Karakter ve Fıtratın Şekillenmesi

En Köşeden Yazılar 3 Tatava Var »

Bazı şeyleri daha iyi görebilmek için yaşça ve başça olgunluğun gerekli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.Eskiden bir masaya baktığımda en üstteki düz zemini görürken,şimdi kafamı aşağı eğmeden “4 ayağının da” olduğunu, o yere sağlam basan 4 ayak sayesinde üstteki düzlemin bu kadar düz durabildiğini anlayabiliyorum..

Tabi burdan çıkan sonuç,bilgin derecesinde bir birikime,iç huzura kavuştuğum ya da elediğim unlar sonucu duvardaki elek koleksiyonuma yeni elekler kattığım değil..

Sadece eskiye nazaran bir ilerleme..

Karakter,kişilik,tıynet,yaratılış,huy,maya..Ne dersen de işte.Benlik..

Hani günlük sohbetler arasında geçer ya; “Yok,o çocuğun karakteri daha oturmamış..” Karakterin oturması için ortalama bir yaş var mı acaba?

Emin olduğum ergenlikten sonra olduğudur..Ergenlik sırasında hormonlar izin vermiyor,karakterin şöyle rahatça bi oturmasına..

Ergenlikten sonra ne zaman oturuyor bu karakter,kişilik?

Kaç defa değişiklik gösterebiliyor?

Gözlemledim ki,çok kere değişebiliyor..

Üniversite sırasında bunu çok daha iyi gözlemleyebildim.Üni 1′de tanıdığın sandığın kişiyi,üni 4′te tanıyamıyorsun,“kimsin sen,eski tanıdığım kişiye naptın ulan” diyebiliyorsun içinden..

Karakteri değiştiren çok etken var.Heralde en meşhuru “paradır” di mi?

Parayı gördü dötü kalktı,parayı gördü bizi tanımaz oldu,klişe laflardandır..

Hımm,diğer önemli etken de “din” olsa gerek..Dinin getirdiği ve kabullendiğin, ortak ve değişmez öğeler içerisinde yoğrulan karakterlerin de benzerlik göstermesi doğal oluyor..

Başka ne var..Çevre var..Çevre adamı bozar derler ya hani..Tabi hep menfi yönde olacak değil,müspet olarak da etkiliyebilir..İyi bir çevrede insan kendine bir çok şey katabilir..

E tabi,karakter üzerindeki,hani o daha hamur olduğumuz dönemlerde bizi ilk yoğuran,ilk şekli veren de aile olmuştur..

Çok etken varmış be..

Bir de fıtrat olayı var hani..Adam mesela çok fevridir.Fıtrat der çevredekiler.Ahmet Bey,çok sinirli,ama fıtratı öyle napsın..Fıtrat olayı tam olarak böyle olmamalı zannımca.Yani sonuçta biz “Şirinler” değiliz ki..Somurtkan Şirin,Şakacı Şirin gibi bişey olamaz..Bi adam doğuştan nasıl sinirli olabilir ki?

Ne biliyim,doğuştan sinirli olunca insan nası olur ki?Mesela daha 6 yaşında falan Ana-Babaya laf sokan veletler falan var mıdır?

Fıtrattan kasıt,ortak insani değerler olmalı..Merhamet mesela..Diyeceksin ki o zaman,madem bu ortak duygu,Irak’ı işgal eden ve türlü insanlık ayıplarına imza atan Amerikan Askerlerinde merhamet nerede?

Ona göre bir Irak’lıyı öldürmek bir merhametsizlik değil ki!Doğuştan gelen merhamet duygusu,işte bu yukarıda saydığım faktörler tarafından şekillenmiş..

Şaşırtıcıdır ama mesela Irak’ta bir sivili gözünü kırpmadan öldüren bir Amerikan Askeri,gene Irak’ta gördüğü bir sokak köpeğine merhamet edip et verebilir…

Hiç Uluslar Arası Adalet Divanında,Savaş Suçluları mahkemesinde yargılanan eski komutanlara,liderlere dikkat ettin mi?Yaptığı şeylerden hiç pişmanlık duymadıklarını,ulusu,vatanı ya da her neyse,onun için yaptığını söyler.Onun için 1 milyon kişinin ölmesi gerekliydi ve öldü.Merhametsizlik değil onun için bu durum..

Garip geliyor değil mi?

Ama durum böyle..

Son olarak Üstad Fuat Ergin’den bir söz; Dünya 6 Milyar Yaşında / Nazi İdeolojisi Başında…

Etiketler:, , , ,

Tek Kelimeden 3 Kelimeye

Beyin Kıvrımları Hiç Tatava Yok »
  1. Akıl=Herkeste olması gerek.
  2. Fikir=Ara ara belirir.
  3. Sevgi=En doğal dürtü.
  4. Nefret=En samimi duygu.
  5. Aile=Yaşam destek ünitesi.
  6. Dost=Cana,can katan.
  7. Üniversite=Ergenlik Sonrası Lise.
  8. Hayat=Benden bağımsız oyun.
  9. Ölüm=En bilinen gerçek.
  10. Doğum=Ve yarış başladı.
  11. Sevgili=İç titreten varlık.
  12. Ana=3 kelimeye sığmaz.
  13. Yarın=Sansürlü kısa film.
Etiketler:, , , ,

Çocuk Terbiyesi

Aklıma Esti, İspitçilik 2 Tatava Var »

Bugün gazetede,gözüm bir yazıya ilişti,çocuk terbiyesi başlıklı bir yazı…Aslında bu sıralarda “tavşan eğitimi” üzerine bir yazı gerekliydi bana,zira 4 gün önce boncuk boncuk gözlerine,şirinliğine aldanıp aldığım “maybaş” adındaki tavşanım,ısrarla ve zevkle sürekli yatağıma işiyordu..Ulan it,sana internet aleminden sesleniyorum,sırf işemek için üşenmeden yatağıma çıkıyorsun,nerde kaldı o şirinlik..!Neyse,yazının aslına geçiyorum efenim..

