Osman Amcayla Sofistike Diyaloglar

4
551

Osman Amca, rahmetli dedemin kardeşi. Orman emeklisi, doğa insanı, ilk okul mezunu 80’lerinde sevdiğim, saygı duyduğum bir zat. Matematikten geometriye, astronomiden fiziğe kadar geniş bir ilgi alanı oldu hep.

Bir şey taşımak için yardım istedi benden. Atölyesine gittik, yaklaşık 2 metre çapında tahta bir daireyi taşıdık. Bu daire 16 eşit parçaya kalemle çizilerek bölünmüş. Merak ettim ;

Ben=B

Osman Amca = O

B: Osman Amca bu nedir? Yeni icadın mı?

O: Sınırsız enerji projemin çarkı.

EK BİLGİ

Osman Amcamın böyle garip buluşları var. Karadenizli arkadaşlar bilebilir, maranda diye bir çiçek vardır, resmini koyıyım.

maranda çiçeği
maranda çiçeği

 

Bu çiçeğin hiç kokusunun gitmemesi gibi bir özelliği var. Osman Amcam bu çiçeği kullanarak bir ilaç hazırlıyor astım hastaları için. Başta kimse ciddiye almadı tabi. Ama epey uğraştı Osman Amca’m. Gerçekten şifa bulanlar oldu. Fakirden para almadı.

EK BİLGİ SONU

Şimdi bu önceki astım ilacı vakasından sonra, Osman Amcamın projelerine kimse alaylı bir şekilde bakamaz oldu, haliyle ben de..

B: Nasıl birşey bu amca?

O: Rüzgar ne zaman enerji verir? Eserse.. Su ne zaman enerji verir, barajdan geçerse..Petrol ne zaman enerji verir? Bulursan.. Peki Yer Çekimi ne zaman enerji verir? Her zaman..

B: (şaşırmış hak vermiş biçimde) Doğru dedin amca.

O: Doğru dedim tabi.

Düzeneğin nasıl bir şey olduğunu buradan anlatamıycam, Osman Amcam çok ciddi, patent falan alıcak eğer bu olay olursa : )

Sohbet devam etti;

O: Çok Okuyan adamdan bir bok olmaz oğlum..

B: (Şokk) Neden Osman amca?

O: Ne okudun sen? Hukuk, hukuktan başka ne bok bilirsin? Kendini hukuka verip, diğer tüm bilgileri yok saydın ya da zaman ayırmadın.

B: Osman amca, ilgilendiğim başka şeyler de var tabi, mesela …

O: Hobi oğlum onlar, hobi.. ( bu arada kendi oğlu da hukukçu)

O: Bizim Ergin (diğer oğlu, emniyet müdürü) ne bilir polislikten başka?  Bilmez, bilemez o da.. Öğretileni alır beyne, diğer şeylere körleşir zamanla.

O: Dr. Barnard’ı tanıyor musun?

B: Yok tanımıyorum.

O: Dr. Barnard 1967 yılında ilk kalp naklini yapan kişi (Tarihi-ismi sallıyordur diye eve gelir gelmez google’dan baktım, senesine kadar doğru)

O: Peki Dr. Barnard’a kalp naklinin nasıl yapılacağı öğretilmiş miydi?

B: Yok.

O: Öğretilse, bilinse zaten yapan olurdu. İşte ben doktor diye Dr. Barnard’a derim.

B: Haklısın Osman Amca..

O: Yer çekimi bitmez-tükenmez bir enerji, bundan faydalanıcam, yarım kurmayla sınırsız enerji üretecek bu alet, Ergin’den 2000 TL daha para istedim, toplam 5500 TL’ye mal olacak.

B: Hayırlısı Osman Amca, olur inşallah.

O: Olacak, olacak, dut ye bak, başladı vermeye.

B: Tamam..

Benim Sakarya-Akyazı-Alaağaç köylü Osman Amca’m muhtemelen Amerikalı yazar Robert Heinlein’ı hiç tanımamıştı ve okumamıştı ama Osman Amca’mla Robert Heinlein aslında aynı şeye vurgu yapıyordu, uzmanlaşmanın getirdiği körlüğe. Robert Heinlein da şöyle demişti çünkü;

“Bir insan bez değiştirebilmeli, bir istilayı planlayabilmeli, bir hayvan kesebilmeli, dümen tutabilmeli, bir bina tasarlayabilmeli, bir sone yazabilmeli, muhasebe yapabilmeli, bir duvar yapabilmeli, kırık bir kemiği düzeltebilmeli, ölen birini teselli edebilmeli, emir alabilmeli, emir verebilmeli, işbirliği yapabilmeli, tek başına hareket edebilmeli, denklem çözebilmeli, yeni bir problemi inceleyebilmeli, gübre küreyebilmeli, bilgisayar programlayabilmeli, lezzetli bir yemek pişirebilmeli, etkin bir biçimde dövüşebilmeli, onuruyla ölebilmelidir. Uzmanlaşma böcekler içindir.”

Güncelleme: Bu yazıyı 31 Mayıs 2010’da yazmışım ve neredeyse 4 sene sonra Osman Amca’m dün, yani 21 Nisan 2014’te rahmetli oldu. Osman Amca diyince aklıma gelen neşeli bir sahne var; yaz mevsiminde, gece 3’te bizim bahçeden ses geliyordu, sinirli bir bağrış. Bahçeye çıktığımızda Osman Amca’m elinde Shelltox’la koşuyordu. Amca n’apıyorsun dediğimizde, “onlar beni uyutmadı, ben de onları uyutmıcam.” demişti. Açık havada 10 dakka kadar sivrisineklere nokta atışı yaptı Osman Amca’m. Mekanın cennet ola, Allah taksiratını affede.

“İnna lillah ve inna ileyhi raciun”
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.

4 YORUMLAR

  1. okuyan adamdan bi bok olmaz belki ama, en azından bunun farkına varır. hakkı devrim mi demişti bu lafı: üniversite okumanın hiç birşey değildir ancak, bunu anlamak için en azından bir üniversite bitirmek gerek.

CEVAPLA

İnsan mısın? *