| |
Şub 26
O zamanlar her şeyi benim bildiğim zamanlar, siz bilmezsiniz. Ben ki; hayatı ilkokul yıllarında çözmeye başlamış, akıllı mı akıllı, zeki mi zeki, kendini ve insanlığı aşmaya aday bir öğrenci olarak hızla ilerlemekteyim baş koyduğum yolda. İlerleyelim.
İlkokul Yılları : – Örtmenim, örtmenim. Sağcı ne demek, solcu ne demek? Siyasette ilk sahnem, heyecanlıyım. Gerisi gelecek tabi, önce kavramları öğrenmek lazım. Cami mi yaptırırdın okul mu evladım? İkisini de yaptırırdım örtmenim. Cami varsa, okul yoksa bulunduğun yerde? O zaman okul yaptırırdım örtmenim. İşte bu kadar, sağ cami, sol okul demek. Arkadaşım da var yanımda, şaşırıyor. Gördün mü diyorum Cemile, sağından sarımsak, solundan soğan olmaz. Yememiş içmemiş babama yetiştirmiş öğretmen, evde anlıyorum, siyaset = cıss. Öğretmenler her şeyi anlatmamalı bence. Ortaokula zıplıyorum ordan, artarak akıllanıyorum. Öyle ki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde tahtaya çıkıp zenginler ve fakirler arasındaki yardımlaşma projemi şekille anlatabiliyorum. Çünkü diğer arkadaşlarım salak ve anlamaz, onlara yardım ediyorum, teşekkür etmiyorlar, kırılıyorum. Artık anlatmıycam, anlamıyorlar. Ben yine böyle mükemmel mükemmel ilerlemeye devam ediyorum.
Lise Yılları : Muhteşemliğimi hiç çıkarmıyorum üstümden, yakışıyor. Einstein en büyük rakibim, daha güzel fikirlerim var atomu parçalamak için, etrafına bıçakla bi daire çizip başlıycam, eminim, bismillah. Mezarına uğramadan olmaz, “dostum kabul et, ben daha iyisini yaptım” Seviniyor, her şey insanlık için ya da her şeyi yok etmek için. Ağlıyor, çok pişman.
Kütüphaneyi seviyorum, hep gidiyoruz Hanife’yle. Hanife öleli çok oldu, rüyamda gördüm, çok ağlıyordu, üzüldüm, geçti. Alman edebiyatını sevmiyorum, tam beş tane kitap okuyarak anladım bunu, zekiyim, bunu daha en başında söyledim, gurur duyuyor beni. Sağda solda görüyorum gene Cemile’yi. Aynı lisedeyiz, salaklığını icra etmeye gelmiş. Empati kurmayı öğrendiğini söyledi, tebrik ettim, bi gün olucaktı. Çaktırmadan nefret ediyor benden, çakıyorum.
İbn-i Sina’yı kuyunun başında öyle düşünceli görmesem matematik için güzel şeyler yazardım. Yine de azim önemli, buna da katılıyorum. Tarih dersindeyiz, muhteşemliğimle en ön sırada oturuyorum. Önde oturmak inek olmak için yeterli değil bence, defalarca tecrübe ediyorum, benimki miyopluktan. Sarıkamış diyor hoca, anlatıyor. Parmağımı kaldırıyorum, hey gidi, Enver Paşa da hata yapmış. Arkada bi kız var, haaayyırrr diye üstüme geliyor, korkuyorum çaktırmadan, çakmıyor. Çak diyor şeytan, çak bi tane. Allah’tan şeytana her zaman uymuyorum, her zaman uymak da Allah’tan o zaman, irademe sığınıyorum. İnsanların tabularına dokunmak zor, bunu da anlıyorum. Tam yüz sayfalık kitap bitirmiştim Enver Paşa için, göz ardı ediliyor, üzülüyorum. Sağım sarımsak, solum soğan, gülüyorum.
