Kahrolası Otobüs Yolculukları

En Köşeden Yazılar 3 Tatava Var »

Oldum olası gıcık kapmışımdır otobüs yolculuklarına. Salak
ve bilinçsiz çocukluğumdan bu yana nedenini bir türlü çözemediğim artık çözmeye
de uğraşmadığım bir yolculuk içindeyim. Abartmıyorum. Yaptığım km.ler dünyanın
çevresini iki kere dolanır bir de üstüne bağ atar. O derece bir yolculuk
içindeyim. O zamandan galiba gıcık kaptım. Şimdilerde de üzerimden atamıyorum.

En iyi yolculuk eğer kısa ise kesinlikle uçak. Ama uzun uçuş
saatlerinde ki bu saatler genelde 5saati geçen saatlerdir. O kıç kadar koltuğa
sığamamak, dizlerle öndekinin böbreklerine girişimde bulunmak, bunun sonucunda
dizlerdeki morarmalardan ötürü uzun uçuşlar da bana göre değil. Ama bu işe
çözüm buldum. Ege yöresinden efe oyunları öğrendim. Her uzun uçak yolculuğunda
tüm ege yöresini oynayaraktan morarmaların kısmen önüne geçmiş oldum. Karadan
gitmekte ise ilk tercihim tren. Çünkü bir kere yemekhanesi var. Yersin içersin.
Yolculuk 12değil 24saat olsa rahat rahat katlanırsın. Yersin içersin. Hatta
sıçabilirsin. Her ne kadar ray üzerine sıçmak gıcık bir durumda olsa sonuçta
bir ihtiyaç…
Geçersin yemekli vagona. İki bira atarsın bir de cigara tellendirirsin yanına.
Ohh… Git uyu koltuğunda. Sabah kahveni al, bir de sigara patlat yanına. Deme
keyfine. Galiba sigara yasaklanmış trende. Uzun süredir tren yolculuğu
yapmadığım için bilgim yok. Ama yasaklayan zihniyetin içine edeyim… Neyse
konumuz sinir bozucu otobüs yolculukları olduğu için konuya dönüş yapıyorum.

Tam bir kabustur otobüs yolculukları. Hele de gece
yapılıyorsa bu yolculuklar. O 40küsür yolcudan mutlaka birisi dozeri
çalıştırır.
Bir de velet olursa deme keyfine. Gecenin yarısında ağlar. Tamam
ağlamasına pek bir şey diyemem. Sıkıntısı vardır. Ama ondaki sıkıntı sende
sinir yapar. Sabah yolculuklarında ise yol tutanlar uyur, sıkılanlar uyur. Ama
o sabah yolculuklarının sinir bozucu kısmı velet kısmıdır. Onlar uyumaz.
Uyumadığı gibi çevresine rahatsızlık verir. Koltuğun tepesine çıkar. O jilet
benzeri tırnaklarıyla kafa derini yüzmeye çalışır.
Yavrum evladım o bana
lazım,otur yerine eşşolueşşek çekesin gelir ağzının dolusuyla. İçinden söylersin
huzuru aramaya da başlarsın. Bir de anlamadığım bir nokta iste bu veletlerin
ebeveynleri çocuğu oturtturmaz. O çocuk senle alakalı ya,adam üstünden atmış
kendi rahatına bakıyor. Şöyle dönüp bir çocuğa iki anasına babasına patlatasın
gelir ama yapamazsın. Çocukları sevmediğimi zannetmeyin. Severim ama çocuk
olanı. Şeytan bozması veledi değil…

