Delirten Otobüs ve Gizemi

2
676

…yerimde yaşlı bir cift otuyordu. Kibarca “amca burasi benim koltugum, heralde yanlis oturmussunuz” dedim. “Yok yavrum, muavin bizi buraya oturttu, bizimki 15-16’ydı” dedi. Üstelemedim. Bu sırada 15-16’nin tepesinde bir kadın “15 benim koltuğum, geçebilir miyim?” dedi. 15’te oturan da “dogrudur hanfendi, muavin buraya gonderdi beni” dedi. Bu siktigimin otobusunde hic bir koltuga koltuk sahipleri oturamiyordu. Şoföre dönsem “abi ben şoför degilim, ehliyetim de yok, haftaya imtihan var daha, 46’daydim muavin beni buraya gonderdi” diyecek gibi emanet oturus pozisyonuyla bakiyordu bana.

Bu muavin kimdi? Bizi kendi sosyal deneyinin parcasi mi yapmaya calisiyordu? Kendinden bir Milgram mı cikarmaya calisiyordu? Tezinin bir parcasi miydik? Yök’ten aldigi arastirma bursunu Öz Akselililer Seyahat’e sizmak icin mi kullaniyordu. Aklimda deli sorularla muavin yonlendirmeden boş 37 numaraya oturdum. 2 dakika gecmedi geldi it.

“Beyfendi sizi 33’e alabilir miyim?” dedi. Kibardi da deyyus. Buyulenmis gibi gectim 33’e. Ulan kesin bir şey donuyordu burada. İlk moladan sonra servis arabasini koridora cikardi. İcecekleri hazir etti, once ne icersiniz diye soruyordu. Sicak icecek isteyenlere meyveli top kek, soguk icecek isteyenlere kakaolu top kek veriyordu. Kaçar mıydı lan benden? Çanakkale Dardanel’in maçlarından sonra futbolcular forma unutmus mu diye 2 saat saklanip odalara dalan adamim. Ables 2 formam var. Neyse, durumu anlamistim. Sosyal bir deneyin parcasiydik. Deneyimli bir denek olarak sakindim. Sira bana dogru geliyordu. Sakinligim yerini hafif gerginlige birakti. Bu Allah’sızın planlarini bozmaliydim. Ne icersiniz dedi kibarca. Ilık bir şeftali suyu alayim dedim. Sicak da degildi, soguk da. Planlarini bozmustum. Ama ılık seftali suyu nedir lan? Bir sonraki molada götüm bir de yel alirsa ılık seftali suyuyla muthis bir kombinasyon olusturup ishal olmama sebep olabilirdi. Bunu goze alamazdim. Hemen “pardon ılık seftali suyundan vazgectim” dedim. Gozleri parladi piçin. Demek dogru yoldaydim, demek ılık bir icecek almami istemiyordu. “Onun yerine çay alayim” dedim. Tabii dedi, yanina da kakaolu top kek verdi. “Bi dakka lan” dedim. Sicak icecek isteyenlere meyveli vermesi gerekiyordu. Deney icinde deney miydi bu. Bir nevi Öz Aksekililerception mi yasatiyordu bana bu aşureye ekmek banan orospu cocugu?

Cok sinirlenmistim. Servis masasini indirip cayi koydum, keki de fileli yere sıkıştırdım. Duble yollar sayesinde çay hiç dökülmeden duruyordu. Hükümetimiz calisiyor diye dusundum ve bir an aydinlik gelecegimize gulumsedim.(!) Ama hemen ortama geri dondum. Muavinin amacini bulmaliydim. 10 dakika sonra cay bardaklarini ve diger copleri toplamak icin battal boy cop torbasini acmis arkaya dogru geliyordu. Tam benim copleri alacagi sirada egildi ve ensesinde bir dovme gordum. “Un” yaziyordu. Devamini goremeden arkaya gecti. Devami var miydi bilmiyordum. Ama neden sadece “un” yazsin ki diye dusundum. “Un” neydi? Neyin baslangici, kisaltmasi ya da devamiydi? United Nations Otobus gozlemcisi miydi? Adi harUN muydu? Kafami toparlamak icin uykuya ihtiyacim vardi. 2. molaya kadar yaklasik 2 saat falan gecerdi. Uyudum. Mola yerine girerken uyandim. Yolcularla beraber indim, cay-sigara rituelimi yerine getirmek icin bos masa bakindim. Tam otururken bizim muavin yanimdan geciyordu. Dinlenme tesisinde cay dagitan bir genc bizim muavine “hoşgeldiniz efendim” dedi. Neden muavine boyle demisti? Efendim mi? Kimdi bu adam be? Muavin hirkasini cikardi, cayciya verdi, yenisini getir dedi. Bu sirada ensesindeki dovmenin tamamini gordum; “Solgun” yaziyordu. Bu muydu yani, ismimi, gizem bu muydu? O sirada “Sivas’tan gelip Ankara yonune gitmekte olan Öz Aksekililer turizmin sayin yolculari, kaptaniniz 30 dakika yemek ve ihtiyac molasi vermistir. Yozgat-Solgun Dinlenme Tesisleri’ne hosgeldiniz” anonsunu duydum. Yozgat-Solgun ve Solgun. Demek dogu bati yonunde yillardir gelene gecene iteleyen bu tesisin sahibi bu adamdi. Belki de gerceklestirdigi deney tesisten daha fazla alisveris yapilmasini saglayacak bir projenin.baslangiciydi. Hemen suracikta yillardir bu tesisin zulmunu cekmislerin intikamini alabilirdim. Bir tek yol parasi oldugundan “disaridan yiyecek getirdigi icin”, horlanan Fatma Teyzelerin, bir cayi 4 sigaraya katik etmeye ugrasirken cayci tarafindan örselenen ogrenci Mehmetler’in kanını yer de koymayabilirdim. Keskin bir sey aradim ama bulamadim. Cay kasigi gozume ilisti. Sapini sah damarina saplarsam kurtulusu yoktu. Masama cay getiren garsona tesekkur edip gulumserken cay kasigini ters tutup pozisyonumu almistim. Kimse de benden suphelenmiyordu. Ayaga kalktim ve tek bir hamlede cay kasigini şah damarina dogru sapladim. Ama bir bok olmadi. Kaşık yamuldu. 6 tanesi 1 tl ye satilan milyoncu kaşığıymış. Allah belanizi versin Çinliler. Şimdi 10 yil yatarim var, olsun, denedim.

2 YORUMLAR

CEVAPLA

İnsan mısın? *