Lera Boroditsky’nin “HOW DOES OUR LANGUAGE SHAPE THE WAY WE THINK? makalesiyle tanıştırmak isterim sizi.

Bu makaleyi pek seviyorum zira insanı, yabancıyı anlamada çok yardımcı olduğunu düşünüyorum. İngilizce’yi yalayıp yutanlar anladığımdan fazlasını öğrenirler de, ben naçizane çarpıcı örnekleri anlatayım.

Avustralya’da yaşayan bir grup Aborjinler’in konuştuğu dilde (Kuuk Thaayorre dili) sağ-sol, ileri-geri gibi kavramlar yok. Sağ bacağında bir karınca var demiyor, doğu ya da batı bacağında bir karınca var diyorlar. İngilizce de bu eğilim mevcut. Hollywood filmlerinde bolca gördüğümüz savaş sahnelerinde şunu duymuşsundur mutlaka; “Tango on your six” yani “saat 6 yönünde düşman” Biz bu dile alışkın olmadığımızdan fazladan düşünmeye-hesaplamaya çalışıyoruz 6’nın nereye denk geldiğini.

Aynı Aborjinlerin zamanı nasıl algıladıklarını öğrenmek istemişler. Ellerine zamansal büyümeyi-gelişmeyi gösteren fotoğraflar vermişler (bir insanın doğumundan ölümüne gibi) ve sıralamalarını istemişler. Bize bu görev verilseydi yapacağımızşu olurdu; en genç fotoyu sola koyup, sağa doğru dizmek. Aborjinlerse fotoğrafları hep doğudan batıya doğru sıralamışlar. Yüzleri güneye doğru iken sıralamaları istenince soldan sağa, kuzeye doğru iken sağdan-sola, doğuya doğru oturduklarından ileriden geriye sıralamışlar. Yani aborjinlerin zaman algısı hep doğu-batı çizgisinde olmuş.

Zamanı algılama biçimimiz de ilginç. Mesela Mandarin dilinde (Çince’nin en çok konuşulan lehçesi) zaman dikey algılanıyor. Önümüzdeki ay ifadesi yerinde “aşağıdaki ay” diyorlar.

Feminen ve maskülen artikellerin etkisine örnek olarak da; anahtar kelimesi Almanca’da maskülen İspanyolca’da feminen. Almanca konuşanlara anahtar kelimesinin ne ifade ettiklerini sorduklarında “dişli, sert, metal, sivri” gibi cevaplar almışlar. İspanyollar’a sorduklarında ise “küçük, ışıltılı, sevimli, karmaşık” gibi cevaplar almışlar. Bu sefer Almanca’da feminen, İspanyolca’da maskülen olan “köprü” kelimesini tanımlamalarını, ne çağrıştırdığını sormuşlar. Almanlar “kırılgan,zarif, narin, huzurlu” derken İspanyollar bu sefer “sağlam, büyük, tehlikeli,uzun, güçlü” demişler.

Bir lisan bir insan deyişi çok daha anlam kazandı bu makaleyle benim için. Konuşmak değil sadece, karşı tarafın düşünebildiği gibi düşünmek.

2 YORUMLAR

  1. Toplumda Sembollere atfedilen değerlerin önemini bu yazıda anlayabiliyoruz. Dil kültürü oluşturan ve çepeçevre saran kavramlardan birisi olduğu için konuştuklarımız veya anlattıklarımız geçerli toplumun kültüründe değerlendirilmelidir. Bu güzel yazı için teşekkür ederim.

CEVAPLA

İnsan mısın? *