Bu yolculuklarda bir de yanında oturan muhteremin gizli bir
planı vardır. O yanında oturan her kimse senle akraba olmaya çabalayacaktır.
Beni rahat bırak hemşerim surat ifadesinden hiçbir şey anlamadıkları gibi o
bitmek tükenmek bilmeyen soruları sürekli sorar. Bu yüzden asla otobüse kişisel
müzik çalarsız binmem. Biner binmez takarım. Sağır olacağımı bilsem de yine
takarım. Yeter ki akrabalık soruları olmasın. Benim soyağacım belli, ona piç
çıkma. ( Piç çıkması bilmeyenler için söyle açıklayayım: Ağacın dibinden çıkan
küçük ağaççık. O büyük ağaçtan beslenir. Yeri geldi mi öldürür. Piç işte ne
bekliyorsun… ) Bir de eskiden, halen var mı bilmiyorum, fırt gırgır diye aşırı
bel altı karikatür dergileri vardı. Onları alır binerdim. Ya da satanizmi
andıran karikatür dergilerini alır binerdim. Ama bir avukat emeklisi bu yöntemi
çökertti. Geçen muhabbet aynen şu şekilde oldu: “Ne yazıyor amcam orada…”
“Senin mınının dtunun…” diye giden bir küfür yazıyordu ki gel de anlat bunu
şimdi benim yeni amcama. Bir de beyin özürlüler vardır. Bunlar bildiğimiz
özürlüler değil ama. Bunlar var olanı kullanamayan özürlüler. Örneğin
telefonlar yasak ibaresi otobüsün her yerinde yazar. Ama o özürlü ahmak o
telefonu şehir çıkışına kadar açık tutar. Baktı fark edilmiyor. İnene kadar
kapatmaz. Bir de bilet kontrol özürlüler vardır ki bunlar iki kısımdadır.
Bileti alırken kontrol etmeyenler. Bir de yerini bulurken koltuk numarasını
kontrol etme özürlüler vardır.
İlk kısım için gerçekten gerizekalı olduklarını
düşünüyorum. Bileti verirken satış görevlisi mutlaka der bileti kontrol edin
imza atın diye. Ve her bankoda her otobüsün koltuk numaralarının örnekleri
vardır. Sen cam kenarı istersin adam veriri 9numara koridor tarafı bakarsın bu
yanlış dersin. Bilet değişir. Alırsın 8 numaranı. Ama bu özürlüler bunların hiç
birini yapmadığı gibi otobüsün hareket anında yerine oturmak isteyen birisi
geldiğinde fark eder. Ve işte size bir kavga olayı… Bir de bileti alır. Her
şey tamamdır. Koridor tarafıdır yeri.
Gelir cam kenarına oturur. Yerine gelip oturmak isteyen olunca ee burası
9numara değil mi? Yahu orada yazıyor. Neresi ne. Koltukta yazıyor neresi ne.
Bunu algılamamak ne demektir? Bu karşısındakini enayi yerine koymaya
çalışmaktır. Fark etmezse ihtimaline göre yapılan bir davranıştır. Buradan
sesleniyorum. Angut olduğunuz fark ediliyor. Yemezler… Tüm bunların haricinde
yazın ortasında donanlar, kışın ortasında yananlar olur. Klima ve kalorifer
alerjisi olan bu insanlar donup öleceklerini zannederler, ki bunlar genelde
önde otururlar, arka sıradakilerin canı çıkar.

Ve otobüs yolculukları böyle ilginçliklerle sürüp giderken
sinirsel katsayını arttıran her türlü olay olurken, arada sırada verilen
ihtiyaç molasında kendine gelirsin. Bir sigara, bir kahve… Tüm sinir stres
kaybolur… Tüm otobüs yolculuklarına maruz kalanlara Allah’tan sabır dilerim.
Başka da bir şey demem… Allah düşürmesin… :)

Not: Bu yazı bana ait değil,site müdavimlerinden “Nightologist” e aittir…

Etiketler:, , ,

Sessiz Gece…

En Köşeden Yazılar 3 Tatava Var »

