Faydacılık William James

Beyin Kıvrımları, Kitap Hazinesi Hiç Tatava Yok »

William James’in kim, neci olduğunu netten araştırırsın diye biyografisini değil, Faydacılık adlı eserini anlatmaya çalışıcam..

William James,  Faydacılığı kitabında şu anektodla anlatmış ;

Bir kaç yıl önce dağlarda kamp yaparken , tek başıma çıktığım bir yürüyüşten döndüğümde herkesi çok çekişmeli bir metafizik tartışma içinde bulmuştum .Tartışmanın konusu bir sincaptı.Ağacın gövdesine tutunmuş bir sincap ve ağacın diğer tarafında da bir insan olduğu farz ediliyordu.İnsan hızla ağacın etrafında dolanarak sincabı yakalamayı çalışıyordu. Fakat ne kadar hızlı olursa olsun, sincap ağacın etrafında insanın tersi  istikamette hareket ederek kaçmayı başarıyordu. Farz edilen bu örnek sonucunda şu metafizik soru soruluyordu ; “İnsan sincabın etrafında dolanmakta mıdır, yoksa dolanmamakta mıdır?” İnsanın ağacın etrafında dolandığı bir gerçektir ve sincap da ağacın üzerindedir ; peki sincabın etrafında da dolanmakta mıdır? Sert çıkışların yapıldığı bu tartışma giderek bayağılaşmıştı. Herkes tarafını belirlemiş ve bulunduğu noktadan bir adım geri atmıyordu. Sayıca da birbirlerine üstünlük kuramıyorlardı. Ben yürüyüşten döndüğümde, her iki taraf ta beni yanlarında görmek ve böylelikle de üstünlük kurmak istiyordu. Tıpkı eski özdeyişte olduğu gibi bir çelişki ile karşı karşıya kaldığınızda bir seçim yapmak zorundasınızdır. Seçimi şu doğrultu da yaptım : “Hangi tarafın haklı olduğu pratik anlamda etrafında dolanmaktan neyi anladığınıza bağlıdır.” Etrafında dolanmaktan kastınız kuzeyden doğuya, doğudan güneye  ve güneyden batıya olmak üzere dönmek ise, insan kuşkusuz sincabın etrafında dolanmaktadır.Fakat etrafında dolanmaktan, insanın önce sincabın karşısında, sonra sağında, sonra da sırasıyla arkasında ve solunda yer almasını anlıyorsanız ; insanın sincabın etrafında dolandığını söyleyemeyiz.Çünkü sincap karşı hamleleri sonucunda yüzünü her zaman için insana dönük olarak tutmaktadır.Bu nedenle etrafında dolanmaktan neyin anlaşıldığı doğrultusunda her iki tarafın da hem haklı hem haksız olduğu düşünülebilir.Sizlere bu anektodu aktardım, çünkü bunun faydacı yöntem üzerine çok açıklayıcı bir örnek olduğunu düşünüyorum.Faydacı yöntem, aksi takdirde içinden çıkılamayacak boyutlara ulaşan metafizik tartışmalara çözüm getirmeyi amaçlayan bir yöntemdir.

Dünya tek midir yoksa bir çok mudur- maddi midir yoksa ruhani midir?- yazgısı belli midir yoksa özgür müdür? Bunlar hiçbir  zaman son bulmayan tartışamalar olagelmiştir. Faydacı yöntem, bu tür konularda, her bir tartışmaya onların kendine özgü pratik sonuçlarından yola çıkarak çözüm getirmeyi amaçlar.

Bu tür tartışmalarda şu veya bu çözümün doğruluğu yaşamlarımızda pratik anlamda neyi değiştirecektir? Eğer pratik anlamda hiçbir farklılık olmayacaksa tartışma anlamını yitirecektir.Herhangi bir çözümün doğru olduğunu söyleyebilmeniz için aralarındaki pratik farklılıkları ortaya koymamız gerekir.

