| |
Oca 29
Günlük hayatta pek çok rutin yaşıyoruz,o kadar alışmışız ki bunlara,samimi olmadığını bildiğimiz halde kanıksamıyoruz..Bu yazıyı okuyorsun şu an ve eminim hayatında bir kez olsun yolculuk yapmışsındır..Yolculuk başlangıcında görevli kişi şöyle bir anons yapıyor “Hayvanoğlu Turizmin Sayın Yolcuları,seyahatinizde bizi tercih ettiğiniz için teşekkür eder,yolculuğunuzun güvenli geçmesi için açık konumda olan cep telefonlarınızı vs….” diye gider bu anons..
Hah işte burada takıldığım nokta şu “sayın” sözcüğüdür..Bakalım Türk Dil Kurumu Abim bu sayın sözcüğü için ne demiş;Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz.Neymiş,saygı belirtisiymiş,peki eyvallah..
İlk olarak bu şirket neden bana saygı duymaktadır,aklıma iki seçenek gelmekte,birincisi nihayetinde ben bir insanım ve insan olmamdan ötürü bana saygı duymaktadır..Cıkk bu değil bence..İkinci seçenek,ben bir insanım,ben az evvel bu şirkete 40ytl bayılmış bir insanım,ben bu şirkete katkıda bulunmuş bir insanım,hahh buldum,bu olsa gerek..
Demek neymiş,ben sana para verdim,sen de bana “sayın” diye hitap edeceksin..Aksini mi düşünüyorsun?Yani insan olduğum için mi bana “sayın” diyor?Gel sana bir canlandırma diyalog yapıyım da sonra kararını ver..!
Ben:1
Turizm Şirketi:2
1:Günaydın beni hatırladınız mı?
2:Yok çıkartamadım..
1:Dün öyle demiyordunuz ama?
2:Anlayamadım beyfendi??
1:Sizin saygınız bu kadar işte,dün bana “sayın” falan diyordun,işiniz bitti,sallamaz oldunuz..
2:Lan de get!
1:Şimdi “lan de get” oldu di mi?Bu kadar lan sizin insanlığınız,parayı verince sayın diyorsun,ertesi gün sallamam diyorsun
2:Töööbe,Ahmet abi,levyeyi uzatsana ordan
1:Üç buçuk,üç buçuk…
Şimdi Türk Dil Kurumu abime göre,kişi adından önce gelir “sayın” ifadesi ve saygıyı belirtir..Sen hiç bilet almaya gittiğinde,seninle şu şekilde konuşan bir görevli oldu mu?
1:Merhaba,Ankaraya kaçta en erken sefer
2:Merhaba Sayın müşterim,hemen bakıyorum
2:Sayın müşterim Ankaraya en erken saat 8 de var…
Demez sana o an için sayın falan,neden??Çünkü henüz “sayın” ın rüşvetini vermedin,bileti almadın..
Ama kabul edelim,şu otobüste anons yapılırken insanın hoşuna gidiyor di mi?”Sayın” oldum lan ben..Kısacası “sayın” kelimesi tırt bir ifadedir..Genellikle kurumsal kimlik kazanmış şirketlerde ve bürokratik işlerde kullanılır..Ben bakkala girdiğimde “Ahmet amca 2 ekmek bir yoğurt” dediğimde,parayı verdikten sonra Ahmet amca şimdiye kadar bana hiç,”Sayın müşterim,alışverişinde Ahmet amcanı tercih ettiğin için teşekkür ederim” demedi..Ahmet amca bana saygısızlık mı etti şimdi?Bilakis,Ahmet Amca çok efendi bir insan,severim Ahmet Bakkalımı ben : )
Efenim,uzun lafın kısası,bu “sayın” sözcüğü uyduruktur,”ulan ne edelim bulalım da,insanlara bu sözü söyleyince karşı taraf sayıldığını,saygı duyulduğunu hissetsin” denilmiştir ve bulunmuştur..