İstanbul’da soğuk ve sessiz bir akşam saatiydi.Hava sisliydi ve yerde önceki gün yağan
karın birikintileri duruyordu.Havanın soğuk olması insanların evlerine kapanmasına ve
sokakların sessizliğe karışmasına sebep olmuştu.Atılan adımlar rahatlıkla duyulabiliyordu.
Sokaktaki sessizliği birisi bozmuştu.Birisi yavaş ve sakin adımlarla yaklaşıyordu.Sisin
içinden önce silueti belirdi sonra kendisi.Üniversite çağında genç birisine benziyordu.
Hafif ve dondurucu bir şekilde esen rüzgarı önüne almış yürüyordu.Havanın giderek soğuması
ve yolununda uzun olması nedeniyle ilk gördüğü kafeye sığınmayı planlıyordu.İki sokak ötede
yarı dolu bir kafe vardı.Soğuktan nasibini almış insanlar kafedeki sıcaklığın etkisiyle
mutluydular ve hoş sohbetler ediyorlardı.Genç, bu kafeye hızlı adımlarla girdi ve
kendisine uygun bir yer bularak garsondan kahve istedi. Bir süre bekledikten sonra
cep telefonunu çıkarttı ve arkadaşlarını da çağırmaya karar verdi.Arkadaşlarıyla konuşması
bittikten sonra garson kahvesini getirmişti.Kahvesini yudumlarken içeriye aynı yaşlarda
tek başına genç bir kız girdi.Kızla bir an göz göze gelmişlerdi.Garip bir duygu oluşmuştu
o an içinde.İçindeki soğukluğu alan kahvenin verdiği etkidir diye düşündü baştan ama
kıza her baktığında oluşan kalp çarpıntısı bunun tam tersini söylüyordu.
Galiba aşık
olmuştu.İlginçtir ki kız da genç her kafasını çevirdiğinde onu süzüyordu.Bir süre bu şekilde
geçtikten sonra kafede çalan romantik müziğin etkisiyle genç kendini kaptırıp tüm
cesaretiyle kızla konuşmak için onun tek başına oturduğu masaya doğru gitti.Kızın ve
kendisinin yalnızlığını bahane ederek tanışma ve sohbet amacıyla masadaki boş yere oturup
oturamayacağını sordu.Kız durumdan hiç rahatsız olmamışa benziyordu.Hemen olumlu yanıt
verdi.Ayın kendisini bulutların arkasına saklayıp bazende gösterdiği bu gecede karanlık
karanlığa karışırken kafede edilen bu hoş sohbetler iki gencin geceyi gündüzle
karıştırmasına sebep oldu.Gece boyunca iki gencin hoş sohbeti hiç bitmedi.Ortam kendini
romantizme bırakacak kıvama gelmişti ki kız bir anda panikle ayağa fırladı.Uçağa yetişmesi
gerekiyordu.Aceleyle az vaktinin kaldığını ve derhal gitmesi gerektiğini söyleyip kısa bir
vedadan sonra koşar adımlarla kafeden çıktı ve taksi durağına doğru gitti.Kafedeki gencin
bir anda yıkılmasına sebep olmuştu bu olay.

Kafe boşalmıştı.Gençle birlikte iki üç gazete okuyan insan kalmıştı.O sıcak dakikaların yaşandığı kafeye sessizlik hakimdi.Bir an olan oldu ve genç kendine hakim olamayarak ayağa fırladı o da o kızın bindiği uçağa binecek ve o nereye giderse o da gidecekti.Ücreti masaya bıraktı ve koşarak taksi durağına doğru yol aldı.Kalbi hızla çarpıyordu.Bunu mutlaka başarmalıydı.İlk gördüğü taksiye bindi ve
taksiciyi hızlı olması konusunda uyardı.Rezervasyon alımının sona ermesine 3-5 dakika kala
genç telefonla uçakta yerini ayırttı.Taksideyken kafeye çağırdığı arkadaşlarından
telefon geldi ve durumdan kısaca bahsederek telefonu kapattı çok heyecanlıydı çünkü
konuşamayacak durumdaydı.Genç başını önüne eğmiş heyecanla vakit geçirmeye çalışırken
bir anda taksinin yavaşladığını farketti.Trafik tıkanmıştı.Bu onun daha da paniklemesine
yol açtı.Taksici duruma gözatmak için dışarıya çıktı ve birkaç dakika sonra döndüğünde
ileride bir kaza olduğunu trafiğin bir süre kapalı kalacağından bahsetti.Genç dayanamayarak
taksiciye ücreti ödedi ve taksiden inerek dondurucu soğuğun etkisine aldırmadan koşarak
kazanın tıkadığı bölgenin ilerisindeki caddeye doğru yol aldı.Caddeye ulaştığında zaman
daha da daralmıştı.Bir taksinin oraya doğru yaklaşmakta olduğunu gördü.Bu taksiye kesinlikle binmeliydi son şansıydı.Fakat taksici onun işaretini görmedi ve hızla önünden geçerek gitti.
Fakat gencin şansı vardı.Kırmızı ışık yanmıştı ve taksi bir süreliğine de olsa durmuştu biraz
uzakta olsa.Genç bu fırsatı kaçırmayarak hemen taksinin arkasından koşmaya başladı.Tam
yaklaşacakken yeşil ışık yandı ve taksi yeniden hareket etmeye başladı.Genç arkasından bağırmaya
ve işaret etmeye başladı.Taksici bu sefer onu görmüştü
ve taksisini kenara çekmişti.Mutlu ve umutlu bir şekilde taksiye binerek havaalanına doğru yol
almaya başladı.Sonunda ulaşmıştı.Havaalanında son anonslar yapılıyordu.Genç hemen biletini alarak
güvenlik geçişlerini acele bir şekilde geçtikten sonra uçağa doğru ilerlemeye başladı.O sırada
gencin aradığı kız havaalanına ulaştı.Kızda anlaşılan havaalanı yolundaki kazaya takılmıştı.
Aynı yerde takılıp kalmışlardı.Ama malesef ikiside bundan habersizdi.Kız aklında kalan gencin
etkisiyle isteksizce havaalanında ilerliyordu.Durdu ve düşündü.Uçağa sonrada binebilirdi
fakat böyle bir aşkı bir daha yaşaması belki de olanaksızdı.Aklı gençte kalmıştı.Hata yaptığını
farketti hiç olmazsa telefonumu bırakabilirdim diyerek kendine kızmaya başladı.Uçağı unutarak
hemen bir taksiye bindi ve gençle tanıştığı kafeye gitmeye başladı.Belki acele ederse onu orada tekrar bulabilirdi.Fakat çok geçti genç çoktan uçağa binmişti..

