| |
Ara 31
- 0-3 Yaş arası PARAZİT DÖNEMDİR..Dünyaya zerre katkımız yoktur.Tüketiriz,bol bol tüketiriz.Sıçarız,batırırız,ama ebeveynlerimiz buna bile bayılır,gülücükler eşliğinde kıçımızı temizler..Emeriz,süt emeriz,arada 2 gülücük atarız, “Hanıııımmm,koşşşş güldü,vallahi güldü” şeklinde evlere neşe katarız..En “emeksiz,yemek” dönemidir..Kıymeti bilinmelidir diycem ama,kıymet bilecek akıl yok o zamanlar..Aslında “akıl yok” salakça bi süreç..
- 3-7 Yaş arası,HAYIRDIR DÖNEMİDİR..Otu-boku tanıma arzusuyla yanıp tutuşmaktayız..Sürekli sabit diske,yeni bilgiler atmaktayız..Fabrika çıkış ayarlarında duran,cilllloppp gibi bir sabit diske sahibiz..Hiç kötüniyetle,yalan-dolanla,içten pazarlıkla dolu olmayan bir sabit disk..Aklımıza gelen ilk şeyi söyleme lüksüne sahibiz..Alınabilecek en büyük tepki; “Aaaa hiç öyle denir mi bakıyım,cıss,kaka,e-ee” dir..Bu dönemde Altın Çağlarımızdandır..Kıymetini bilmek gerek.Çalışmak yok,sorumluluk yok,dert yok,tasa yok..Çikolata var,şekerleme,oyun,her türlü mallığı yapıp,ne şiriiiiiiin tepkileri almak var..
- 7-12 Yaş Arası,NE FİLM DÖNÜYO BURDA DÖNEMİDİR..İlk okula ilk adım atılır,ana-babadan ilk kez ayrılınmıştır..Çevrede senin türünden onlarca varlık ve her odada ana-babanın türünden biri vardır,öğretmendir adı..Ödev diye bir şey vardır bu dönemde,hayatında ilk kez başkasından EMİR alacağın dönemdir..Şaşırırsın; Anam değil,babam değil,kim oluyo laaayn bu durumu olabilir.Bu hayatında bir yabancıdan aldığın ilk emirdir,tabiri caizse (tabirin caiz olduğunu öğrenmek için Zekeriya Beyaz Hoca’ya bağlanıyoruz,büyük hissediyorum,açın,caizdir diyor kendileri) gurur bekaretinin gittiği andır..Zaten bekaret bi gittimi,ömrün boyunca birilerinden sürekli emir alırsın..
- 12-18 Yaş Arası,ÇIK İÇİMDEN PİS ŞEYTAN DÖNEMİDİR..Bu dönemde birşeyler hissedersin içinde,ama tarif de edemezsin..Okullar kapanır,yaz tatilinden dönünce,eylülde,bazı arkadaşlarında tuhaf değişimler görürsün..Boy inanılmayacak derecede uzamıştır,surat ay kraterine dönmüştür..Organlar arasında orantısızlıklar vardır..Nerden baksan faul bi görüntüye sahibizdir..Bu dönem 2 ucu boklu değnekdir..Çoğu kişinin aynı kalıp,senin yaratık olma ihtimalin vardır,bu durumda sınıfındakiler; “Lan Emrah’a nolmuş olm,bi değişik olmuş,tööbe bismillah insanlıktan çıkmış” diyebilir..Diğer ihtimal,herkesin gelişip senin göt gibi kalmandır..İşin en bok kısmı,kızların ergenlik denen 35 Red Bull Gücündeki döneme,erkeklerden önce girmesi,erkeklerin sünük kalmasıdır..
- 18-30 Yaş Arası HAYAT SİLLELERİ DÖNEMİDİR..Lise bitince 2 ihtimal vardır,ya üniversite ya da daha kısa yoldan hayata atılma..Üniversiteyi seçersek,liseye rahmet okuruz..Ana-babadan genelde ilk ayrılıştır.Hayatta birşeyleri ilk kez tek başımıza becereceğimiz dönemdir..Tamamiyle değil ama,halan asalak gibi ana-baba parasına muhtacızdır,her ne kadar ana-baba bundan memnun olsa da,insan parasını kendi kazanmak ister..Üniversite lisans 4 yıllıktır,ama aslında 5-6-7 daha caziptir..Ev tutmanın,ev döşemenin ustası olur öğrenci bu dönemde..Kısa yoldan hayata atılanlar da mecburen ilk dönemlerde asgari ücrete talim eder..Ana-baba’nın yanında kalır gene..Çoğu kişi haklı olarak bunalır bu dönemde..Çalışanlar “lan keşke okusaydım” , ünidekiler aaazına sıçıyım finallerin “keşke çalışsaydım,para kazanırdım” der..İnsan hep başkasının elindekini ister çünkü…30 yaşına kadar hayat kurulmaya çalışılır..İş sağlama alınır,eş sağlama alınır evlenilir ve topladığımız bonus puanlarla bir sonraki level’e geçmeye hak kazanırız..
