Devrim Öncesi Fransa’nın Siyasal Yapısı

1
1889

Fransız Devrimi’nin arka planındaki adamı, yani Emmanuel Joseph Sieyes‘i anlatabilmek için Fransa’nın Devrim Öncesi siyasal ve sosyal yapısına değinmem gerekli.

Herkes Fransız İhtilalinin tarihini çat diye 1789 olarak söyler, peki ihtilalin fikir babası kimdi? Amiyane tabirle, kim gazladı : ) ? İşte bu yüzden Sieyes abimin, ruhunu şad edicem, ama önce Devrim öncesi Fransa..

DEVRİM ÖNCESİ FRANSA

Siyasal Yapı

Mutlak Monarşi: Devrim öncesi Fransa’da, merkezi kuvvetli mutlak monarşi mevcut. Kral, iktidarın kaynağını Tanrı olarak görmekte. Genel kanaate göre, Tanrı toplum düzenini nasıl yaratmışsa, iktidarı da yaratmış ve toplum düzenini sağlamak için (ya da toplumu gütmek için) iktidarı kullanacak kişileri de seçmiştir. Ki bu kişiler tabi ki krallar olmaktadır. İktidarın kaynağına bakıldığında, olay açık ve net. Bir Tanrı var, bu Tanrı beni seçti, ben kimim, Kralım, emirlerime uyun..Peki neden uyalım? Çünkü beni Tanrı seçti..Çağımızın siyasal yapısıyla ucundan bile olsa yorumlamaya kalkınca tabi ki komik kalıyor. Ama bu komedi olarak adlandırabileceğimiz durum, yüzyıllar boyu sürmüş.

Mesela 15. Louis abim 1770 tarihli emirnamesinde şöyle buyurmuş paşam ;

Tacımızı Tanrı’dan almaktayız, kanun koyma hakkı kimseyle paylaşılamayan ve kimseye bağlı olmaksızın bize aittir.

14. Louis de hatıralarında şunları yazmış ;

İnsanlara bir takım krallar ihsan eden Tanrı, bu krallara kendi vekilleri olarak saygı gösterilmesini istedi.

Yani Fransa Krallarının megalomanlıklarından da anlaşılacağı üzere, kralın eğemenliğini sınırlayabilecek dünyevi hiçbir şey yoktur. Kralın otoritesinin tek sınırı, kendi vicdanı.

Yasama fonksiyonu kralın emirnameleri,fermanları,talimatları,mektupları, beratlarıyla yürütülürken, yürütme fonskiyonu, kralın seçtiği bakanlar tarafından sağlanmakta.Devrim öncesi Fransa’da 5 bakan ve bir maliye genel koordinatörü bulunmakta.

Yargı fonksiyonu ise, kralın seçtiği yargıçlar vasıtasıyla yürütülmekte, kral istediği her an davaya müdahil olabilmekte, suçluyu affedebilmekte.Yani yargı bağımsızlığından eser yok.

Tabi kral yetkilerini kullanırken, yardımcı olmak amaçlı bir takım kuruluşlar da mevcut. Bunların en önemlisi “Etats Generaux” . Bu kurul soylular, din adamları ve üçüncü sınıf temsilcilerinden oluşmakta. Devrim öncesine baktığımızda temsili niteliğe haiz tek organ budur. Kral istediği zaman bu kurul toplanır ve kararları da kralı bağlayıcı değildir. 1614 yılından, devrim öncesi büyük bunalıma kadar hiç toplantıya çağrılmamış, kağıt üstünde yaşamış bir kuruldur.

Mutlak Monarşinin Payandası Aristokrasi: Görünürde egemenlik tamamen kralın elinde olmasına rağmen, asıl gerçek, iktidarın “kral-din adamları ve soylular” ittifakına dayanmasıdır. Bu gerçeği en iyi anlatan satırlar 14. Louis’in soylulara ve din adamlarına hitaben yazdığı bildirgede saklı ;

Majeste Kral, kutsal İncil üzerine yemin eder ki , kendisi ve halefleri mevcut durumu her sahada muhafaza edecektir. Ayrıcalıklara, muafiyetlere, özgürlüklere, eski mülklere, örf ve adetlere zarar vermeyecektir…

14. Louis böyle bir bilgirge yayınlayarak , “merak etmeyin, üçüncü sınıfla siz bir misiniz, canımsınız, her türlü üstünsünüz” diyerek kendi meşruiyetinin toplumda güçlü kesimi temsil eden soylular ve din adamları tarafından sorgulanmasını önlemeye çalışmakta kanımca.

Örneğin, yasama-yürütme-yargı fonksiyonlarının ayrılması gerektiği, kuvvetler ayrılığı ilkesini  ortaya atan Fransız Filozof Montesquieu dahi, soylular sınıfının şart olduğunu belirtiyor. Kendisinin de bir soylu olmasının bunda ne derece etkisi var, bilemiyorum tabi ki.

Montesquieu şöyle demiş ;

Bir monarşide senyörlerin, kilisenin, soyluların ve şehirlilerin ayrıcalıkları kaldırılırsa, monarşi yerine zorba yönetim doğacaktır…

Yani, soylular olmazsa, kralın düzeni tek başına tesis edemeyeceğinden dem vuruyor.

Peki bu konu hakkında Devrim’in hazırlayıcısı Sieyes ne düşünmüş? Sieyes ; halkla otoritenin arasında herhangi bir ara sınıfın olmaması gerektiğini vurgulamış, soyluların halkın haklarını kralın tecavüzüne karşı korumak şöyle dursun, sahip oldukları ayrıcalıklarla, halkın haklarına en büyüz tecavüzü gerçekleştirdiklerini söylemiş.

Devrim öncesi siyasal yapıyı, kendimce özetlersem ;

  • Kral mutlak egemen, iktidarının kaynağı Tanrı iradesi.
  • Soylular ve din adamları, kralın iktidarını pratikte paylaşan kişiler.
  • Asıl Fransa’yı oluşturan ve üçüncü sınıf olarak adlandırılan Fransız halkı, iktidarda söz sahibi olmak şöyle dursun, temel hak ve özgürlüklerden dahi  yoksun.

Bundan sonraki yazımda, Devrim öncesi sosyal yapıyı anlatmaya çalışırım.

Kaynak: Fransız Devriminde Bir Başrol Oyuncusu Sieyes- M. Emin RUHİ Liberte Yayınları – Kitabı Satın Almak İçin Tıklayınız

1 YORUM

CEVAPLA

İnsan mısın? *