Rakı Ansiklopedisi ve Milli İçki

0
926
raki rehberi

Bir eksik bu kalmıştı. Sonunda Rakının cıcığını –pardon- Ansiklopedisini de çıkardık! Rakı mitini (palavrasını) bir araştırayım dedim..

Zaten rakı içen zat, üste 80 TL. para verip rakı içmesini yeniden ya da daha iyi öğrenecek öyle mi? Galiba bu biraz da bir Gediklispor’lunun “Gediklispor Ansiklopedisi” alması gibi bir şey. Rakı bizim milli içkimiz ya, hakkında daha fazla öğrenip daha fazla gurur duyacağız!

Zaten  her ülkenin muhakkak gurur duyması gereken bir etil alkolü yani içkisi vardır ya da olmalıdır. Rakı bizim, Uzo onun, Linsura şunun, Viski, Tekila, Rom şu-bu ötekilerin milli içkisi ya? Milli içkisiz olmaz! (Yok birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası’yız hesabı.. )

Her türlü nebatattan alkol elde edilebilir. Etil alkol tüketmek isteyen insanlar yaşadıkları coğrafya da en bol bulunan ve fazla değeri olmayan bitkiseli etil alkole dönüştürür ve ürettikleri bu alkole kendi dillerinde bir ad verirler. Amaçları daha farklı, daha iyi bir içki üretmek değil sadece en ucuza mal etmektir. (Meksikalıların kaktüsten Tekila yapması gibi) Aslında bunların hepsi (viski filanda dahil) zaten Rakı’dır.

Rakı “üzüm şarabının damıtılması ile elde edilen etil alkolün anasonla tatlandırılmış hali”ne verilen isim felan değildir. Balkanlarda üzüm şarabından onlarca çeşit rakı çekilir ve çoğu anasonsuzdur. Anasonla tatlandırılan birkaç çeşidine ise Uzo, Mastika v.b. gibi adlar kondurulmuştur.

Erik şarabı damıtığına da kısaca rakı denir ya da aslını belirtmek için erik rakısı deriz.  Ayrıca Tekel döneminde rakı fabrikaları yıllarca şeker fabrikalarının atığı pancar posasından rakı (alkol) üretmiş, bizde “maşallah, aslan sütü be!” diyerek afiyetle içmişizdir. Kısaca, saflaştırılmış/yoğunlaştırılmış her türlü alkole rakı (Arapça arak) denir/deriz.

Bir de milli dediğimiz bu anasonlu üzüm alkolü bari bizimle ilgisi olsa..

Türklerde içki, hele hele damıtık içki geleneği yoktur çünkü Ortaasya’da bağ-bahçe yoktur. O zamanlar atımızın sütünden yaptığımız 3-4 derecelik bira olan “kımız”ı şölenlerde filan içermişiz ama Anadolu dolaylarına doğru at koştururken yolda Arap’a denk gelmiş, onu da terk eylemişiz.  Anadolu’ya yerleştikten sonra ise biraz biraz yoldan çıkmış ve Balkanlarda üretilen içkilerden birine el koyup “Aha milli içkimiz” diyerekten ve içine bol bol su katıp limonata bardaklarında içer olmuşuz..

Yemekle birlikte şarap değil rakı içmemiz ise düşündürücü.. Onca uğraşıp 8 litre şaraptan  1.5 litre 45° derecelik rakı üretiyoruz. Sonra içine yarı yarıya su ekleyip 22.5° dereceye indiriyoruz. Bu kadarla kalsa iyi.. Rakıdan bir yudum aldıktan sonra arkasına aynı miktarda su yudumluyoruz, düştü mü derece: 11.25° e.. Yani tam şarap derecesi! Al buradan yak, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Bi ton uğraşıp saflaştırdığın alkolü neden tekrar şarap derecesine indirip içersin birader?

 

Muhtemel birkaç nedeni olabilir: İslamda yasak olan şaraptır, içki ya da rakı adı geçmez. Nakliyeden tasarruf ve daha kolay gizleme.. 8 şişe şarap yerine 1.5 litre rakı! Belki birkaç neden de siz bulursunuz? Pek de önemli değil; adet, gelenek deyip geçmek lazım aslında..

Her milletin kendince bir sürü uyduruk geleneği var: Tekila içerken ille kadehe limon sürtecek sonra baş parmağımızın dibine ektiğimiz tuzu yalayacakmışız.. Aslında kıs kıs gülünecek bir durum ama madem gelenek diyor, madem eğleniyoruz sıkıntı yok. Limon sürtmeye yada su doldurup ardına da su içmeye devam..

YARASIN DOSTLAR!

CEVAPLA

İnsan mısın? *