- 30-55 Arası Rüzgar GİBİ GEÇTİ DÖNEMİ..BU dönem yaşlılık evrelerinde rahat etmek için hızlı tempoyla geçer..Araya 1-2 çocuk serpiştirilir..Çocukların nasıl büyüdüğünü anlayamayız bile..
- 55 ve GİTTİĞİ YERE KADAR DÖNEMİ.. Bu dönemde emekli olunmuştur ya da az kalmıştır..Çocuklar bile evlendirilmiştir artık..Eğer elde birikim varsa,rahat geçirilicek bir dönem olabildiği gibi,zamanında maddi birikim yapılmamışsa,dötte patlayacak dönemde olabilir..Evladı nasıl yetiştirdiğinin semereleri bu dönemde alınır..Eğer evladınız senede 2 sefer uğruyorsa “Naaaptım Laaan Beenn” diyebilirsiniz..Yaş ve Baş’ın kemale erdiği dönem olduğu için olaylara bir çok farklı yönden bakıp,akılcı çözümler getirebilirsiniz,ama bu sefer de şöyle bir durum vardır,fiziki güçten yoksun düşmeye başlarız..Gençlikde deli kuvveti ve dar bakış açısı varken,bu dönemde sağlam kafa ama sağlam olmayan vücut vardır..
Not: Asgari Ücretin 900 Lira olduğu,İsrail’in dizginlendiği,fakir-fukaranın kömür yardımlarına muhtaç edilmediği,YouTube’un erişime açıldığı,hukukun damarlarmızda hissedildiği bir yeni yıl dilerim : )
Etiketler: akıl, dönem, hayat, üniversite, yaş
Ara 29
Uzun zaman oldu yazmayalı be,bi sayıyım,(burda 20 saniye kadar düşündüm,ilkokuldan beri kafa matematiğe basmaz benim,3′le 7′yi çarpıcam diye az uğraşmamıştım,24 mü ne yapıyodu) 20 gün olmuş..
Çok bokumsu şeyler geldi başıma, herkesin başına gelebilir ve geliyor da ama müthiş egomdan dolayı, “ulan emrah bu sana yapılır mı beeaahh” iç sesleri fiştekliyor bünyemi..
Güzel şeyler de oldu..
1)Kırismıss,dolayısıyla koca otelde 6 kişi kaldık,gürültü yok,içen sapıtan sevişen ecnebi kalmadı..
2)Sagopa Kajmer Pesimist E.P 5′i yayınladı
3)Burada yeni bir Türk Restorantı açıldı,çay beleş
4)Dördüncü sevindiğim olayı,yazının en sonuna saklıyorum,tv’lerdeki reyting olayı gibi,heyecanlı sahne,en sona
Yazı Başlığını Türk İtalyan Benzerlikleri diye atıp,bu kadar saçmalamak yeter,konuya dönüyorum..
1 hafta kadar önce bir Türk restorantı açıldı burada..Bu nasıl anlatılır bilmiyorum ama,Mars’ta Amerikalı Astronotlar için Starbucks açılması,Rus Kozmonotlar için Vodka bulmak,Çinli Taykonotlar için de Pirinç Tarlası bulmak gibi bişi olmalı..(Abartmıyorum Lan,hasret kaldım vallahi)
Restaruantı bulmamız tam 2 gün sürdü,özetle hikayeye geçiyorum..Adresi elçilikten aldık..Tren istasyonunun yanıymış,Tren istasyonuna gidip restoran sahibi “Hacı Abiyi” aradık..Aaabü istasyonun yanındayız,al bizi dedik..Meğer Şehrin diğer ucundaki istasyondaymış Restaruan,dışımdan sövdüm,ağzım yoruldu biraz da içimden sövdüm..Vazgeçtik bulmaktan o gün..Ertesi gün dediler ki 23 A’ya binin gelin..23 A’ya bindik,ters yöne binmişiz,şehir merkezinde aldık soluğu gene olmadı..(Tamam bizde de var mallık,eyvallah) Bu sefer doğru yöne bindik,indik bulduk,kapalıydı..Ağlamaklı oldum,o açlıkla otele döndüm,ekmek kemirdim..
