Türk ve Türkiye İmajı

Tarihi Bakış 13 Tatava Var »

Bugün Kıbrıs Sorunu (Cyprus Dispute,Cyprus Conflict) hakkında bir sunumum vardı ve bitti sunum.Sunumu eğer Türklere yapacak olsam bu kadar kasmazdım,sonuçta haklı olduğumuzu biliyoruz,ama sunumu 72 milletten adama karşı yapacak olmam,ayrı bir sorumluluk yükledi bana..

Yurt dışında,oturmuş bir Türk ve Türkiye imajı var; Türk Barbardır,Türk ilkeldir,Türk sadece savaşır,yıkar,bozar,eder vesaire..

Muhabbet ediyorsun Ecnebiyle,siz Türkler şöyle yaptınız,barbarsınız hayvansınız,tarihiniz karanlık sayfalarla dolu,bıdı bıdı..

+Siz Türkler barbar

-E Ananı mı siktik de Barbar olduk?

+Siz Türkler küfürbaz..

-Öfff,siz Ecnebiler de Tarihten bi haber,siktir git be!!!

Konu da  Kıbrıs konusu dolayısı ile Türk-Yunan ilişkileri gibi kıllı bir konu olunca,ne anlatmam gerektiği,nerden başlamam gerektiği konusunda epey düşündüm.

Bir kaç kaynaktan okudum,wikipedia’daki kaynağı okudum,sinirlendim.Hangi hıyar yazmışsa oraya,Barış Harekatından Turkish Invasion (Türk İstilası) olarak bahsetmiş ve kodumunun editörleri de onaylamış..

Başka kaynaklardan okudum,kafamda bir şeyler oluşturdum,sunumun etkileyici olabilmesi için kağıttan okumadım,brifing verir gibi bir şey oldu : )

İlk olarak Rumlar’ın yaptığı Kanlı Noel katliamı başta olmak üzere,katliamları gösteren 2 video izlettirdim tüm sınıfa.Video ardından İspanyol Hocam “Bana biraz propaganda yapıyorsun gibi geldi” dedi,ben de “İzlettiğim videodaki görüntülerin aksini iddia eden,yalanyabilen varsa dinleyebilirim” dedim (Ayar 1)

Gerçekten objektif olmaya çalıştım,saatlerce Türklerin katlettiği Rum video veya resimleri aradım ama bulamadım nedense (!)

Önce aşağıdaki fotoyu duvara yansıtıp sınıfı bir si(l)ktim ;

En geniş Osmanlı Sınırı

En geniş Osmanlı Sınırı

Sınıfın dikkatini çektikten sonra,sunuma başladım;

Türk-Yunan nüfus mübadelesinden,Adalar sorunundan,Kurtuluş Savaşı’ndaki Yunan işgalinden,ve Türk-Yunan Husumetinin kökenini anlattım..

Sunum sırasında verdiğim ayarlar;

  1. Yunan-Türk kara sularından bahsettim,6 mil,12 mil olayı..Türkiye’nin Yunanistanın kara sularını 12 mile çıkarması durumunda bunu savaş sebebi sayacağını ve o gündür Yunanistan’ın nedense böyle bir girişimi olmadığını söyledim
  2. Kıbrıs Türkleri Barıştan ve Çözümden yana değil diyenlere  “Annan Planının Oylama Sonuçlarını” göstererek susturdum.
  3. Dini özgürlüklerden bahsederken,İstanbulda kaç kilise var biliyor musunuz diye sormam,ardından Atina’da Kaç Cami olduğunu sormam..
  4. Türkiyenin Barış Harekatı’nın bir istila olmadığını,bilakis,garantör ülke olmasından dolayı bir hakkı kullandığını,beyinlere çaka-çaka anlatmam..

Velhasıl kelam,yediğim ekmeğin hakkını verdiğimi düşünüyorum..

Sürçü Lisanlarım EOKA’ya ve ENOSIS’e girsin,onlardan çıksın,ASALA’ya girsin

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Son Buluşma Gerçek Bir Kahramanlık Hikayesi

Tarihi Bakış 5 Tatava Var »

Sana ne osuruktan Er Ryan’ı kurtarmak hikayesinden,ne de “Cesur Yürek” gibi gazlama bir filmden bahsedicem.Açık ve Net  KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANLARI..

