Şehrin dili, bana olan mesafeni koru der. Kırsalın dili ise bir an önce kaynaşmak ister karşısındakiyle. Şehirle büyümüş dil “siz” der. Kırsalın dili “sen” der ama içini “siz”le doldurur. Öyle ya, kelimeler yalnızca yan yana gelen harflerin seslendirmesi değil. jest-mimikle mânâyı verir. “Tam bir şehirli” tam bir kalıpçıdır. Kalıpları nerede ne zaman kullanacağı belirleyecek şehirliliğini. Kalıpların ustası olacak. Kırsala geldiğinde afallayacak kırsalın adamının dilinden. Önce egosuna saldırılıyormuş gibi hissedecek sonra bu dile ne kadar muhatap olursa o kadar eriyecek kalıbı, sudaki kalsiyum sandoz gibi. Yüzeye vuran her kabarcıkla şehirlilikten kopacak, doğalın öğrenilmemişliğiyle ferahlayacak. Basitin tadına varacak. Yüz çevirirse de kalıbına tükürecek.

CEVAPLA

İnsan mısın? *