Genç uçakta gözleriyle koltukları tek tek süzüyordu.Fakat kızı bir türlü bulamadı.
Uçağın kalkacağını söyleyen hostesin uyarısı üzerine koltuğuna mecburen endişeli bir şekilde yavaşça oturdu.Çünkü aradığı kızı görememişti.Uçak pistte ilerlemeye ve bir süre sonrada hızlanarak havalanmaya başladı.Fakat
birkaç dakika sonra uçakta şiddetli sarsıntılar meydana gelmeye başladı.Hostesin birisi durumu öğrenmek
üzere pilotun yanına gitti,diğeri de yolcuları sakinleştirmeye çalışıyordu.Bir süre sonra olan oldu ve
uçağın sağ motoru şiddetli bir biçimde alev almaya uçak sağa çekmeye başladı.Pilot tek motorun
inmek için yeterli olduğunu yolculardan sakin olmalarını istedi.Fakat herkeste panik vardı ve uçakta
herkes çığlık atıyordu.Genç bunlara aldırış etmeden kemerini çözdü ve sarsıntıya rağmen
koltuğa tutunarak kızı aramaya başladı.Kızında endişelendiğini düşünerek hiç olmazsa
onu teselli ederim diye düşündü.Fakat yine görememişti.Sert bir sarsıntıyla başını çarptı
ve yere düştü.
Uçakta garip sesler duyulmaya başlamıştı.Uçak irtifa kaybediyordu.Pilot artık
konuşmuyordu.İnsanlar bağırıyor,vedalaşıyordu.Genç çaresizce ayağa kalktı ve koltuğa kendini
atarak; daha kızla yaşayacak çok şeyi olduğunu ve ona kavuşmak istediğini düşünerek yaşamak
istediğini düşünmeye başladı.Ölmemeliydi ona kavuşmalıydı.Fakat elinde değildi.
Büyük bir gürültü koptu ve etraf sonsuza dek karardı.

Kız kafenin yakınındaki taksi durağına ulaşmıştı.Hemen taksiden inerek hızla kafeye doğru heyecanlı bir şekilde koşmaya başladı.İçeriye girdiğinde genci göremedi.Fakat
tanıştığı gençten bahseden birkaç genç gördü.Kendilerine onu tanıyıp tanımadıklarını sordu.
Onlarda tanıdıklarını ve durumdan kısaca bahsederek orada olmadığını söylediler.Kız arkadaşlarından
sonra ulaşma umuduyla gencin telefonunu alarak bir masaya oturdu ve kendisinin nelere yol açtığını
düşünerek üzülmeye başladı.Fakat durum daha da vahimdi.Birkaç dakika sonra televizyonlardan
uçak kazasıyla ilgili bir haber duyurulmaya başlandı.Kız çok üzgündü.Televizyon ile
ilgilenmiyordu.Kafedeki gençler sessizliği bozdu.Arkadaşlarının bindiği uçak bu mu değil mi
diye dikkatlice bakıyorlardı.Herkeste endişe hakimdi.Korkuyla televizyonu seyrediyorlardı.
Fakat uçağın kalkış saati ve gideceği yer açıklanınca olan olmuştu.O uçaktı.Kız ağlamaya başlayarak
havaalanını aradı.Telefonlar diğer kişilerin yakınlarını araması nedeniyle sürekli
meşgul çalıyordu.Aradı,aradı ve aradı.Yaklaşık 5 dakika sonra sonunda birisi durgun bir sesle telefonu
açtı.Kız gencin adını soyadını verdi ve aldığı yanıt karşısında donakalmıştı.
Koltuğa doğru ağlayarak yavaşça kendini bırakırken telefon elinden kayıp yere düşmüştü.Çünkü biliyordu ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.Artık o sonsuza kadar yoktu..