Londra’daki Guy’s Hospital hastanesinde çocuk psikiyatri servisinde yatmakta olan 15 yaşındaki Kevin Hickey adlı bir çocuk,doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüştü.Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin’in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyordu.Kevin bir gün kendi durumunu,anne ve babasını düşünerek,anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı.Küçük Kevin’in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere’de doktorların bir numaralı rehberi oldu..

  1. Beni şımartmayın!Her istediğim şeyi elde edemeyeciğimi biliyorum,sadece sizi deniyorum.
  2. Benim kötü huylar edinmemi engelleyin!Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında önlenmesinde size güveniyorum.
  3. Bana tatlı sert davranmaktan çekinmeyin!Bunu tercih ederim,benim daha güvenli hissetmemi sağlar.
  4. Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin.
  5. Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin!Aslında sizden değil,beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.
  6. Herhangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın!Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.
  7. Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin!
  8. Düşüncesizce,yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin.
  9. Kendimi yeterince iyi anlatamadığımı unutmayın.!
  10. Dürüstlüğümü fazla zorlamayın,kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
  11. Tutarsız olmayın.Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.
  12. Benden özür dileyemeyecek kadar gururlu olmayın!Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
  13. Unutmayın ki,büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım,ama bunu size söylemem gerekmez, değil mi?

Şimdi bu Kevin denen eşek sıpası iyi söylemiş güzel söylemiş,hatta 24 Ayar değerinde ayarı,ana-babalara bir güzel vermiş..Kapak olmuş tüm İngiltereye ki,tüm doktorlar rehber diye asmışlar duvarlarına…

Benim takıldığım konu,eğer bu maddeleri hakkatten bu 13 yaşındaki Kevin sıpası yazdıysa,birader senin zaten bi eğitime,terbiyeye ihtiyacın kalmamış ki!Sen baya baya ana-babanı terbiye etmişsin..Konfüçyus gibi adamsın vallahi Kevin sıpası..Bravo!

Sürçü Lisanlarım var ya Sürçü Lisanlarım,hepsi Bush’a girsin hihhoaha :D

Etiketler:, , ,

İlintisiz Konular,Aklıma Takılanlar 2

Tebessüm 5 Tatava Var »

1-Aile Kabristanlığının tam olarak işlevi ve manası nedir?Kabristanlığa ailesi olmayanlar alınmamakta mıdır?Aile kabristanlığı diye bir şey varsa,ailesi olmayanlar için Çocuk Esirgeme Kabristanlığı neden yoktur?

Ya da Aile Kabristanlığından kasıt,aile çay bahçesi gibi bir şey midir?Aile olmayan dua etmek için kabristanlığa girememekte midir?

2-”Benden uzak ol,Allah’a yakın” deyimi saçma değil midir?Bu lafı söyleyen kişi,inançlı biridir ve dolayısıyla Allah’a yakındır,fakat karşısındaki kişinin kendisine uzak olmasını istemektedir..Faka bu durumda lafı söyleyen Allah’a zaten yakındır,karşı tarafında Allah’a yakın olmasını istiyorsa,bu durumda bu iki kişi birbirine yakın olmaktadır zaten,bu bir paradoks değil midir?

3-Niye uzun zamandır görmediğimiz bir tanıdığımızı gördüğümüzde,”OoOo Osmancım dünya küçük işte” deriz,Osman, Güney Afrika Mozambikte,biz de Sibirya’da mı oturmaktayız?Muhtemeldir ki aynı şehirdeyiz fakat fırsat olmadığı için görüşememişizdir.Olayı mucizevileştirmenin manası var mıdır?

4-Eurovision şarkı yarışmasına neden bu kadar önem veriririz?Bugüne kadar bizi Eurovision’da dinleyipte “hanım kalk kalk kalk,bavulları topla,doğru Türkiye’ye gidiyoruz..Hayırdır Bey?Şarkıyı dinledim,ritm harika,doğru Türkiye’ye tatile..!” diyen kaç turist mevcuttur?

5-Bir meziyetinden bahsedecek olan kişi,lafına başlamadan önce neden “kendimi övmeyi sevmem ama..” diyerek söze başlar?Bu lafı söyleyince biz hemen,bu kişinin kendini övmeyi sevmediğine kanaat mi ederiz?Bir kişinin “kendimi övmeyi sevmem” demesi bile başlı başına ayrı bir meziyet mevzusu değil midir?O halde bu kişi “kendimi övmeyi sevmem” derken bile kendini övmüş olmaz mı?

6-Yolcu otobüslerinde çay-kahve ikramları neden hep moladan hemen sonradır?Molada zaten yolcular,çayını kahvesini içmemiş midir?Yoksa bu bir çakallık mıdır?Hem mola yerinde yolcular çayını içer tostunu yer dinlenme tesisi kazanır,hem de otobüste,zaten az önce çayını içen kişi,ikramı reddeder,bu sefer otobüs firması kazanır..

7-Satıcılar pazarlık esnasında neden “senin için şu fiyata olur” demektedir?Benim ne özelliğim vardır?Eğer satıcı karşı cins ise,bu laftan bir mana çıkarmam mı gerekir?Satıcı “senin için şu fiyata olur” dedikten sonra,sokaktan herhangi biri parmakla işaret edilerek,”peki şu yoldan geçen mavi kabanlı kişiye kaça olur” denmeli ve satıcının samimiyeti ölçülmelidir..!

Sürçü Lisanlarımı Hesaba Yazın

Etiketler:, ,