  1. Süvari Çavuş YAKUP
  2. Nişancı Er ÖMER
  3. Sıhhiye Onbaşı VEYSEL

Film çekilirken,hayatta kalan son gazilerimizdendi  onlar,bugün bir haber okudum,son gazimiz olan Mustafa Şekip Bingöl de vefat etmiş,o eli öpülesi dedelerimize Allah’tan rahmet diliyorum..

Bu filmi izleyin,bu filmi izletin,vcd’si dvd’si çıktığında satın alın,çocuğunuza,kardeşinize anne-babanıza izletin.Bu film önemli,adım adım kardeş kavgasının çıkarılmaya çalışıldığı ülkemde kardeşliğin ne demek olduğunu bu 3 Mübarek insan size anlatıcak,anlatmayacak,hissettirecek..

Filmin yönetmeni Nesli Çölgeçen,yani elini taşın altına koyan muhterem zat.Birilerinin bu filmi çekmesi gerekiyordu ve o aldı bu sorumluluğu..

İşin acı tarafı ne biliyor musun,üzerinde onlarca tartışma yapılan Mustafa filmi rahatlıkla sponsor bulabilirken,bu filmin sponsoru yok,ne acı değil mi?Ama elini taşın altına koyan bu adam en güzel cevabı veriyor; “Bu filmin sponsoru halktır”

Bu filmde DÜNYANIN EN HAKLI SAVAŞI anlatılıyor..

Fragmanı izlerken boğazımda düğümlenen 3 sahne oldu; Sıhhiye Onbaşı Veysel Dede’nin “Yumruk kadar ekmek,çamur,yumruk kadar,o da varsa” demesi, “Bir arkadaş şehit olacak da,onun silahını alacaksın,silah yok” demesi ve fragmanın sonuna doğru “hakkını helal et” demesi bir gazimizin..Düğümlendi boğazıma vallahi..

Eğer şu günahsız,mübarek dedelerim,birbirleriye “hakkını helal et” diye vedalaşıyorlarsa bundan sonra “hakkını helal et” i usturuplu kullanmak gerek,hakkın ne demek olduğunu iyi bilmek gerek..

Allah onlardan,Allah Atatürk’ten binlerce kez razı olsun..

Merakım şudur ki; Recep İvedik’i 2,5 milyon kez izleyen biz,bu filme ne kadar ilgi göstereceğiz?

İzleyelim bu filmi,izleyelim ki nasıl kurtarılmış bu vatan biraz olsun anlayalım,izlersek belki bu kadar içine etmeye çabalamayız,ne dersin?

Film 14 Kasım’da vizyona giriyor fragmanı izleyin,herşeyi anlatıyor..


Son Buluşma FragmanMore bloopers are a click away

Etiketler:, , , ,

10 Senelik İnternet ve Bilgisayar Günlüğüm

Aklıma Esti, En Köşeden Yazılar, Tarihi Bakış 8 Tatava Var »

Sene 1998,bir özel okulda okuyordum ve duydum ki okula İnternet diye bir şey gelmiş.Tamam,bilgisayarın ne olduğunu az çok biliyorduk,bilgisayarım yoktu ama okulda bilgisayar laborutuvarı vardı,ama internet ne ola ki?

Okulun kütüphanesine gittik bir kaç arkadaş,kütüphaneci bir abla vardı,ona şöyle bir şeyler dedik yaklaşık olarak “abla,internet varmış,ona bakıcaz biz” (e bilmiyoduk ne olduğunu,gülme lan) Abla tamam dedi,oturduk pc’nin karşısına,ilk önce “cizuuuuttviuuuddddttttttttvicivocoouo” gibi sesler geldi,anlam veremedik,sonradan öğrendik ki,internete bağlanırken,modemden böyle isyan sesleri yükseliyormuş.Abla dedi ki,evet internete bağlandık,üçümüz bir birimize bakıyoruz,hepimizin yüz ifadesi şunu anlatıyordu; “Ulan iyi güzel bağlandık da,ne oldu,nedir,değişen ne,nasıl bağlandık” Abla büyük ihtimal yüzümüzdeki aptal ifadeyi anladı ve dedi ki bir siteye girmelisiniz.Emir gibi algıladık biz bunu,“demek bir siteye girmezsek,internet kaçıyo olsa gerek” bir site ismi düşündük,e çocuğuz akla “intertoy” geldi.Biz intertoy yazdık,abla da “com” unu ekledi,enter’a bastı,heycan dorukta,ne olcak diye bekliyoruz.Resimler çıktı abicim,bi bok olmadı,bir sürü oyuncak resmi,elimize aldık mouse’u çubuğu kaydırıyoruz,yeni resimler geliyor,deli gibi sağa sola tıklıyoruz falan,ama akılda hep şu soru var,“ulan tamamda ne şimdi bu?Resim mi görücez,bu mudur?”İnternetle ilk tanışmam,büyük hayal kırıklığı oldu,artık kafamda interneti nasıl hayal ettim bilemiyorum,“internet dertlilerin dermanı,fakirin babası,güçsüzün savunucusu,dünyayı o kurtaracak” gibi bir şey olsa gerek..Sevememiştim.