Not:Bu Yazı Bana ait Değil,arkadaşım “FireX”e aittir,teşekkürler ALP

Etiketler:, , , ,

Otobüs Kaptanları ve Sivil Pilotlar

Tebessüm 4 Tatava Var »

Bu konu az evvel aklıma geldi,bir filmde pilotların karizmasına dair bir kaç sahne gördüm,kendi kendime “ulan havan kime be” senin otobüs kaptanından ne gibi bir üstünlüğün var diyip bir karşılaştırma yapıyım dedim..

Karşılaştırdığım iki meslek otobüs kaptanları ve sivil pilotlar..Bir gerçektir ki gerek filmler olsun gerek gerçek hayatta bu pilot abilerim ablalarım,pek bir havalılar..Özellikle pilot dayılara tüm hostesler(kabin memuru dememiz gerekiyormuş,hostes diyince sanırım hafif meşrep bi hatun gibi algılanıyormuş,kabin memuru da saçma bi tanım be,uçakta görevli oldukları yer kabin mi şimdi?bütün olay kabinde mi?neyse..) hastadır,pilotun maaşı yüksektir,ideal eş tipidir,türlü ülkeler gider,sosyal imkanlar dudak uçuklatır,üniforması falan albenilidir vs vs…

Ulan otobüs kaptanı amcama bakıyorum,bi olayı yok..Şoför denip geçiliyor.İşin özüne bakalım..Bir pilotun görevi nedir?Kendisine emanet edilen yolcuları “bi zahmet” sağlam bir şekilde taşımak,otobüs kaptanının görevi nedir,o da aynısı..Demek ki işin özünde görevler aynı,fark yok..

Gelelim diğer kıstaslara..Pilotun uçuş esnasında sosyal çevresi geniştir,hostes hatunlarla muhattap olur,sırf bu yüzden,bir çok fıkranın kahramanı olmuştur,uçus esnasında sağdan soldan ikramlar yağar,gözünü bir an olsun yoldan ayırsa bi bok olmaz,rahattır,neden?Çünkü “otomatik pilot” diye bişi var di mi?Tabi..Bu otomatik pilot öyle bi dava ki,rahatsın,çift kaşarlı tostunu bitirip,üstüne bi de cigaranı yaksan,uçak kendi kendine gider..Oysa otobüs kaptanı abim öyle midir?Otobüs kaptanı abimin sosyal çevresi muavinden ve arada sıkılıp muavin koltuğuna muhabbete gelen yolculardan ibarettir..Gözünü bir an yoldan ayırsa şarampolle müthiş bir kucaklaşma yaşayacağı malumdur..Alabileceği en baba ikram,uyumamak için muavinin sürekli dayadığı kahve ve topkektir..

Pilotun görevini yaptığı sırada kendine ait bir alanı vardır,mahremiyeti vardır..Bi pilot bi de yardımcı pilot mevcut orda,bi de arada sırada hostes ablam gelir “kaptan,taze taze karides yaptım,yir misin,dumanı üstünde” diye sorar gider…Budur olay..Yani burnunu karıştırabilir,ne biliyim apış arasını karıştırabilir,kulağına kalem sokar,esner,gerinir..Otobüs kaptanı amcam öyle mi oysa?Özellikle 1-2-3-4 numaralı koltuklarda oturan yolcuların gözhapsi altındadır,her an kaptanı uyarmak için tetikdedir  onlar,ulan kaptan uyusa da son anda direksiyona ben yapışsam,kahraman olsam bakışları vardır,kaptan odun gibi kullanmak zorundadır otobüsü..

Uçaklarda kaza oranı 1,5 milyon uçuşta birken,karayollarında ki kaza oranı malum..Yani işin riski yönünden bakınca da kaptanlarımızın işi zor..

Hem kaptan bi samimidir ya,bizden biridir,Ahmet abi,Raşit amcadır o,muhabbet edebilirsin..Pilot öyle mi,ulan geberiyorum desen açmazlar o kapıyı,iki sohbet edemezsin,lan hep merak etmişimdir şu kabini desen açmazlar..

İşte her şey ortada,kaptanların bunca çilesine ve üstünlüğüne rağmen bütün havalar,yüksek maaşlar pilotlardadır..

Ve yazımı otobüs şoförlerinin asıl üstünlük sebebiyle bitirip burdan havalı pilotlara bir kitleme yapıyorum..Ulan hanginiz kullandığınız aracın sahibisiniz be ? Oysa otobüsü kendine ait çok kaptan var?Uçağı olan pilot var mı?Efenim,duyamadım?Yok mu?Haaa

Etiketler:, , , , ,