Avukatlık Sınavı ve Avukatlık Stajı

4
1938

Bu seneki Avukatlar Günü etkinliğinde baro başkanı, ağır ceza reisi, cumhuriyet baş savcısı ve hukukçu akademisyenlerin katıldığı bir panel yapıldı. Avukatlık mesleğinin tarihi gelişimi ile ilgili, avukatlık mesleğinin özellikleri ile ilgili bilgiler sunuldu. Panelin can alıcı konusu yıllardır konuşula gelen avukatlık sınavı oldu.

Önce şimdiki düzenlemeye bakalım; hukuk fakültesini bitiren bir mezun 6 ay adliyede, 6 ay da avukat yanında staj görerek avukat olmaya hak kazanıyor. Bu staj sürecinin avukat adayına ne katacağı adayın çabasına bağlı. Adliye stajında devam zorunluluğu olmasına rağmen çoğu yerde devama dikkat edilmiyor. Bu 1 yıllık staj sürecinin avukat adayına vermesi gerekenleri verdiğini düşünmüyorum, kaliteli bir staj süreci değil, basitçe geçirilmesi gereken bir süre.

Bu sebeple avukatlık sınavının getirilmesi düşünülüyor. Ama buna da karşıyım. Her zamanki kusursuz mantığımla neden karşı olduğumu izah edicem, sabret agacım : )

Avukatlık da iki sistem vardır; Kara Avrupası sistemi (bizim de dahil olduğumuz) ve Amerikan sistemi. Kara Avrupası sisteminde reklam yasağı vardır, avukatlık kamu hizmetidir. Amerikan sisteminde ise reklam yasağı yoktur, avukatlık kamu hizmeti olmaktan çok bir ticari iştir.

Bizim avukatlık kanunumuza bakarsak; Avukatlık Kanunu Madde:1; Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.  Madde metninden şunu anlarız; avukat kamu hizmeti görür ama genel anlamda bir kamu görevlisi değildir ve avukatlık serbest bir meslektir. Serbest meslek nedir? Gelir Vergisi Kanunu’na göre; “Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.”

Buraya kadar mevzuat düzenlemelerine yer vererek kavram kargaşası yaratmamak adına tanımlarımızı ortaya koyduk. Avukatlık sınavının gelmesini isteyenlerin temel argumanı şu; “Çok fazla hukuk fakültesi, çok fazla hukuk mezunu var, dolayısıyla kalite düşüyor.”

Bu doğru mu? Ne yazık ki doğru. Şu an kurulmuş 102 hukuk fakültesi var. Bu 102 hukuk fakültesinin 70′i öğrenci almış durumda. 32 tanesi ise yeterli sayıda öğretim üyesi bulduğunda öğrenci alacak. Gelin şimdi bir analiz yapalım. Bir hukukçu akademisyen nasıl yetişir? Hiç kayıpsız olarak hesap ettiğimizde, lisansını tamamlar tamamlamaz yüksek lisansına ve araştırma görevliliğine başlamış biri, 2 sene yüksek lisans + 4 sene doktorasını yapar. Doktorasını yapar yapmaz yardımcı doçentlik kadrosunu alır, 5 sene sonra ilk girdiği doçentlik sınavını verir ve 5 sene bekleme süresi ardından da profesörlük ünvanını alır. Toplamda 16 senelik bir süreç, lisansla beraber 20. Bu olabilecek en kısa süreydi. Yani akademisyen yetişmesi zaman alan zorlu bir süreç. Peki akademisyenlerimiz mayoz bölünmeyle çoğalmadığına göre, 2004 yılında 42 olan hukuk fakültesi sayısı 2012′de 72′ye yükseldiyse bu 8 senede kaç akademisyen yetişti? Cevap; yetişmedi. Mevcut akademisyenler, özellikle Ankara ve İstanbul’da aynı anda birden fazla fakültede derse giriyor. Dersine giriyor ve çıkıyor, hoca-öğrenci diyalogu diye bir şey yok. Hukuk fakültesi ismi vermeyeceğim ama lütfen kadrolara bir bakın, anayasacı-medenici-cezacı, 3 hocayla eğitim(!) sürdüren fakülteler var, derslerin çoğuna araştırma görevlilerinin girdiği fakülteler. Yazık değil mi? Sosyolojide temek kurumlar vardır, bunlardan biri de eğitim kurumudur. Her kurumun temel işlevinin yanında bir de gizli işlevi vardır. Eğitim kurumunun gizli işlevi de işsizliği önlemesidir. Öyle ya, okuyan biri işsiz değildir.

Neyse, vakıf üniversiteleri konusu epey tartışıldı. Avukatlık sınavının gelmesini isteyenler diyor ki, “eğitim kalitesi vakıf üniversiteleri sebebiyle çok düştü, sınav olması şart, çok düşük puanla hukuk okuyabiliyorlar” Her vakıf üniversitesini katmadan vakıf üniversitelerindeki eğitim kalitesinin devlet üniversitelerine nazaran düşük olduğunu kabul etsek bile benim aklıma yalnızca şu soru geliyor; “vakıf üniversitelerinde tıp da okunabiliyor, mühendislik de okunabiliyor, peki bir tıp ya da mühendislik mezunu mezuniyetinin ardından bir sınava tabi olmadan doktor ya da mühendis olup işe başlayabiliyor da neden hukuk fakültesi mezunu sınava tabi tutuluyor?” Eğer vakıf üniversitelerinde eğitim kalitesizse tıptan mezun olmuş kişi pratisyen hekim olmak için sınava tabi tutulsun ya da vakıf üniversitesinin makine mühendisliğinden mezun kişi iş yeri açabilmek için sınava tabi tutulsun. Sistemin hukuk fakültesi mezunlarıyla alıp-veremediği ne? Neden sadece hukuk fakültesi mezunlarına sınav isteniyor?