Ve sene 1999,Rahmetli Dayım dedi ki,Şubat tatilinde sana bir bilgisayar alalım dedi,bunun manası bir çocuk için şudur,“Dayı,dayım,dayıcım,ağzıma mıç bundan sonra,gık çıkarmam” bir müzmin bekar için “güzel ve zengin eş bulunması” bahtsız bedevi için,çölde “bol köpüklü ayrandır” Ya düşün,o senelerde bilgisayar kullanımı çok çok az ve senin bilgisayarın olucak,peh peh,peh..

Ankara’ya gittik bilgisayarı almak için,Kızılay’da bir yerlerde iş yeri,bilgisayarın parçaları toplanıyordu,ordaki abi bana soruyor,ekran kartı ne olsun,hard disk ne olsun,tv kartı koyalım mı diye?Bense bi bok anlamadığımdan,“ekran kartı şey abi,en iyisinden olsun,en hızlısından(en hızlı ekran kartı ne ulan) hard diski de en büyüğünden olsun işte,ehe tv kartı da olsun abü.“(çocuğa sorarsan ne koyalım diye asla minimal takılmaz,her şeyin en büyüğü olcak illa ki)

Ankara’dan bilgisayarı aldık ve Çanakkale’ye döndük,ha bir de ankaradan 2 oyun almıştım.Fifa 99 Need For Speed Hot Pursuit 3..İlk gün 12 saat aralıksız Fifa99 oynadım,yemek yok,çişe gitmek yok,altıma ördek sürseler,dakkasında sıçıcam,nasıl kasıyorum kendimi(bakınız;görmemişlik)Sonra Amcaoğluyla split screen’de Hot Pursuit seansları falan..Bi zaman sonra oyunlar sıkınca,“Bubaaa,internet istiyom ben” durumları oldu,peki dedi babam. Bir aralar “Webbee” internet paketi vardı,Uzan’ların hani,reklamında Teoman oynuyodu,o paketten aldık 3 aylık.Ulan o nasıl bir kazıktı be,internet paketine ayrı para öder bir de internet saatine ayrı para öderdik,yamulmuyorsam ilk aldığımda saati 450.000 bin liraydı.Sonra TTnet aldık.Ya meraklıydık,1 saat internet neye yeter,abanırdım internete,ay sonu ilk fatura geldiğinde,babam “hevesini alsın” çocuk modundaydı.İkinci faturada “olur ilk aylarda” durumuna geçti,üçüncü ayda “hanım çıkar ıslak meşe odununu” modu oldu.Tırstım tabi,o zamanlar bir olay vardı hani,saat 20:00 den sonra internet birinci indirime,saat 22:30 dan sonra ikinci indirime girerdi.O vakitleri kollardım.Ha bir de “146″ vardı hani,sloganı şu olmalıydı bence “hem internette gezinmek ve hem donuna kadar soyulmalı/ O zaman çevir sihirli numarayı,işte 146 O ne pahalıydı be..

Ya bağlantı hızına ne demeli?56K modem zamanları,heyy yavrum,hiç bir zaman 56000′den bağlanmamıştı.43000,46666 maksimum 50000′i gördüm.Bir mp3 indirmek büyük lükstü,günde 10 mp3 indirsem sevinçlere gark olurdum be..Bir de şimdi düşünsene 1024 bağlantı yetmiyor :S

Ha bir de şey olayı vardı ya,telefon hattı meşgul çalardı,sen internetteyken.Dışardan evi arayanlar,misal iş yerinden evi arayan ve “hanım gelirken bir şey lazım mı” demek için çırpınan babam deli olurdu..En gıcığı,sen bir şey indirirken,ahizenin ev sakinlerinden biri tarafından kaldırılması,hooop gitti tüm çektiklerin.Gerçi sonra bir ara o zamanın meşhur “Get Right” programı çıkmıştı,şimdinin Flash Get’i..