SAYIN okuyucu,beni tercih ettiğin için teşekkürler : ))
Sürçü Lisanlarım Kaçacak Yer Aramaktadır
Etiketler: host, para, rutinler, sayın
Oca 29
Tam zamanında bindim otobüse,her zamanki gibi en arka soldan biletimi almıştım.Bilirsiniz,otobüslerde en arka dörtlüden bayanlar bilet almaz.Bilet bulamadığından olsa gerek,yaşlı bir teyze(tahminimce 75 olsa gerek) arkaya doğru geliyordu,arkasında da 40 yaşlarında bir erkek..Adam dedi ki, “nene ben onları aradım,sen Kestel otogarda ineceksin seni karşılayacaklar” Teyze binbir hayır duası etti adama..Anladığım kadarıyla adam teyzenin akrabası değildi,adam otobüsten inerken bir sarılma el öpme falan olmadı..Adam tam giderken teyze kısık sesle “bana 10 kuruş verebilcen mi evladım” dedi,adam çıkardı 10 ytl verdi,teyze gene hayır duası etti.Yolumuz 12 saat kadardı,saatler geçtikçe,teyze yaşlılığın verdiği yorgunlukla uyuklamaya başladı,omzuma yaslandı istemsiz olarak,bir ara uyandı,omzuma yaslandığını fark etti “dalmışım oğlum kusura bakma” dedi, ne kusuru teyze dedim,istersen cam kenarına gel dedim,yok cam kenarında üşürüm,soğuk geliyor dedi,peki dedim..Otobüs tamamen doluydu,mola olduğunda,otobüsteki herkes teyzeye yardım için yarışıyordu, “teyze inmene yardımcı olalım” lar dolanıyordu otobüste..Yavaş yavaş indirdik teyzeyi otobüsten,bir kişi gitti,teyzeme bir çay bir de kaşarlı tost götürür müsünüz dedi,parasını ödedi..Yolculuk boyunca 3 mola oldu,3 molada da otobüsteki farklı kişiler teyzeye hep yardımcı oldu..Her yardımdan sonra,teyzemin dilinden dualar döküldü..
Mutlu oldum otobüste,yani düşünün bu otobüste toplam 46 kişiydik ve o 46 kişiden 10 küsürü teyzeye yardım etti sürekli..İyilik edenleri görmeye ihtiyacım var,sürekli şikayet ettiğimiz bir dünyada,şu toplam 40 metrekarelik otobüste 40 küsür iyilik gördüm.
Ankara’da indim ve bu yaşadığım sahnelerin bir garp ülkesinde nasıl tezahür edebileceğini ya da tezahür edebilme olasılığını düşündüm..Biliyor musun,olmazdı,bu şekilde olmazdı..Şark başka,şark çok başka…
Bak!Şarkın hümanistliği kendi içinden,insanın kendi içinden gelir,garpın hümanizm dediği şeyse,devlet hümanizmidir..Tam olarak şunu demek istiyorum; Hani Batı’yı gezip gören ve daha sonra ülkemize gelip şu cümleleri kuranlar vardır ya “Batı’da insana değer veriyorlar,batı insanı hoşgörülü” geç babam geç bunları..Orada insana değer verildiği doğrudur..Ama bu değeri veren tek başına bireyler değildir..Sosyal devlet ilkesi gereğidir bu,oysa bizde,bireylerin kendi çabası daha baskındır..
Bu otobüs olayı,eğer batı’da olsaydı kaç kişi bu derece yardım ederdi o yaşlı teyzeye?Bir-iki?Sanmam..Ülkemizin ekonomik durumu gereği sosyal devlet ilkesi tam olarak işlev kazanmamış olabilir..Ancak bizde bunu dengeleyen mekanizma,imkanı olan insanların kişisel çabası olmuştur..Bir mahallede bir fukara varsa,imkanı olanlardan aş götüren mutlaka olur..
Batı gelsin,hümanizmi bizde görsün..Duygusalız biz..Karşımızda müşkül durumda olan biri varsa,hemen empati yapabiliyoruz..Onun içinde olduğu durumu bir an bile olsa düşünüp içimizdeki yardım genlerini ortaya çıkartıyoruz..
Belgeselci Michael Moore diye biri var,Benim Cici Silahım ve Fahreneit 9/11 i çeken kişi,bir programı vardı NTV’de sanırım,Amerikan halkının tepkilerini ölçüyordu..Ekipten biri Newyork 5. caddede yere sereserpe uzanmış ve kımıldamıyor,ekipte kaçıncı dakikada müdahele edileceğini kamerayla kaydediyor,belkide dünyanın en kalabalık caddesi olan o 5. caddeden yüzlerce kişi gelip geçti ve 12. dakkada biri eğilip de “birader iyi misin” dedi..Yemişim Batı Hümanizmini..
