Gönlüme koyuverdiğin wasabi acısı,
Değme suşi lokantasında satılmadı.
Poşet çay bağımlılığın anomik intihar sebebi,
Semaver koyuverdim önüne anlamadın.
At Gözlüğü Ya da At Şu GözlüğüHukuk, eleştiri, deneme, tarih, siyaset ve mizah üzerine özgün yazılar içeren bir blog
Eyl 02
Gönlüme koyuverdiğin wasabi acısı, Değme suşi lokantasında satılmadı. Poşet çay bağımlılığın anomik intihar sebebi, Semaver koyuverdim önüne anlamadın. Tem 07
Öğlen 12′ye kadar oruç tutan çocuk gibi durumun. İstiyorsun eylemi sonlandırmak, ama takatin yok. İnancın var, dermanın yok. Anlatabildim mi? Sen sevmiyorsun ki Tahsin Abi, sen sevemezsin, Bak burada kaçıncı sigaramız oldu dertleşmeye başlayalı Hala dilinde “aslındalar” var. “Aslında” yok aslında Tahsin Abi, “aslında”yı sil kafandan, Mar 07
Derin bir nefes çekti, soluduğu hava dolaştı yavaş yavaş içinde, ürperdi.İçindeki boşlukların bir an için dolduğunu hissetti, sonra yine o anlam veremediği boşluk.Bir anlık bile olsa tam olduğunu hissetmek güzeldi.Keşke hep böyle tam olabilseydi.O zaman eksik olanı bulmak için ona her sunulanı kayıtsız,şartsız kabul etmezdi belkide.Her kaybolanın ona ait olduğunu kim söylemişti ki? Öyle zannetmişti.Zannetmek hakikat değildi ama her zaman. Denizin dalgaları oturduğu kayaya çarpıyor, çarpmanın etkisiyle su damlaları hafifçe yüzüne dokunuyordu.Burada oturmayı seviyordu, 3 senedir geliyordu aynı yere.Kendini bulabildiği tek yerdi burası. Sahilde yürüyen insanlara baktı.Gülümsüyordu kimi,kimi hüzünlüydü…Eşit mesafeden bakıyordu her birine.Hepsine karşı nötrdü.Göründüğü kadarıyla neşeli,gülümseyen insanlar mutluydu…“İşte karine bu” dedi, yansıttığımız ne ise oyduk.Güçlü,umursamaz,mutlu,sadık,güvenilir…’Şanslıydık galiba,içimizi görebilen yoktu.Aksini iddia edenler ise ancak onları tanıyanlar olabilirdi.Peki bir insanı tamamen tanımak mümkün müydü? Bir parça mümkün ama çok zor dedi.Gizlediğimiz,sakladığımız,kimsenin bilmesini istediğimiz yanlarımız vardı.Sır denilen şey bu olmalıydı,ikinci bir kişinin bilmediği,paylaşılmayan…Sırlarımız vardı tanınmamak için.Garipti ,insan bir yandan tanınmak için delicesine arzu duyarken bir yandan tanınmamak için mücadele veriyordu…Zamanla da orantılı değildi tanımak.1 yıl geçsede 20 yıl geçse de seni tanıyamamışım seni diyebiliyorduk karşımızdakine. Yerden bir taş alıp ayağa kalktı,güzel bir hareketle fırlattı,taşın sekmelerini izledi sonra suya girişini.Tekrar oturdu.Hafiften yağmur başlamıştı,denizin boşlukları doluyor olmalıydı,buna sevindi. Onu düşündü,nefretle doldu içi,evet nefret ediyordu ondan.Farklı olduğuna inanmıştı,rol yapamayacak kadar gerçekti çünkü…İstemesede görebiliyordu içindeki kırılgan çocuğu…Cam bir kalbi korumaya çalışan bir kalkandı tüm hırçınlıkları.Bu yüzden sevmişti onu,en çok inandığı gerçekti.Tanıdığımı zannetmişim dedi…Unutmuşum maskelerimiz olduğunu…İstemeden hayranlık duydu ona ne güzel oynuyordu rolünü.Gülümsedi acıyla…Yıllarca bir oyunda sahne aldığını yeni öğreniyordu. Yansıtılana o kadar inanmıştı ki aksinin varlığını unutmuştu.Hayat bildiği ama hissetmediği bir duygu daha koyuyordu kalbine usulca, aldatılmak ve bıraktığı bir duyguyu da usulca alıyordu, güven….İtiraz etmedi gidişine bir arada kalamayacaklarını biliyordu.Alışveriş bitmişti.Kârını ya da zararını hiçbir zaman bilemeyeceği bir alışverişti bu.Hayat tanıdığı en acımasız diktatördü…Saate baktı,az sonra buluşacaklardı.Yıllar önce bir daha dönmemek üzere evden çıkarkenki his kapladı içini,bu işini kolaylaştıracaktı.Birçok kez olduğu gibi…Yere eğildi maskesini aldı…Güçlüydü… Not: Bu yazı bana değil, site müdavimlerinden “kalender” e aittir. Kas 04
Bir vatandaş,diğer vatandaşa şöyle dedi ; Biz öyle bir hal aldık ki; Derdimizi anlatabilecek kadar konuşabiliyoruz,ama yabancı bi dili falan değil,ana dilimizi.. Ama derdimizi anlatabileceğimiz ses tonundan daha fazlasını kullanıyoruz,böğürüyoruz.. Başkalarının derdini anlayacak kadar dinlemiyoruz,ama dert bizim olunca,derdimizi diğerlerine hissettirebileceğimizden daha fazla göze sokuyoruz.. Dert edinilmemesi gerekenleri dert odağı yapıp,dert olanlar için “hayırlısı” deyip,savuruyoruz az uzağa,bir daha önümüze geleceğini bildiğimiz halde,bir de yapay bi rahatlamayla.. Derdimizi anlatıcak kadar bile sevemiyoruz arkadaş..Derdimiz sevmekse bile,severken öldürüyoruz,sevmekten ileri gelen sevinmeyi bilmediğimiz için balkondan bakınanları avlıyoruz tek tek..Ya da hissettiremediğimizden sevgimizi sevdiğimiz halde sevdiğimize,sevdiğimiz afallıyor karaya vurmuş balina değil de karaya vurmuş fil sürüsü görmüş gibi.. Diğer vatandaş da,bu vatandaşa dedi ki “”gerçekten böyle mi olduk arkadaş, “hayırlısı” o zaman..”" |
Son Yorumlar