Ben bunları düşünürken, ilk cemre çoktan havaya düşüyor, biraz olsun ısınıyorum. Isınmak güzel, ısınmak bedava bazen. Öğretmen oluyorum farkında olmadan, farkında olursam öğretmen olamam, bu ülkede yasalar var, YÖK var, ama bazı insanlar YÖK’ün iki noktasını kaldırmak istiyor, o zaman YÖK, YOK olmaz mı? Olsun, iki noktayı bana emanet etsinler, çok ciddi açıklamalar yapıcam onlarla, ihtiyacım var. Yine bir takım insanlar var etrafta, kirlenmek güzel diye bağırıyorlar. Tabularıma dokunmayın, rica edicem, her şeyin zamanı var. Öğretmenlik güzel, acayip sorular sormasa öğrenciler daha güzel. Sağ elde sarımsak, sol elde soğan, öğretiyorum hepsini, bu da güzel.
Sonra bi adam var, altıncı hissi kuvvetli, kehanetlerde bulunuyor, Tanrı’ya da inanmıyor. Ben de ona inanmıyorum. Sonra yok oluyor adam, kehanetler ortaya çıkıyor, bunu ona söyleyemiyorum, korkunç, hala bilmiyor. O gerçekten öğretmen, ben yalandan. Yalandan kim ölmüş, diyorlar utanmadan, ruhum öldü yalandan. Sağ elde sarımsak, sol elde soğan, hepsi yalandan…
Not: Bu yazı bana değil, site müdavimlerinden “brandy” e aittir.
Fazladan Not: Bu da yazı mı, kralını yazarım diyorsan buradan yazı gönderebilirsin
Etiketler: İlmi Siyaset, lise, öğretmen, okul, yalan, yök
Oca 07
Lise döneminin önemini yeni yeni fark etmeye başladım.Özellikle de tarih ve edebiyat dersleri önemliymiş..Biliyorum,tarih ve edebiyat denince lise döneminde,çoğumuzun gözler ağırlaşır,çene esnemek için fırsat kollar,beyin uyuşur..
Edebiyat dersinden daha önemli olan şey aslında Edebiyat Öğretmenidir..Şimdi ünideyim ve arkadaş sohbetlerinde bazen şöyle diyaloglar olabiliyor; “edebiyattan nefret ederim” Şimdi bir insan evladı edebiyatı sevmeyebilir,normaldir,ama nefret ederim diyorsa bir problem olmalı..Yani tamam sevmezsin de nefretin sebebi nedir?Bu edebiyat denilen şey,sana fiziki bir zarar verebilecek yetiye sahip bir şey değil ki..
Bu nefret duygusunun sebebinin,edebiyat öğretmeni olduğunun kanaatine vardım..Şöyle ki: Edebiyat geçmişi zengin olan bir milletiz,bu edebiyat dünyamızı ders olarak işlerken de pek eğlenceli tarafları da yok..Ancak öğretmenin tavrı,üslubu çok önemliymiş be..
Hatırladığım ve şu an bana çok saçma gelen bir olay var..Edebiyat kitabından,müfredat gereği her hafta bir konu işlenirdi,bazen bir roman özeti bazen de bir şiir olurdu bu..Hoca derdi ki: arkadaşlar şiiri açıklayın,haftaya tartışıcaz…Kendimce açıklamaya çalışırdım,mısralardan ne anlıyorsam,anlamlandırmaya çalışırdım şiiri..Bir hafta geçer,o şiir sınıfta ilk önce okunur,sonra hoca rastgele ya da sırayla birilerimizi kaldırır,sen şu ilk dörtlüğü açıkla bakalım der..Sıra bana gelir,anladığım kadarıyla hocaya anlatırım “Hocam şair burada aşkın ulaşılmazlığını ve bu ulaşılmazlığa rağmen,aşkı bulma arzusunu falan filan vallahi billahi” diye anlatırdım ve hocanın tepkisi şöyle oluyordu “Hayır,şair orda onu anlatmak istememiş,şair bu dörtlükte…” bi dakka ya,haydaaaa,noluyoruz?