Bana kimse gelip,bak birader Batı’da Kırmızı yandı mı arabalar tınk diye durur,hatta arabalara yeşil yandığında geçmeye kalksan gene dururlar geçmeni beklerler demesin..Bu onların insana verdiği değerden falan değil,cezai yaptırımın can yakacak derecede olmasındandır..Yani içinden gelerek yapılan bir şey değil kamu otoritesi kaynaklıdır..
Tarihine bak,öyle bir millettik ki,hammallar yük taşırken dinlenebilsinler diye,hammal taşları yapılmış yollara..
İşin Özünü 700 sene evvel Şeyh Edebalı vermemiş miydi? Eyy Oğul,insanı yaşat ki,Devlet Yaşasın..İnsanın oluşturduğu en küçük topluluk nedir?Aile..Aile kavramımız bozulmaya başladı..Aileme dokunmayın,aileye dokundurtmayın..
Sürçü Lisanlarım Köpeğiniz Olsun…
Etiketler: anlayış, garp, hümanizm, şark, yolculuk
Oca 26
Dünyada şu an kullanılan 100 küsür dil mevcut,en çok konuşulan dil Çince’nin Mandarin dili,1 miyar 51 milyon kişi konuşuyormuş(rakam veriyorum ki biliyorum ben bu işi havalarında)
İnsan merak ediyor,nasıl oldu da oldu ve 100den fazla dil oluştu..İşin özüne indiğinde iki şekilde düşünüyorum..Birinci görüş,3 semavi dinin ortak görüşünü kabul edebilirsin,Allah Hz. Adem ve Havva’yı yarattı ve onlara ilim verdi..Tamam kabulumdur,ancak sorun bundan sonra başlıyor..Diyelim Allah tüm kullanabileceği,her gördüğü nesneyi tanımlayabileceği ilmi Hz. Adem’e verdi..Peki ne oldu da 100 farklı dil ortaya çıktı..Hepimizin babası anası Hz. Adem ve Havva,onlardan öğrendik her şeyi,öyleyse?
Nasıl oluyorda “bir kelime” üzerinde 1 milyar 51 milyon kişi Çin’de ittifak etmiş,ya da Çin’i geçtim,kendi ülkemizden düşünelim..Bu olayın elbet bilimsel bir açıklaması var,ancak ben bilmiyorum,bu da benim blogum olduğuna göre nacizane fikirlerimi bilimsel araştırmaları umursamadan sıralıycam..
Şimdi kendi ülkemden düşünüyorum.Türk milleti olarak insanlık tarihinin her alanında vardık..Diyelim ki evet,hayır,gibi mimiklerle desteklenebilecek kelimeler üzerinde ittifaka varmak kolaydır.Yahu misal,civata kelimesi üzerinde nasıl ittifak edildi?
Şöyle bir diyalog olsa:
Şahıs 1:Dün biraz tamirat yaptım,civataları falan sıktım
Şahıs 2:Şimdi bir dakika,ilk olarak “dün” ne demek
Şahıs 1:Dün demek bugün içinde bulunduğumuz günden bir önceki gün,iyi de sen de dakika falan dedin,o ne demek?
Şahıs 2:Ne demek,ne demek?
Şahıs 1:Muhabbet boka sarıyor,burda bitirelim..
Şahıs 2:Muhabbet derken?
Şahıs 1: Eöhhhhhh
Yani bir düşünün tam 100 bin küsür kelime üzerinde ittifak ediliyor,muazzam bir olay bu..Bir görüşe göre,doğa seslerinin yansımasıyla oluşmuş kelime kökenleri,yahu hangi doğa sesi “kondansatör” kelimesini yansıtabilir?
Ne biliyim,cidden aklım almıyor..
Diğer taraftan düşünürsen,Allah Hz. Adem’i Hz. Havva’yı yaratmadı,Büyük Bilim Adamı Charles Darwin(!)‘in fikrinden gidersek,evrim geçirdik,ara geçiş formları oldu,bizden bir önceki adım maymunlardı(halan hiç bir ara geçiş formu fosilinin bulunamaması ayrı bir muhabbet zaten) Maymunlar konuşamıyordu,ama sonra dediler ki, “Lan madem evrimleştik,geliştik,hatta şu an kendimi bir Homo Sapiens” hissediyorum,neden konuşmayayım?” heralde böyle bişeyler oldu..Sonra bu insanlar başladılar kelime uydurmaya,bana bakın lan,bundan sonra bunun adı masadır,herkes masa desin,bu arada az önce bana bakın lan dedim ya,bundan sonra zamir de kullanıcaz,ben,sen,o gibi,herkes ayağını denk alsın arkadaş,ben böyle diyorum böyle olacak..Her kabilede baskın bir lider olur ya,sanırım baskın lider,yeni kelimeler ihdas etti,diğerleri de kafa sallayıp evet böyledir dedi..