Ertesi gün İtalyan bi arkadaş var,Federico,o ve ercan ve ben,gittik,açıktı..Girdik içeri,müthiş kokular..Pide sipariş ettik..Allah’ımmmm çok güzeldi,usta Urfa’lıymış..Federico sever mi diye merak ediyordum,bayıldı,ezme vardı,sıyırdı-süpürdü,rakı bilem vardı,onu da sevdi..
Yemeğin ardından tavla’yı da öğrettik,Acemi şansı tekerrür etti ve 2-0 yendi beni,koltuk altıma verdi tavlayı..Çayın nası olması gerektiğini söyledik,tavşan kanını direk tercümeyle “Rabbit Blood” olarak çevirdim,tam dumur,ama anladı : )) Kadeh tokuştururken “Şerefe” yi de “To the honor” olarak çevirdim,evlere şenlik!!!
3 saat kadar oturduk restaruantta,sohbet ettik,İtalya-Türkiye hakkında,biz ona Türkiye’den Türk Kültüründen,o bize İtalya’dan bahsetti,evine davet etti,eyvallah dedik Biz de davet ettik..
Nasıl diyim,mimikler,olaylara verilen tepkiler,espri anlayışlarımız,sıcak kanlılık,benzer noktalarımız..
Bu gece de,İtalyadan çocukluk arkadaşları gelmiş,rica etti gelmemiz için..Gittik 5 kişi,yemekler gene muhteşemdi,Federico’nun 2 arkadaşı da bayıldı yemeklere,gene bi tavla muhabbeti yaptık..
Federico’nun bi arkadaşı Futbol antrenörü,diğeri amatör kulüp oyuncusuymuş..Antrönör olanın,Trabzonsporu bilmesi,oda arkadaşım Ercan’ı tarifsiz duygulara gark etti,90+3 de galibiyet golü atmış Yattara gibi sevindi şerefsizim,gece boyunca Milan-Inter muhabbeti yaptılar..
İtalyanla-Türk bir araya gelirse,Türk’ün biri de Of’lu olursa,muhabbet futbol olurmuş,bunu öğrendim : )
2 gün evvel de,mutfakta,2 türk 1 italyan,1 çinli Dost Gazı oynadık..Bir ara Çinli ve İtalyandan,”siz Türk ittifakı yapıyorsunuz” ithamlarına maruz kaldık “yapımızda var,Türk gördük mü,dayanamıyoruz,devlet kurasımız geliyor” diyemedik,hem cümle olarak çevirisi zor,hem de ayıp,denmez
Ya bu Erasmus muhabbetinin güzel yanlarından biri de diğer ülkelerin oyunlarını öğrenme oldu,bi kaç İtalyan kağıt oyunu öğrendik,ha bi de o sessiz-sakin Çinli Kızın meğerse Las Vegas Kumarhanelerinde çalışan kurpiyerlere 10 takan kağıt karma stillerine sahip olduğunu öğrendik..Kız da acayip numaralar var..Acayip bu Çinliler,nası diyim,böyle bi sinsilik var,arkamı dönsem “Asimile olcakmışım” gibi geliyo lan
İlkokuldan beri kafamıza işlenen tarih derslerinden heralde..Klasik bir muhabbet vardı ya hani; ”
Öğretmen:Türkler neden Çinlilerin arasına girmek istemedi Çucuklaaar?
Mal Öğrenci:Asimile olmamak için ööörttmenim,Çünkü Çinliler Köppek sürüsü gibiydi
Öğretmen: Neden orta asyadan göçtük?
Mal Öğrenci:Asimile olmamak içinnnn
Öğretmen:Neden At’a bindik
Mal Öğrenci:Asimile olmamak içinnnn
Öğretmen? Neden OT?
M.Ö:Asimileeee
Öğretmen:Neden BOK?
M.Ö: Asimileeeeee
Ööööffffff beynimize sıçtılar böyle..Fiks ders bilgileri deli etmiştir beni..İlkokuldan Üniye kadar aynı muhabbetler..Bitmedi sıçtımın Rusyasının “Sıcak Denizlere İnme Politikası” ve yıllardan beri Karadenizde Dağların Kıyıya Paralel Uzanması..!
22 Ocak’a bilet aldık,Türkiyeye dönüyoruz,az kaldı,oh beeee.Yapacağım ilk eylem Kısa 2000 Kırmızı almak,kahvehane bulmak,12 bardak çayla,bi paket sigarayı bitirmek..
Yazının başındaki sevindirici 4. habere gelince.Bir abimiz var,Uğur abi,Türban sorunu üzerine bir demeci var..Ama öyle böyle değil..Röportaj 44 saniye,44 saniyede 46 fikir değiştiriyor Uğur abi..İzlemeden günüme başlayamıyorum..
Videoyu izlemek için buraya tıklayın
Sürçü Lisanlarım Şu an İtibari ile Filistin’i vurmaya devam eden İsrail’e tüm benliğiyle girsin..
