Miras Hukukunda Temel Kavramlar

0
6086

Miras hukukuna giriş yapmıştım,şimdi temel kavramlarla ilgili bir-iki bişey yazıcam..

1-Mirasbırakan (Muris)

Mirasbırakan,ölümü nedeni ile hak ve borçları hukuki ilişkiler içinde başkalarına geçen gerçek kişidir.Tüzel kişiler mirasbırakan olamaz,ancak mirasçı olabilirler.

Kişinin ölmeden evvelki son ana kadar yaptığı her türlü işlem “sağlararası hukuki işlemdir”. Örneğin,hasta yatağındaki sayılı dakikaları kalmış,Ahmet Amca,ya da göğsünden vurulup ölümüne saniyeler kalmış Ferit’in “arabamı sana satıcam” demesi bir satış vaadidir ve sağlararası bir hukuki işlemdir,ancak aynı kişilerin “öldüğümde arabam Zeynep’e kalsın” demeleri “ölüme bağlı hukuksal işlemdir”

Her gerçek kişi,mirasbırakan olabilir,lolipop almaya parası olmayan Davut da mirasbırakan olabilir,çünkü borçlarını miras bırakabilir.

2-Mirasçı

Hem gerçek kişi,hem de tüzel kişi mirasçı olabilir. Ancak sadece gerçek kişiler yasal mirasçı olabilir.

Türk Medeni Kanunu madde 495-501’de yasal mirasçılar belirtilmiştir.

Yasal Mirasçılar; Altsoy,anne ve baba,büyük anne ve büyük baba,evlilik dışı hısımlar,sağ kalan eş,evlatlık ve de devlettir.

Tereke

Mirasbırakanın ölümüyle,mirasçılarına geçen özel hukuk ilişkilerinin tümüne tereke denir.Kural olarak tereke,malvarlığına eşit bir kavramdır.Bundan dolayı Medeni Kanun’da bazı yerlerde tereke yerine malvarlığı terimi kullanıldığı görülebilir.

Ancak bazen,malvarlığında bulunan ancak terekede bulunamayan bazı haklar vardır.Örneğin “sükna hakkı [sükna hakkı,oturma hakkı demektir] Hak sahibinin,yani mirasbırakanın ölümüyle,sükna hakkı sona erer,mirasçılara intikal etmez.

Külli Halef Olan Mirasçı-Cüz’i Halef Olan Mirasçı

Külli halefiyet kavramından anlaşılması gereken,bir malvarlığının bütün olarak,yani aktif ve pasifiyle (pasiften kasıt borçlardır) tek bir işlemle,bir kimseden başka bir kimseye geçmesidir.Yani külli intikalde,cüz’i intikalden farklı olarak,intikal konusu şeyin devri için gerekli olan işlemlerin ayrıca yapılmasına lüzum yoktur.

Medeni Kanun m.599 bu durumu şöyle belirtmiştir;

Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.


Örneklendirirsem; Külli halefiyette hakların intikalinde mirasçılar, taşınmazlarda tescile,taşınırlarda teslime,alacaklarda ise temlike ihtiyaç duymazlar,çünkü tüm bu işlemler,ölümle gerçekleşmiş olur.

Cüz’i halefiyette ise,mirasçı kendiliğinden bu hakları iktisap edemez.Cüz’i halef,külli halef olan mirasçılardan kendisine bırakılmış olan haklar için “talep hakkı” elde eder.(Borçlar Hukukundaki alacak hakkı gibi..) Cüz’i halef mirasçılar,külli halef mirasçılardan farklı olarak mirasbırakanın borçlarından sorumlu değillerdir.Oysa külli halefler,borçlardan sınırsız ve şahsi olarak sorumludurlar.

Bugünlük bu kadar,bir dahaki yazı da Ölüme Bağlı Tasarrufları anlatırım (Vasiyetname,miras sözleşmesi)

CEVAPLA

İnsan mısın? *