Faydacılığın Din İlişkisi

Kitapta kader hakkında William abimin güzel bir tespiti var, diyor ki ;

“Bugüne kadar yaşanan olguların Tanrının ellerinde şekillenmiş olması ya da fizik yasaları uyarınca atomların amaçsız hareketlerinden oluşması neyi değiştirecektir? Geçmiş olgular söz konusu olduğunda hiçbir şey değişmeyecektir. Olgular yaşanmıştır ve onları yaratan ister atomlar ister Tanrı olsun, sağladıkları faydalar karşımızdadır.Asıl olarak ister Tanrı, ister madde olarak adlanldırdığımız varlığın gizemi,gücü ve sınırsız enerjisine bakılmalıdır.

Tanrı inancının, insana neler katabileceği hakkında da şunu söylemiş ;

“Son sözü Tanrının söyleyeceği bir dünya yanıp kül olabilir ya da donup kalabilir, ama Tanrının eski idealleri hiçbir zaman unutmayacağını düşünerek onları meyve verecekleri başka yerlere taşıyacağından şüphe duymayız. Bu yüzden trajedi yalnızca görüntüsel ve kısmidir. Mutlak son ise bambaşkadır. Bu ölümsüz ahlaki düzen fikri kalplerimizin derinliklerinde yatan ihtiyaçlara cevap verir.Dante ve Wordsworth gibi şairler, şiirlerindeki olağanüstü rahatlatıcı ve umut verici havayı böyle bir düzene samimiyetle inanmalarına borçludur.

William James’in faydacılığı anlaşılması zor gibi duruyor. Olayların kendi işleyişine özgün değerlendirmeleri olmalı ve bu değerlendirmelerin sonuçlarının pratikte bir faydası olmalı.Mutlak doğru yok, her durum kendi doğrusunu doğuruyor gibi.Kitap Yeryüzü yayınlarından çıkmış,okumaya değer.

Etiketler:, , , , ,

Siyaset Teorisine Giriş

Kitap Hazinesi 2 Tatava Var »

Profesör Doktor Atilla Yayla Hocamın “Siyaset Teorisine Giriş” adlı kitabını,alıntılar yaparak tanıtmaya çalışıcam..

Siyaset bilimi literatüründe an çok atıf yapılan 2 siyaset tanımı var. H. Laswell’e ait bu tanımlar ;

..kimin,nerede,ne zaman,ne elde edeceğinin otorite yoluyla belirlenmesi veya kaynakların,değerlerin otorite yoluyla dağıtımı..

Liberalizm Siyasi Bir Teori mi Yoksa İktisadi mi?

Tarihi gelişim şemasına bakıldığında,genellikle sanıldığının tersine, liberalizmin siyasi bir doktrin olarak bireyi komünitelere karşı güçlendirmek ve egemenin bireyler ve birey grupları üzerindeki iktidarını sınırlamak iddiasıyla doğduğu görülmekte.

Liberalizmi iktisat ağırlıklı bir bakış açısıyla kavrarsak, liberalizmin özgür bireylerin serbest iradelerine dayanan ekonomik faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan serbest piyasa ekonomisini savunan teori olduğunu görürüz.Burada bireylerin sırf kişisel çıkar arayışıyla hareket eden egoist varlıklar mı yoksa kişisel çıkar arayışının dışına taşan alturistik eylemler de yapan varlıklar mı olduğu ikinci derece önemlidir.Ayrıca liberalizm herhangi bir piyasayı değil, özgür bireylerin özel mülkiyet esasına dayanan ekonomik işlemlerinin sonucu olan piyasayı savunur.

İslam ve Demokrasi ZIT KUTUPLAR MI?

İslam’ın demokrasi ile bağdaşmadığı ve bağdaşamayacağı sık sık dile getirilmektedir.Bu görüşe sahip olanlar hem müslüman hem de müslüman olmayan entellüktüeller arasından çıkmaktadır.