Gecenin özlü sözü; Vururken İsrail Filistini,Altın Musluktan Alıyor Abdestini,Dötüne Kodumun Dubai Şeyhi
Etiketler: Çin, istasyon, italya, türk
Ara 09
- Babadan oğula,nesilden nesile geçen yüzükler vardır ya,hani baba öleceğini hissedince “evlat bu yüzük bana babamdan,ona da dedemden kalmış,şimdi ben de sana veriyorum,güç yüzükte!” repliğiyle verdiği yüzük,lan hiç öyle bi olayımız olmadı,ne tırt bi sülaleymiş be bizimki
- Bi kere de annem; amerikan filmlerindeki gibi “kalibre,hemen yukarı çık ve odanda bekle,seninle konuşucaz evlat” demedi,direk surata sille,e çocukluk dönemi boyunca izle izle hollywood filmlerini psikolojinin ırzına geçiyorlar..
- Bi kere de sevdiğim kızın babası “Emrah,eğer kızımı seviyorsan onun peşini bırakırsın,benim kızım Oxford’da okudu zamanın en iyi muallimlerinden ne kadar zikindirik ders varsa eğitimini aldı,sense 8′le 7′yi çarparken kitleniyorsun,seviyorsan mutlu olmasına izin verirsin” demedi.Demek biz tutkuyla sevemedik,ya da böyle psikopat babalar yok
- Eğitim hayatım boyunca sınavda hoca tek soru sorsun,o da “RİSK NEDİR” sorusu olsun diye bekledim,çok pis içimde patladı,oysa çok çalışmıştım lan,“RİSK BUDUR” yazıp çakıcaktım 100′ü,efsaneye kandık
- Bi kere de eşşek kadar olmuş kredi kartımı yatırmak için bankaya gittiğimde “Borcunuz ödenmiş kalibre Bey” ama nasıl olur,nasıl,peki kim ödemiş? “İsminin saklı kalmasını rica etti,ancak şunu söyliyebilirim,kendisi çok saygın bir müşterimizdir…” diyaloğunu yaşayamadım gitti agacım,her seferinde asgarisini mi ödiceksiniz,hepsini mi muhabbeti,öfff
- Sağlam arkadaşlıklar kavgayla başlar klişesini de yaşayamadım,tam tersi ulan,kavga dövüş gittiğim adamlarla halan görüşmem,ben herifin gözünü morartmışım o benim çeneyi dağıtmış,“e madem kavga ettik,gel kanka olak” lan bi git..
- Yıllardır beklerim,bekliycem de umutla,Mısır’da paşa olan bir dedemden mirasını,herkesin mi Dedesi Paşaydı be birader?Osmanlı Devleti kaç kişi istihdam ediyordu böyle be?Lan kimsenin mi dedesi çiftçi ya da işsiz değildi
Kime sorsan dedesi Osmanlı Sarayında ibrikçibaşı,yok Sadrazamın sol daşak tutucusu falan,öff
- İleride yaşayabileceğim tek klişe,hani Türk filminde,ana yavrusunu kaybeder ve şöyle der “sırtında fındık kadan bi ben vardı,sezer,sezerim..” anca bunu yaşarım (harbi fındık kadan
)
Etiketler: arkadaşlık, eğitim, klişe, klişeler, kredi kartı, yüzük
Ara 06
İlkokul 5′te Anadolu Lisesi sınavına girmiştim,sonucu görünce,ailem bunu öğrenince bana çok kızacaklarını düşünmüş,çaresiz durumda olduğumu düşünmüştüm..Çaresiz değilmişim,o kadar da önemli değilmiş meğer,çaresi varmış,başka bir yol varmış..
Babam bildiğim kişi kansere yakalanmıştı,sadece 4 ayda ölüme götürdü onu bu illet,günden güne eriyordu,çaresizdim,elimden bir şey gelmiyordu ve de kimsenin elinden,o adam sadece benle özel bir konuşma yaptı,çare ondaymış meğer,dert eden ölümü bizlermişiz,varmış başka bir yol..
Çaresizlik diye bir şey olmayabilir belki de..Yani senin düşündüğün yoldan bu iş halledilmiyor diye buna çaresizlik mi demelisin?Diğer yoldur belki çare,senin yolun doğrudur diye birşey yok ki..!
Çaresizlik,umutsuzlukdur bana göre..
Eğer çok çaresiz olduğunu düşünüyorsan şu resme bir bak,aman dileyen bakışa dikkat et,umutsuzluğu gör..Bence ÇARESİZLİK böyle birşey..
Etiketler: çaresizlik, kanser, umutsuzluk, yol
|
|
Son Yorumlar