Yahu hocam,sen nasıl şairin bu şiirde aslında anlatmak istediğini net olarak bilebilirsin ki?Ortada bir şiir vardır ve ben bunu anlamlandırırken o an ki hali ruhiyetime göre böyle bir yorum yapmışımdır..Ortada,bu şiirden,mutlaka belli,kesin bir anlam çıkmalıdır diye şairin bir vasiyeti ya da her yazdığı şiirin meali mi mevcuttur?Peki hocam sen bana böyle çıkışıp,höykürüp,çemkirirken aslında ne yaptın biliyor musun?Bana bir bok öğretmeden,bende,benim bir dörtlüğü bile izah edemeyeceğim kanaatini uyandırdın,soğuttun beni be hocam!!!
Edebiyat öğretmeni önemlidir,hem de çooooook…
İkinci takıldığım konu ise tarih dersi ve müfredatı.Osmanlı Tarihiyle ilkokulda tanışmaya başlamıştık sanırım,ve ilkokuldan itibaren Osmanlı Tarihini hep gördük..Devirlere ayrılıyordu Osmanlı Tarihi,Kuruluş-Yükseliş-Duraklama-Gerileme-Çöküş..Hep bu müfredat şeklinde işlendi..Sizde de bu dersi görürken şöyle bir duygu oluyor muydu?Kuruluş ve yükselişi işlerken hoşuna gidiyordu insanın,Bilecik gibi bir yerden 3 kıtada toprak sahibi oluyordun ve her girdiğin savaşı kazanıyordun,insan gurur duyuyordu,ta ki,Çöküş dönemine kadar..Ya o nasıl bir dönemdi be,insanın okuyası gelmiyordu,sürekli kaybedilen savaşlar,toprak kayıpları,ikide bir tarih kitabında insanın gözüne gözüne sokulan “Kanuni Döneminde Osmanlı Toprakları” ve “Çöküş Dönemindeki Topraklarımız” şeklinde haritalar..Yani insanın içi burkuluyordu ister istemez.Hah işte benim düşüncem,bu ayrım yapılmasa,her padişah ayrı ayrı işlense,döneme ayırıp insanın moralini bozmayın be sayın müfredat maker (meykır) abilerim,büyüklerim..Hangi insan oğlu ister sürekli yenildiği,toprak kaybettiği bir dönemi okumayı,çalışmayı,bir de ordan not almayı?
Bir de,tarih bölümü okuyan arkadaşlarım daha iyi bilir tabi ki,ama hani şu çöküş dönemi nasıl bir dönemdir?Yaklaşık 100 sene sürüyor..Peki biri bana söyleyebilir mi,bu nasıl bir tanımlamadır ki,bir devlet 100 sene çökebilsin?Düşünüyorum,Türkiye Cumhuriyetimizin tarihi 85 sene ama Osmanlı 100 sene çöküyor?Bi garip geliyor…Hani şöyle biraz olaya mizahi bakıp,çöküş dönemi padişahlarından birini konuştursam,şöyle bir diyalog çıkar ortaya…
Padişah:Vezir,sağda solda haber çıkmış,çöküyormuşuz,ne iş?
Vezir:Padişahım Gevur Diyarından çıktı bu söylenti,bizimle bir alakası yok..
Padişah:Ulan anlamıyorum ki,nasıl bir çöküş bu,halan 3 kıtada toprağım var,en büyük kara ordusu bende,arada bana sığınan ülkeler oluyor ama çöküyoruz!!!Tez Gevur gazetelerinin yazı işleri müdürünü çağırın,tekzip metni yayınlasınlar…
Gecenin 02:28′inde aklıma geldi bunlar,lise önemliymiş,tarih,edebiyat önemliymiş…
Saygılar bizden efenim : )
Etiketler: edebiyat, lise, müfredat, öğretmen, osmanlı tarihi
|
|
Son Yorumlar