Batılı yazarlardan Kramer’e göre ;

Demokrasinin esas aldığı hukuk yasama organı tarafından yapılan hukuktur,oysa İslam’ın esas aldığı hukuk vahyedilmiştir.Vahyedilmiş hukuk yani şeriat, tamamlanmış mükemmel bir hukuktur, kısmi yorumlara tabi tutulabilirse de,sonsuz derecede esnek değildir.İslam’ın özünde eşitsizlik vardır.İlk eşitsizlik müslüman olanlarla olmayanlar arasındaki eşitsizliktir,bunun sonucu olarak müslüman olmayanlar aşağı görülür.İkinci eşitsizlik kadın-erkek eşitsizliğidir.

Bernard Lewis ise ;

Müslümanların ağırlıkta olduğu topraklarda işleyen bir demokrasi görme imkanı yoktur.İslam Konferansının 53 üyesinden sadece Türkiye’nin demokratik bir rejime sahip olduğu söylenebilir.Tüm İslam Tarihi boyunca İslam Ülkelerinde en çok görülen siyasi yönetim biçimi “otokrasi” olmuş ve ilginç bir şekilde otokrasiler gerileyeceğine egemenliklerini daha da pekiştirmiştir.

Suruş’a göre, gerçek bir mümin olabilmek için hür olmak şarttır.Zorlama altında edinilen iman sahih bir iman olmaz.Bu sebeple İslam ile demokrasideki özgürlükler örtüşür.

Suruş’a göre sekülerizm ,dinin rakibi veya düşmanı değil tamamlayıcısıdır.Sekülerizmin anlamı, şeylere bilimsel  olarak bakmak ve davranmaktır.

Kitapta bu örneklerden başka

  • Siyasi Partiler ve Siyasi Sistem
  • Bireyler Gruplar ve Demokratik Siyaset
  • Siyasi Yönetimin Sınırları
  • Anayasa, Anayasacılık ve Anayasal Yönetim
  • İslam ve Demokrasi
  • Demokrasi ve Sosyalizm

Başlıklarını bulabilirsin. Kesinlikle okumaya değer ve ufuk çizgisinin sınırlarını genişleten bir kitap.


Etiketler:, , , ,

Kitapta Skora Oynamak

Kitap Hazinesi 3 Tatava Var »

En geniş haliyle kitapları iki kategoriye ayırmak istesen,kaça indirgeyebilirsin?Şöyle kategorize edebildim; 1)Yazılması gerektiği için yazılmış kitaplar 2)Satılsın diye yazılmış kitaplar..

Bu kategorizasyondan bir mana çıkıyor o zaman,yazılması gerektiği için yazılmış kitapların satılma amacı yok mudur?

Bilmem,yazılması için kitabı yazmış olanlara sormak gerek..

Az-biraz geri gidelim,cıkk 100 yıl değil,şöyle 500-1000 yıl kadar geri gidelim..

İbnü’l Cevzi amcam var,kendisi etkin bir vaiz ve feylozof olarak nitelendirilen bir zatmış..Hicri 500′lü yıllarda,bir kitap yazıyor,2-3 yazı önce o kitaptan bir hikaye sunmuştum..Şimdi İbnü’l Cevzi’nin Kitabu’l Hamka ve’l Mugaffelin yani Ahmaklar ve Şaşkınlar kitabını yazmasındaki amaç,best seller olmak olabilir mi acep?

Ya da,Mevlana’nın Mesnevi’yi yazarken ki amacı?Atatürk’ün Nutuk’u yazarken,Hitler’in Mein Kampf’ı yazarken ki amaçları neydi?Çok satmak olamaz..Bu kişiler,bu kitapları yazmak zorundaydı,yoktu başka çıkar yol..

Peki en çok satan kitaplar listesi olayı ne zaman başlamış olabilir?