O zamanlar,irc zamanlarıydı.İnternette tüm vakit irc’de geçerdi.İlk Dal.net serverlarında takılıp,her Türk’ün,her yarım yamalak ingilizcesi olan Türk’ün yaptığı gibi,yabancılarla sohbet fantezimiz vardı ve muhabbet genelde,“hi asl?” den öteye gidemezdi.Sonra Türk Serverlarına dadandık,o zamanların en popüler serverları superonline.com du bir de mynet’in kendi sohbet serverı.Irc’de en büyük amaç “kanallara” adam çekmekti,bir kanal açardın ve kanalı en çok kişiyle doldurmaya çalışırdın.En büyük yardımcıların ise “inviter” ve “bot programları” olurdu.O zaman da aynı taktik işe yarardı,ne taktiği?Bayan rumuzu kullanıp,“selam #hedehödö kanalındayım canım,ordan konuşalım” denirdi ve muhtemelen salyaları klavyeye akmış olan kişi,o kanala hemen gelirdi,biz de mutlu olurduk,“heyooo en dolu kanal bizim kanal,heyoo” diye.Op istemeye gelenler olurdu,ya da sen op dilenirdin.Op demek şimdinin forumlardaki “moderator” ü demek,yetkin var işte,havaya giriyosun : ) Kanallarda şöyle başlıklar olurdu “#hedehödö kanalına aop ve sop alımı olacaktır,ilgilenenler founder’a başvursun” falan.İlk internet üzerinden tanışmalar burda olmuştu.Kanal toplantıları yapılırdı,gerçek hayatta tanışılırdı.Hey gidi be..

İnternet’in şimdiki halini anlatmama gerek yok,zaten herkes yaşıyor bu teknolojik çağı.Ama o zamandan bu zamana değişmeyen ne olmuş biliyor musun?Telekom’un bize attığı kazık.O zamanda çok paramızı yemişler,şimdi de..Eğer bu yazıyı okurken hatıranda canlanan bir şeyler olduysa,selam sana ey 80′ler kuşağı : ))

Sürçü Lisanlarım ışık hızıyla kaçacak yer arar

Etiketler:, , , ,

Emile Durkheim ve İntihar

Beyin Kıvrımları, Tarihi Bakış Hiç Tatava Yok »

Emile Durkheim Yahudi kökenli Fransız sosyologmuş efenim.Modern sosyolojnin de kurucularından sayılmaktaymış.Comte’nin takipçilerindenmiş,bir kaynakta da İbni Haldun’dan fazlasıyla etkilendiği söylenmekte (Mukaddime adlı eserinden)

İntihar üzerine araştırmalarda bulunmuş kendisi ve intihar sebeplerini üç sebeple açıklamış.

  1. Bencil (Egoistic) İntiharlar: Bireyin bağlı olduğu din, politik zümre, aile vb. tarafından korunulmamış olmasından kaynaklanır. Yani, toplumsal bağlar gevşek olduğu, birey kendini yalnız hissettiği zaman belirir. Bireyin bağlı olduğu grup bağları zayıfladıkça ve gruba bağımlılığı azaldıkça, birey, kendi özel ilgileriyle başbaşa kalır; yalnızlık hisseder. Kişi için hayat anlamını yitirir; oysa, o topluma bağlı olarak yaşamak ihtiyacındadır. Avrupa toplumlarının intihar istatistiklerine bakıldığında Katolik toplumlarda intihar oranı düşük, protestan toplumlarda ise yüksektir.Politik zümre de insanı korur. Politik kargaşalıkların ve büyük toplumssal bunalımların intihar oranını düşürdüğünü belirtir. Bu dönemlerde toplumsal hayat yoğunlaşır, bireyin ruhunu sımsıkı sarar, birey kendini yalnız hissetmez. Bu nedenle de bencil intiharlar azalır.[kalibre'nin notu: Lan sakın ülkemizde intihar oranlarının düşük olma sebebi Durkheim'in yukarıda belirttiği son cümleyle alakalı olmasın.Politik kargaşalıkların ve büyük toplumsal bunalımların intihar oranını düşürdüğünü belirtiyor.E ülkeme bakıyorsun,politik kargaşadan bol ne var.Seçimler çoğu kez zamanında yapılmıyor,sürekli politik atraksiyon var,seçim çalışmalarından,politik kulislerden intihara zaman kalmıyor sanırım..]
  2. Elcil (Altruistic) İntiharlar: Birey sadece toplumdan koptuğu, kendini yalnız hissettiği zaman değil, topluma çok bağlı olduğu zaman da intihar eder. Durkheim buna örnek olarak, Hindistan’da eşi ölen kadınların, eşlerinin cenazesinde kendilerini yakmalarını (suttee) gösterir.Bu intihar türünde kendini öldüren kişi, toplumsal bir ödevi yerine getirmek amcıyla bu eylemi gerçekleştirir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kimse onursuzlukla suçlanır, çoğu zaman da dinsel cezalara çarptırılır. Kısaca, bu gibi kişilerin üzerine toplum bütün ağırlığı ile çökmekte, baskı yapmakta, onu intihara sürüklemeye çalışmaktadır.