İşin içinden cidden çıkamıyorum
Sürçü Lisanlarım,Affınıza yamanır
Etiketler: darwin, dil, dilin gelişimi
Oca 19
Okuduğum yerden,tatillerde memleketime gitmek tam 24 saat sürüyor.Tek otobüste yok,aktarmalı,tam bir zulüm.Yolculuğa başlarken aldığım gazete,yolda eskiyor,bir tane daha alıyorum..Sırf çay parası 5 ytl veriyorum,tuvalet parası 3 ytl falan,kıçım uyuşuyor oturmaktan,daha bir sürü şey..Ama arada muavinlerle girilen diyaloglar yolculuğu çekilebilir hale getiriyor..Doğu otobüs firmalarında anlayamadığım bir olay var,bagaj fişi vermeyi,bacısının namusu kadar kutsal sayan muavinler var,Lan versen nolur bagaj fişini?Madem verilmeyecek bu zavazingo,neden orda var?
Ben:Abü bagaj fişi alabilir miyim?(kibarca,yalvararak)
Muavin:Bişşi olmaz yeğenim(kendinden emin,tanrısal bir edayla)
Ben:Pekü abü..(boyun bükük,ezik,bitmiş)
Ulan mübarek insan,zaten ya birşey olursa diye verilmiyor mu bu alet?
Hep göstermelik uygulamalar,hep..
Bir gün yolculuğun 3. saatinde sivas yakınlarında otobüs yarım saat kadar çay ve ihtiyaç molası verdi(neden hep çay ve ihtiyaç molası verilmektedir?Özellikle neden çay?Bilinç altına verilmek istenen bir mesaj mıdır bu?)Mola bitti,tüm yolcular yerini aldı,otobüs kalkmadan,iyi giyimli gravatlı,bıyıklı,40 yaşlarında bir amca bindi otobüse,otobüsün mikrofonunu eline aldı,gömleğine iliştirilmiş “Öküzoğlu Otobüs firması halkla ilişkiler sorumlusu yazan” bir kart vardı..
Kendini tanıttı,hoş bir Erzurum şivesi vardı,Yolculara mikrofon vasıtasıyla bir şeyler anlattıktan sonra,”Sayın Yolcularımız muavinimizden herhangi bir şikayetiniz var mı?” dedi..
Meğerse otobüste,yıllardan beri bu sorunun kendisine sorulmasını bekleyen 60 yaşlarında bir teyze varmış..Teyze,adamın elini tutup kendine çekti,mikrofondan tüm şikayetin otobüse duyulması için ve teyze resmen saydırmaya başladı;
Teyze:Muavin benden fazladan para aldı,nasıl benden fazla alır,azcık bagajım vardı,fazla para aldı,(bıdı bıdı,hımıl hımıl,kafa ütülerim,sorduğuna pişman ederim)
Amca:Peki teyze ne kadar bagajın vardı(Bu arada adam muhabir edasında,kendi cevap verirken de mikrofonu ağzına tutuyor,teyze cevap verirken teyzeye tutuyor)
Teyze:2 çuvalım vardı,2 valizim vardı,5 ytl fazladan aldı muavin..
İşte tam bu an,halka ilişkiler sorumlusu amca,muhteşem bir cevap verdi ve sorunu çözdü..
Amca:E muavin haklı teyze..
İşin garibi bu cevaptan sonra teyze sustu..
Sonra bu amca şöyle sordu;”Sayın yolcularımız kaptanımızdan bir şikayetiniz var mı?”
Ordan yaşlı bir amca şöyle dedi; “Kaptan namaz vakitlerine dikkat etsin”
Ve Halkla İlişkiler Sorumlusu kendinden emin bir şekilde,bıyık altından gülerekten bir muhteşem bir cevap daha verdi; “Kaptanımız İsmail Abi Hacıdır,hiç şüpheniz olmasın” kaptanla Halkla ilişkiler sorumlusu birbirlerine bakarak gülüştüler..
Bu halkla ilişkiler sorumlusu amca,baya baya stand-up yaptı,sonra çikolata ikram ederekten indi gitti otobüsten..Yediğim dumurların ardından uyumaya çalıştım..