Şuna eminim ki herhangi bir “en çokla” başlayan listenin tarihi,kapitalizmin tarihiyle aynı yaştadır..

  • Haftanın en çok satan kitapları
  • Yılın Otomobili
  • En çok oylanan şarkı
  • En,en,en..

Peki yazılması zorunlu olduğu için yazılan kitapların,bir de en çok okunan kitaplardan olması durumu?

Yazılması gerektiği için yazılan kitapların sahiplerinin,bu kitapların ne kadar çok kişi tarafından başucu eseri yapıldığını görememesi?

Peki,bir kitap okumaya-satın almaya karar verdiğinde kıstasın nedir?Herkesin bir kitap türüne az da olsa eğilimi olduğu muhakkak..Kimi roman,kimi tarih,kimi seyahatnameler vs vs..

Düşün ki kitapçıdasın,önünde binlerce kitap,birini seçeceksin,ve aklında da belli bir kitap yok,neye göre karar veriyorsun?

Kitabın kapağına mı,sayfa kalitesi,arka kapak yazısı,yazarın kim olduğu,yayınevi,hangisine göre karar veriyorsun?

Kitap seçiminde yönlendirmelere ne kadar açıksın?Mesela bir arkadaşının,şu kitap çok sürükleyici 1 gecede bitirdim nidasından sonra,bir gazla gidip okur musun?

Peki Dünya Klasikleri diye bir kitap listesi mevcut,sırf  “ulan adamlar liste oluşturmuş o kadar,okumamak olmaz” diyip,o listedeki kitaplara yöneldin mi?

Bu sefer şöyle bi sorun da var,eğer yönlendirmelerden,arkadaş tavsiyesi,tanıtımlardan bi fikir edinmeksiniz,salt kendi irademizle kitap okumak istersek,yani her kitabı kendimiz tanımak istersek,ne kadar vaktimizi alır bu?

Son olarak,bir kitabı okuduktan sonra, o kitabı okurken ki geçen zamana acımadığın hissiyatınınyerleşmesi,kitabı okuduktan sonra “yahu iyi ki de okudum” dedirten ölçütün ne?

Kitabın güldürmesi mi,bilmediğin bir şeyi öğretmesi mi?Bildiğin bir şeyi,savunduğun fikri,o kitabın da savunması mı?

Mesela fikirlerine yüzde yüz zıt fikirlerden oluşan bir kitabı okumaktan mı daha çok zevk alırsın,yoksa fikirdaşının yazdığı bir kitabı okumaktan mı?

Bu yazımda,soruları sana soruyorum,bi düşün : )

Etiketler:, , , , ,

İlim Çok Güzel

Kitap Hazinesi 1 Tatava Var »

İbnü’l Cevzi..Hicri 500′lü yıllardan etkili bir vaiz ve feylezof..“Kitabu’l Hamka Ve’l Mugaffelin” adlı bir kitabı var.Kitapta ahmak ve dalgınlardan bahsediyo agacım.Yani Leman’daki Dumur Detayları bölümünün yıllar öncesindeki kitaplaştırılmış hali.Kitaptaki hikayelerden bir tanesi şu;

Hasta ve başağrısı çeken birini gördüm.Hurma yiyor ve çekirdeklerini topluyordu.Dedim ki;

-Yazık sana! Bu haldesin ve hurma yiyorsun!

-Efendim,kuzusunu emziren bir koyunum var.Ona çekirdek veremedim.Hoşlanmadığım halde hurma yiyorum ki çekirdeklerini ona yedireyim.

-Hurmayı çekirdeğiyle beraber yedir.

-Bu caiz midir?

-Evet.

-Vallahi beni sıkıntıdan kurtardın.Allah’an başka ilah yoktur,ilim çok güzel..

Aga kitapta hikaye anlatılan hikaye bu.Tam dumur bi vaka..

Etiketler:, , , ,