    Elcil intiharlarda kişi için, hayatı anlamını yitirmemiş, hayatından daha üstün gördüğü bir amaç için hayatını feda etmiştir; bu eyleminin mükafatını göreceğini umar.Bugün elcil intiharların hâlâ sürüp gittiği özel bir toplumsal çevre vardır, o da ordudur. Durkheim’a göre; ordudaki intihar ilkel toplumlardaki intiharın bir artakalımıdır. Çünkü askerlik ahlakı bazı yönleriyle ilkel ahlakın bir artakalımıdır.[kalibre'nin notu:Elcil intiharlara en iyi örnek olarak Japon geleneğindeki onurlu intihar yöntemi olan harakiri'yi ya da onursuz olan seppuku'yu örnek verebiliriz.İkisi de toplum için yapılmıştır.Ayrıca Durkheim yaşasaydı ve günümüzdeki "intihar bombacılarını" görseydi tespitindeki doğruluk üzerine eminim gözleri yaşarırdı,sonuçta intihar bombacıları da kendi görüşüne göre,kendi toplumu için kendini feda ediyor,oysa nice canlara kıyıyor]

  3. Anomik (Anomic) İntiharlar: Bu tür intiharlar, bir takım toplumsal bunalımlar sonucu, toplumun yapısında meydana gelen değişiklerle bireyin yaşam biçiminin, değerlerinin alt-üst olması sonucu gerçekleşen intiharlardır.Bazı görüşlerin tersine Durkheim sefaletin tek başına intiharlara neden olmadığını belirtir. Çünkü, yoksulluk düşük intihar oranları ile birlikte bulunmuştur.

    Ekonomik krizlerin intihara neden olduğunu belirten Durkheim, bunun nedeninin zenginlik ya da fakirlik değil; toplumsal yapıdaki değişiklik olduğunu belirtir. Meydana gelen bu değişiklik toplum için yararlı ya da zararlı olsun, bunun hiçbir önemi yoktur. Önemli olan toplumda meydana gelen değişikliğin bireyin yaşam koşullarını alt-üst etmiş olmasıdır. İşte, intiharın nedeni bu anomi (kargaşalık) halidir.Durkheim, çağdaş toplumların en belirgin bir özelliği olarak nitelediği anomik intihar tipine özel bir ilgi göstermektedir. Anomik hâl ve buna bağlı olarak artan intiharlar, bireyin toplum arasındaki bağların zayıflaması ve toplumsal çözülmenin giderek gelişmesi, yeni çağdaş toplumun evrensel bunalımıdır.Hemen hemen her toplumda boşanmışlarda intihar oranı, değil evlilerden, dullardan, bekârlardan bile daha fazladır.[kalibre'nin notu:Avrupa toplumlarında boşanma oranının çok yüksek olduğu göze alınırsa ve ülkemizdeki boşanma sayısının azlığı dikkate alınırsa(Gerçi son yıllarda coşmuş gidiyor boşanma vakaları) intiharla boşanma arasında kurduğu bağın doğruluğu sebebiyle,Durkheim'a "ver o mübarek elini öpeyim" demek gerekir]

Emile Durkheim’ın çalışmalarından yola çıkarak ülkemizde görülen intihar vakaları,özellikle bu ekonomik krizler sebebiyle(Misal 2001 Krizi) Anomik İntihar tipine girmektedir.Ama Durkheim’ın dediği gibi,intihar sebebi sadece ekonomik sorun kaynaklı değil.Bireyin istekleriyle toplumun sundukları arasındaki farklılık sonucu,kendini tatmin edemeyen birey intihar edebilir.Sanırım Amerika’daki ekonomik güce rağmen,intihar oranlarının fazla olması nedeni bu olsa gerek.Bir nevi tatmin olamama durumu.Amerikan Toplumunda bir tatminsizlik var.

Yararlanılan Kaynak:Intihar.de Sitesi

    Etiketler:, , , ,