Bir gün de,Sakaryadan Ankara’ya gitmem gerekti,Arifiye Tren İstasyonuna gittim,her yer doluymuş,ayakta gitmeyi kabul edip Doğu Ekspresinden bilet aldım..Trene bindim,belki boş koltuk vardır diye vagonlar arasında gezindim,her yer doluydu.İki vagonun birleştiği araya gittim,valizi yere koyup oturdum..Uykuluydum gözler gidip geliyordu,üstümde de biraz yüklücene para vardı,uyumamaya çalışıyordum.Bir ara hafif dalmışım,gözüm bir hareketliliğe ilişti,vagonun üst tarafında öte beri koyulmak için olan bir yer var ya,orda ufak bir cisim hızlı hızlı hareket ediyordu..Dikkatlice bakmaya başladım,anlam veremiyorum hareket eden cisme,iyice meraklandım.Ayağa kalktım,vagonun arasından,vagonun içine baktım gene,kafayı yiycem anlayamadım ne olduğunu,çekinmesem gidip bakıcam..Ve sonra “meeeeeeeeeee” diye kesik kesik bir ses geldi.Aman Allahım,yıllarca dumur yemişliğim var,böylesini görmedim be..Adam oraya oğlak koymuş ulan,canlı canlı oğlak yav,o hareket eden hızlı cisim meğerse oğlağın minik kuyruğuymuş :S Yahu bir görevlisi yok mu bu TCDD’nin kimse bir şey demiyor mu?Ama adama helal olsun,iyi sotelemiş hayvanı,bir tek kuyruk açıkta kalmış.İşin garibi o “meeee” sesinden sonra,durumu kimse garipsemedi,kimse bir şey demedi..
Bir ara tuvaletim geldi,girdim trenin tuvaletine,çok afedersiniz küçük hacetimi giderdikten sonra,lavaboda elleri yıkama girişiminde bulundum,ama bir dakka!Musluğu açmak için vana bulamıyorum,sağa bakıyorum yok,solda yok,arkasında yok,bir ara dedim ulan heralde fotoselli,eli uzatınca kendiliğinden akıyordur,sonra Doğu Ekspresinde olduğumu hatırlayıp bu saçma düşünceden vazgeçtim..Halan açamıyorum suyu,dışardan kapıya vuruyorlar,dolu diyorum,vuruyorlar dolu diyorum,en sonunda biri “Ulan doğuruyor musun be içerde” demeden,evrekaa evrekaaaa diyerekten suyu nasıl açacağımı buldum,yerde bir pedal varmış,pedala bastıkça su geliyormuş..Ohaa,yeni bir şey daha öğrenmiş oldum..
Gene geçtim vagon arasına,burnuma tanıdık bir yemek kokusu geliyordu,dayanamadım,kokunun geldiği yeri aramaya başladım,kompartmanın birinin önünden geçerkene,ohhaaraa dedim,içersi kalabalıktı,aileydi sanırım,kadın küçük tüp yakmış içerde :S yemek pişiriyor baya baya..Sonra hak verdim,düşünsenize,maddi durumunuz iyi değil,Kars’tan biniyorsunuz ve Haydarpaşa’ya gideceksiniz,tam 40 saat yol…
Dumurlar içinde yolculuğu bitirip Ankara’ya vardım şükür..
Otobüs firmaları bir acayip,trenler bir acayip,üzüldüm yahu,halan saatte en fazla 90km hızla giden eski vagonlardan oluşan trenlerle seyahat ettiğimize..Üzüldüm halan sadece tek hat olan Tren ağımıza..Tek hat var,karşıdan Tren gelirse çarpışmamak için,bir trenden biri,diğer trenin geçmesi için uygun bir istasyonda yan cebe giriyor,bazen yarım saat bazen 1 saat bekliyor..Zaman önemli değil mi?Zaman çok önemli,geri gelmiyor,ben bunları yazarken birazı daha gitti bak..Raylı taşımacılığın daha güvenli olduğu aşikarken neden bu kadar az yatırım yapılmış?Yazık değil mi yiten canlara ve maddi kayıplara..Umarım bir gün gerçekten Demir Ağlarla Yurdu Dört Baştan örebiliriz…
Sürçü Lisanlarım ışık hızıyla affınıza sığınır…
Etiketler: otobüs, seyahat, tren, yolculuk
|
|
Son Yorumlar