İlk olarak eğitimin kalitesizliğini öne sürerek bir kabullenme durumu var. Ortada bir gerçek var; yakında işletme-iktisat mezunu sayısı kadar hukuk fakültesi mezunu olacak. Burada yapılmak istenen şu, eğitimin kalitesi sağlanacağı yerde, bu çocuklar 4 sene okusun, okuduktan sonra bir hal-çaresine bakarız.

İkinci olarak ise; avukatlık kanunu tanımında da belirtildiği üzere avukatlık bir serbest meslek ise, serbest meslek piyasasında insanlar şahsi yetenek ve zekalarına bağlı olarak iş alırlar. Eğer siz serbest piyasa koşullarında iyi bir avukatsanız rasyonel davranan insanlar zaten sizi tercih edecektir. Eğer kötü bir avukatsanız, müvekkilini yarı yolda bırakan, kazanılması kesin olan bir davayı kaybeden, müvekkelini aldatan bir avukatsanız serbest piyasada tercih edilmeyeceksinizdir.

Panelde avukatlardan biri şöyle dedi; “sınava kesinlikle karşıyım, sanırım bazı avukat meslektaşlarımız pastanın payının bölünmesinden şikayetçi, iyi avukat her zaman kazanır arkadaşlar, siz mesleğe ortak olanların sayısının artmasını istemiyorsunuz bence” İşte buna katılıyorum.

Bir başka öne sürülen argüman ise şu; dünyada neredeyse her ülkede avukatlık sınavı var, bizde niye yok. Ama dünyanın hiçbir yerinde 20 yaşında hukuk fakültesinden mezun olmuş, ve 22 yaşında hakim-savcı olmuş kişilerin olduğu başka bir ülke yok. Yahu 22 yaşında biri, belki de karakterini daha oturtamamış, hayat tecrübesi noksan biri nasıl hakim-savcı olabilir, nasıl başkalarının hayatları üzerinde hüküm tesis edebilir? Diğer ülkelere bakın, diğer ülkelerdeki hakim-savcı olma şartlarına bakın, ilk olarak yaş şartı vardır.

Avukatlık sınavının yazılı ve sözlü olması düşünülüyor. İşin içine mülakat girdiğinde ise şaibelerin olmaması imkansız. Hakimlik-Savcılık mülakatlarında referans denilen sistemin olduğu hep dillendirilir. Yazılı sınavı geçen adaylar sağdan-soldan referans ararlar, kendi arkadaşlarımdan iyi biliyorum : )

Avukatlık sınavında mülakat olursa şaibe olur. Barolara bu insiyatif verilirse, işin içine ideolojik tasarruflar girebilir. İlla bu sınav olacaksa sadece yazılı olmalıdır.

Benim nihai görüşüm ise, hukuk fakültelerinde verilen eğitim kalitesinin arttırılması. Hukuk fakültesi eğitiminin 5 yıla çıkartılması, 3. yıldan itibaren uzmanlaşmaya yönelik ayrım yapılması. Yani avukat olmak isteyenlerin 4 ve 5. yıllarında buna yönelik ders sayılarının arttırılması. Hep şöyle denir. Hukuk fakültesi meslek yüksek okulu değildir, avukat yetiştirmez, nosyon verir. Evet teoride doğru, ama lütfen gerçekçi olalım. Hukuk fakültesinden mezun olup da lokanta işleten, halı saha işleten, türkücü olan kişi sayısı az değil mi? Bu dediğiniz, yani yalnızca ilim için okumak gelişmiş ülkelerde oluyor, kabul edelim Türkiye’de herkes iyi bir iş sahibi olmak için okuyor.

Avukat adayları, sen de görüşünü bildir, tartışalım enine boyuna.

4 YORUMLAR

  1. Ya biz Malimüşavirler ne yapalım 4 yıllık fakülte Staja giriş sınavı sonrası 3 yıl kesintisiz staj sonrası da var , Bitirme sınavı her bir Sınav dünya para.

  2. BİZ SINAV İSTEMİYORUZ.İNSANLAR YÜRÜYEN BİR SINAV MAKİNASINA DÖNDÜLER.öĞRETMENLERİN HALİ ORTADA.bIKTIK ARTIK.HERŞEYE BİRİLERİNİN EGOSUNU TATMİN EDECEK DİYE KARIŞMALARINA.

  3. Yeni yök tasarısında hukuk fakültelerinde eğitim süresinin 3yıla indirileceği söyleniyor şayet bu olursa ve kontejanlarda bi değişiklik olmazsa hukukun itibarı yerle bir olacak kanımca hukuk 5yıla çıkmalı yazılı ve çok zorlayıcı olmayan bi avukatlık sınavı da yapılmalıdır en azından temel hukuk bilgilerinin öğrenilmesi gerekiyor bunun yanısıra kontejanlarda azaltılmalıdır

CEVAPLA

İnsan mısın? *