Yazı serimde dün Burjuva sınıfını anlatmıştım. Sıra, Fransa’nın en büyük nüfusunu oluşturan, burjuvaların da üçüncü sınıf içinde sayılmasına rağmen, ekonomik özgürlükleri olmadığından burjuvalardan da alt sınıfta olan, tabiri caizse gerçek üçüncü sınıfı 23 milyonluk nüfusuyla oluşturan köylü sınıfında.

Devrim öncesi zamanda,özellikle 18. yüzyılda köylüler birçok feodal yükümlülüklerin altında nefes almaya çalışmakta.Bu feodal külfetleri üçe ayırmak mümkün. ; Krala karşı yükümlülükler, din adamlarına karşı yükümlülükler ve soylulara karşı yükümlülükler. Kısacası mazlum halk olan köylüler, ayrıcalıklı olan her sınıfa karşı ezilmekte.

Köylüyü canından bezdirecek öyle vergiler var ki, deli dumrul hikayesinin bir benzeri. Misal ; köylü ürününü senyörün toprakları üzerindeki köprülerden geçirebilmek için, ürününü senyörün değirmeninde öğütebilmek için, ürününü senyörün fırınında pişirebilmek için vergi vermek zorundadır. Buraya kadar ne var bunda denilebilir, sonuçta senyörün imkanları kullanılıyor. Ama asıl haksızlık şu ki ; senyörün bir köprüsü, fırını, değirmeni olmasa da bu vergiler alınmakta. Bunların üzerine, köylü sahip olduğu ürünün (eğer kaldıysa) 1/10’unu kiliseye aşar vergisi olarak ödemek zorunda.

Buraya kadar ki aşar vergisi, geçiş vergisi bir şekilde duyulmuş olabilir. Ama bundan sonra bahsedeceğim yasaklar, akla-mantığa-vicdana sığmayacak, ancak traji-komik denilebilecek durumlar.

Köylünün avlanma hakkı yok. Avlanma hakkı olmadığı gibi, bahçesine girip ürününü yok eden hayvanı da avlaması yasak. Bu hakka sahip olan yalnızca  soylular. Soylular, meşhur av partilerinde , özellikle ekinlerde gezinen av hayvanlarını, köylülerin ekinlerini ezme pahasına avlama hakkına sahip, ha bir de, ezdiği ekinlerden vergi alma hakkına.. Soyluların avlanma işinin engellenmemesi için 1787 Kral Fermanına değin, köylülerin topraklarını çitle çevirmesi yasaktı.

Bu yasaklamaların yanında, tüm köylüler, yol angaryasına tabi. 12-70 yaş arası erkekler ve 12-60 yaş arası kadınlar, bir yıl içinde toplam 30 gün evlerinden ayrılarak yol angaryasında çalışmak zorunda.

Bitmedi tabi ki, köylüler yerel yönetime “baş vergisi” vermek zorunda. Veremedikleri takdirde eşyaları, hayvanları, ekinleri haczedilmekte.

Tabi ki bitmedi ve en ilginç vergi türü olan “tuz vergisi”nde sıra. Tuzun alınıp-satılması devlet kontrolünde ve kaçak satımları önlemek için sürekli denetimler yapılmakta. Denetimlerde köylülerin kaçak tuz satın aldığını anlamanın yolu, köylünün tuzunda “kum bulunmaması”. Hayır yanlış okumadın, devlet köylüye sadece kumlu tuz sattığından, bir köylünün temiz tuza sahip olması kaçak tuz aldığının karinesi sayılıyor. Her yıl tuz kaçakçılığı sebebiyle, yani köylü temiz tuz yemek istediği için, 2-3 bin kişi tutuklanıp, hapishaneye gönderiliyor ya da kürek cezasına çarptırılıyor.

Köylünün durumu o kadar kötü ki, Chartes Piskoposu, krala şöyle haber veriyor ;

“Kralım, halkımız koyunlarla beraber otlamakta”

İşte köylünün bu sefaleti, devrimi getirecek, mutlak monarşinin kalesini yıkacaktır. Köylünün kaybedecek hiçbir şeyi yok, tek derdi bir lokma edinmek, burjuvazi gibi iktidarı ele geçirme niyetleri de yok. Sadece en temel içgüdülerine uyacaklar ; beslenmeye..

Köylü sınıfı yanında, daha yeni yeni oluşan işçi sınıfına değinmek istiyorum.İşçiler de köylüler gibi sefalet içerisinde yaşamakta, somut örnek vermek gerekirse, bir işçinin günlük yevmiyesi 2 Frank. Bu 2 frankla yalnıza 5 kilo ekmek alınabiliyordu. İşçilik kavramı yeni şekillendiğinden, işçilerin sosyal haklarından bahsetmek tabi ki abes kaçıyor. Bir işçi günlük 14-16 saat arası çalışmakta.

Buraya kadar özetlersem, devrim öncesi Fransa’da ne ayrıcalıklı olanlar, ne burjuvazi, ne köylü, ne işçi mevcut durumdan memnun değil ve bir arayış içindeler. Kral ve tüm sınıflar, bu sıkıntının Etats Generaux‘un toplanmasıyla giderileceğini düşünmekte ve bu düşünce devrimi tetikleyecektir.

Köylü ve işçilerle Devrim Öncesi Fransa’nın sosyal yapısını bitirmiş oldum. Bundan sonraki yazımda, yazı serimin esas oğlanı ; Sieyes‘i ve Devrimi hazırlayan fikirleri aktarmaya çalışacağım.

Kaynak: Fransız Devriminde Bir Başrol Oyuncusu Sieyes- M. Emin RUHİ Liberte Yayınları – Kitabı Satın Almak İçin Tıklayınız

1 YORUM

CEVAPLA

İnsan mısın? *