyan her öğrenci karaktersiz,duyarsız,dünyadan bi haber,marka tutkunu mudur?
Açık söylüyorum,parasıyla vakıf üniversitesinde okuyan öğrencilere özendim.Özendim çünkü o adam,benim gibi,Alüvyon ovaları,Türkiye’deki petrol yataklarını,yukarıdaki cümlede geçen isim-fiilleri,bir tren’in bilmem kaç km hızla tünele giripte,ne kadar sürede çıkacağını bilmek zorunda kalmadı,bu saçmalıkları yaşamadı..
Anayasa MADDE 42.– Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Sene içerisinde çalışıp,ya da çalışmayıp devlet üniversitesine giremeyen gençler ne yapsın?Öss sorularındaki saçmalığa ortak olmadığı için lisans eğitimi alamasın mı?
Ya da şöyle sorıyım?O gün,gününde değildi,başı ağrıdı,adet kanaması tuttu,sınavdan 1 gün önce bi yakını öldü,sevgilisinden ayrıldı,cırcır oldu vesaire..
3 saate sığdırılmış sınavdan başarılı çıkamaması bir başarısızlık mı?
İşte bu insanlara da ikinci bir hak verilmiş.Ver paranı-oku hajımm..
Ha diyebilirsin ki,başı ağrıyıp sınavı kötü geçen ama parası olmayan gencin suçu ne,onun neden ikinci bir şansı yok..
A egacım,kim söyledi sana dünyanın adil olduğunu?
Zenginler her zaman daldaki elmaya,daha az zahmetle daha kısa sürede ulaşmıyor mu?
Ayrıca zengin olmak da bir çabanın ürünü değil mi?
Bu çabayı zamanında göstermiş bir ebeveynin,çabasının sonucu olarak da evladını vakıf üniversitesine göndermesi hakkı değil mi?
Tartışalım bunu : ))
Etiketler: ebeveyn, fakir, genç, lise, öğrenci, vakıf üniversitesi, zengin
|
|
Son Yorumlar