David Diop ve Irkçılık

3
710

Beyaz adam babamı öldürdü,

Çünkü onurlu adamdı babam..

Annemi kirletti Beyaz adam,

Annem güzeldi çünkü..

Beyaz adam belini kırdı kardeşimin güpegündüz, yol ortasında

Çünkü güçlüydü kardeşim..

Ve sonunda bana döndü Beyaz adam,

Elleri kan içinde.

Önce nefretini tükürdü yüzüme

Sonra “Hey Velet” diye buyurdu

Bir Tanrı azametiyle..

“Hey velet, bir leğen getir bana,

Bir havlu

Ve su dök ellerime” ..

Irkçılığın acı gerçeğini en vurucu şekilde anlatabilen bir şiir.Yazarı David Biop Kuzey Afrika asıllı bir Fransız. 1960 senesinde uçak kazasında ölüyor..Irkçılığa karşı şiirleriyle savaşmayı seçmiş..

Irkçılık üzerine yazı dizisine başlamayı düşünüyorum.Dünyadan ve ülkemizden örneklerle. Yararlanacağım kaynaklar arasında Sayın Hocam Yrd. Doç. Dr M. Emin Ruhi’nin “ABD ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Irk Ayrımcılığı Politikaları” adlı kitabı en büyük yardımcım olucak.David Biop’un bu şiiri de kitabın ilk sayfasındandı..

Yazıyı İspanyol Tarihçi Gonzalo Fernandez de Oriedo’nun Kızılderilileri tasviriyle bitiriyorum, dehşet içinde okumak serbesttir ;

“Doğuştan tembel, kötü, melankolik, korkak ve genellikle yalancı, dönek bir halk. Evlilikleri kutsal değil, mundardır. Şehvet düşkünü ve homoseksüeldirler. Başlıca istekleri ; yeme, içme, putlara tapınma, eğlenme ve hayvanca açık-saçık dolaşmalarıdır. Onların kafaları öylesine kalındır ki, İspanyollar kendileriyle savaşırken, körelmesin diye kılıçlarını kafalarına vurmamaya özel çaba göstermektedirler.

Not: Site teması kaynaklı problemlerden dolayı 3 günde 12 kez blogu baştan kurup-kurup sildim.Yeni tema bu olucak.

3 YORUMLAR

  1. Çit filmi geldi aklıma.Konusu gerçek hayattan alınmış.Avusturya hükümetinin aldığı kararla(1930’lu yıllar) Aborjinlerin çocukları, ailelerinden zorla alınıp bir kampta toplanıyor.Kendi dillerini konuşmak,inançlarını yaşamak yasak.Sonra beyazların yanına hizmetçi olarak veriliyorlar ya da herneyse.Filmde bi yer çok dikkatimi çekmişti.Yurda yardım eden zenginlere adamın biri resimlerle,bu çocukların beyazlarla evlilik yaptığı takdirde doğacak çocukların ten rengini kuşak kuşak anlatıyordu.Bakınız bayanlar 1.kuşak biraz koyu tenli,2.kuşak biraz daha açık ve 3. kuşakta istenilen sonuca ulaşılır…Bu soykırım değildir de nedir?İzlemeyenlere tavsiye derim bu filmi.Biraz araştırma yaptım,Aborjinlerin çoğu öldürülmüş,ya da topraklarından sürülmüş.100 yıl gibi bir süre de,belki daha az bilemiyorum 300.000 olan nüfusları,45.000 e düşmüş.Suçları melez olmak mı sadece?Haa,Avusturya hükümeti 1997 yılında özür dilemiş,nolacak canım kaç insan ölmüş şunun şurasında.Neyse,çok etkilenmiştim ben bu filmden o yüzden uzattım.Konuyu da çok beğendim.Son bir şey daha paylaşmak istiyorum.Yani ülkemizden örnekler de deyince sen.Bi arkadaşım var,Kürttür kendisi.İster istemez konuşurken konu ırkçılığa geliyor.Bu konuda ne düşündüğünü sordum.Ben sana göre Kürdüm,sen de bir Almana göre Türksün demişti.Aklımda kalan tek cümle bu oldu.Yorumunu herkes yapabilir harhalde.Kimse nerde doğacağına,hangi ırka mensup olacağına kendisi karar veremez.Bir anlasak,bir anlasak olacak da,ısrarla anlamak istemiyoruz.Konuyu çok beğendiğimi tekrar tekrar söylemek isterim,saygılar.

CEVAPLA

İnsan mısın? *